Bozulan insanlık, sonu gelmeyen meşgaleler ve batılılaşma derken bir de bakmışsın ki bir çıkış yolu bulamaz olmuşsun şu yalanlarla dolu dünyadan. Günah bataklığına bir girdin mi ardı arkası kesilmez olur, bir çıkış yolu bulamazsın. Artık hapsolmuşsundur günahlarla dolu dünya hapishanesinde. Yürürsün, yürürsün, ararsın ama nafile bildiğin çıkışlarda kaybolmuştur artık -hikayedeki- kapısız bir lunapark misali. İçerde seni tutan malayani şeyler olsada bir zaman sonra onların da bir manası olmaz senin için, sorar bir görevli biletlerin nerede diye, ne bileti kardeşim çıkmak istiyorum ben buradan dersin ama çıkılmaz çünkü arkandan kalabalıklar geliyordur ve zaten bir çıkış kapısı bulamamışsındır tüm çabalara rağmen...
Tüm bunların arasında birden Hafız Yaşar'ın sözü gelir akıllara. "Kur'an'ı Kerîm'i okudukça o senin gören gözün, duyan kulağın olur, unutma. Dağa taşa bakarsın, şu gördüğün çiçeklere, sokaktan geçen adamlara, her şeye, her şeye. Bu çiçek neler söylüyor, bu adam nereye gidiyor, bu taşı buraya niçin koymuşlar, hep anlarsın, Gece ile gündüz, uyku ile uyanıklık, hayatla ölüm birleşir. Dünyada niçin varsın, anlarsın. Okudukça açılırsın..."