Aslında Dante'nin İtalyanca'da, Cervan-tes'in İspanyolca'da, Shakespeare'in İngilizcede yaptığını Fransızca'da yapmış, halkın, sokağın diliyle her düşüncenin, ne kadar derin, ne kadar ince olursa olsun pekålâ söylenebileceğini kanıtlamıştır. «Ah, keşke Paris'in sebze pazarında kullanılan sözcüklerle