Slowly :)
Gün içerisinde 1 sayfa da olsa İngilizce hikaye kitabına bakmaya çalışıyorum. Etkisini çok gördüm. Bilsem de tek tek çeviriye bakıp kontrollü gidiyorum. Bu yüzden yavaş ve kararlı devam ediyorum. İngilizce’yi bir an önce halletmem lazım. Çünkü sırada İspanyolca var 🥳🫶✨
Duygu ve Düşünce
DEVLET AKLI'NIN TARİHÇESİ - FAİLİN GİZLENMESİ
“Devlet aklı” denilen şey, modern siyasetin en eski bahane ya da silahlarındandır. Kavramı deştiğimizde karşımıza oldukça aşina olduğumuz bir isim çıkıyor, Makyavelli. Ya da orijinal yazımıyla Niccolò Machiavelli. Bu insanlığın baş belası herif siyasal düşüncede “devlet aklı”nın ilk tohumlarını Prens (1513) adlı kitabında atıyor. Machiavelli, doğrudan “devlet aklı” kavramını sistemleştirmez belki ama muazzam bir ilham kaynağı olur. Çünkü Machiavelli’nin radikal hareketi şudur: Siyaseti ahlaktan özerkleştirmek. Bilinler bilir; Ortaçağ siyasal teorisinde, yönetim ahlaki bir aktivitedir. Hükümdar, Tanrının yeryüzündeki temsilcisi gibi düşünülür. Yönetmek, aynı zamanda ahlaksallaştırmak demektir. Aristotales, eserlerinde erdem kavramı yerine ilginç bir kelime kullanır: Virtüler ahlak! Virtüler ahlak, cesaret, hikmet, direnç, sabır gibi temel ardamların bütünü içerir ve bu hasletler kural olarak değil, özümsenmiş olmak zorundadır.  Siyasal teoride ise Virtüler ahlak ile başarılı yönetim, aynı şeydir. Hatta virtüler ahlakı olmayan bir yönetim, başarılı olamayacağı inancı vardır. Machiavelli alçağı önce bunu kırıyor ve diyor ki: Eğer hükümdar başarılı olmak istiyorsa, bazen ahlaken davranması gerekse bile, bu başarı odaklı olmalı ve başarı tam tersini gerektiyorsa ahlak ve etik kuralları yok kabul edilebilir. Hatta diğer edisyonlarda bulamayabilirsiniz ama Cambridge’in Botero baskısında, bu gerilim çok açık şekilde ortaya koyar: “Ahlaken yönetmek ile başarılı yönetmek arasında bir gerilim vardır. İkisini birden gerçekleştirmek, çoğu zaman imkânsızdır.” İşte bu gerilim, modern siyasetin doğum anıdır. Çünkü bu andan itibaren, yönetim pratiği, ahlaki değerlendirmenin dışına çıkabiliyor. İktidarın korunması, düzenin sürekliliği, gerektiğinde ahlaki normların askıya
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben Kimim?
filepenyez ✯ ve Sȳzaerys•'tan gördüm Biraz değiştirip yapacağım 💓 ✨MBTI: ENFP Bu sene 19 olacağım. üni 1 bitiyor 💙(Sonbaharda doğma sorunsalı) 🎂: 14 Kasım En sevdiğim kitap serisi Cam Şato Kendimi bildim bileli kitap okuyorum ✨ çocukken klasikleri çok okurdum bu aralar hiç okumadığım kadar fantastik okuyorum. Distopyaya da bayılırım 💕 Beni görünce aklınıza gelebilecek kitap karakterleri; Aelin ve Rowan Whitethorn, Aaron Warner, Legend ve Tella, Edan ve Maia, Manon Blackbeak. Hobilerim fotoğraf çekmek, resim yapmak, (özellikle tuvale doğa resimleri çizmeyi seviyorum.) kitap okumak, film/dizi izlemek, paten kaymak, Sims 4 oynamak 😁 Kitap zevkim gibi dizi zevkim de karışık Kore, Türk, Japon, Çin, Amerika, İngiltere, Tayland karışık MDNDMZM Çocukken anneannemin yanında Hint dizisi de izliyordum çaktırmayın🤧 Zevkimi yansıtan diziler: Doctor Who, Lovely Runner, Alchemy Of Souls, Once Upon A Time, Moon Lovers, Squid Game, Hidden Love, Aşk Mantık İntikam,Whene I Fly Towards You, You Are Desire, Queen Of Tears, Pyramid game, night has come. Soy Luna ve İlk 11 sevdiğim gençlik dizileri🩷 Soy Luna'dan dolayı paten kaymaya başladım. Film zevkimse: Hint filmlerine ve uzayla alakalı filmlere bayılırım. Favlarım: Interstellar, Kurtuluş Projesi, Dangal, Sevginin Gücü, Sultan, Ghajini, Kehanet, Harry Potter, Senden Önce Ben. Slytherin'e kendimi daha yakın hissediyorum. Sirius, Snape, Dobby karakterlerini seviyorum. Animasyon da izlerim: Uğur böceği ve kara kedi (Marichat hayranıydım.) Winx (küçükken Stella'yı şimdi Bloom'u seviyorum.) Bloom bence Valtor'la olmalıydı. Prenses Elena ve Sofia 🤧 Esrarengiz kasabaya BAYILIRIM❤️‍🔥 Tarihi eserdense doğa harikalarını gezmeyi severim. Kitap editleri yapmaya bayılıyorum 🥳😻 Uzayla, Mısır piramitleri ve
1000Kitap
Querencia...
İspanyolca bir kelime. Ama sıradan bir kelime değil. İnsan ruhunun gizlice saklandığı, kırıldığında geri dönmek istediği yeri anlatan bir kelime. Güvende hissettiğin, nefes alabildiğin, kimseye açıklama yapmak zorunda kalmadığın o görünmez sığınak… Bir insan olabilir, bir şehir olabilir, bir anı olabilir. Ya da bazen sadece bir çift göz. İnsanın bütün savaşlarından sonra dönüp içine kıvrıldığı yerin adı: querencia. Ve ben bu kelimeyi ilk duyduğumda aklıma hiçbir şehir gelmedi. Hiçbir ev gelmedi. Sadece Bang Chan geldi. Çünkü bazı insanlar gerçekten “yer” gibi hissettiriyor. Hayatım boyunca kendimi çoğu zaman ait hissetmeden yaşadım. Sanki bulunduğum her ortamda biraz fazlaydım, biraz eksiktim. İnsanların arasında durup yine de yalnız hissediyordum. Kendimi anlatmaya çalışmaktan yorulmuş, anlaşılmamayı kabullenmiş gibiydim. Sonra bir gün bir insanın sesi, bakışları ve varlığı içimde yıllardır kilitli duran bir kapıyı sessizce araladı. İşte o zaman “querencia”nın ne demek olduğunu anladım. Çünkü bazı insanlar sadece sevilmez. Bazı insanlar insana sığınak olur. Bang Chan benim için tam olarak böyle biri. Belki hiç tanımadığı bir insanım. Belki kalabalıklar arasında adı bile duyulmayacak biriyim. Ama bazen insanın ruhuna dokunmak için fiziksel olarak yanında olmak gerekmiyor. Çünkü bazı insanlar kilometrelerce uzakta olsa bile kalbinin en yorgun yerine oturabiliyor. Onun konuşma şekli… İnsanları sakinleştirirken kullandığı o yumuşak ton… Herkesi önemserken kendini unutması… Gülümsediğinde gözlerinin küçülmesi… Yorgun olduğu halde güçlü görünmeye çalışması… Bütün bunlar bana dünyanın hâlâ tamamen kötü bir yer olmadığını hatırlatıyor. Ve garip olan şu ki; insan bazen hiç dokunamadığı birine kendini en yakın hissedebiliyor. Çünkü querencia yalnızca güven demek değil. Aynı
Bang Christopher Chan
Apollon ve Dionysos’un anlam evreninde iki zıt kutupta konumlanan bir diğer kavram ise “anne”dir. Anne kelimesinin etimolojisi maddeden (İng. matter-material) gelir. Almanca mutter, İngilizce mother ya da mama, İspanyolca madre; anne kavramının maddiliğine ve sıvılarla ilişkisine vurgu yapar (Paglia, 1990/2004: 106). Anneyi terk eden, katleden yahut sembolik düzlemde öldüren Apollonik akıl, daima anne özlemi çeken Dionysos’un aksine bizzat toprak ana ile savaş halindedir ve en büyük savaş meydanlarından biri de sanat alanının kendisidir.
Çünkü aşk hiçbir şeyle satın alınamaz
Puede que no te haga falta na’ aparentemente na’ Hawái de vacaciones mis felicitaciones muy lindo en Instagram lo que posteas pa’ que yo vea como te va de bien pero te haces mal porque el amor no se compra con na’ Usul usul İspanyolca da çalışmama Bu şarkıyı da ezbere bilmeme 💯🎉
Müzik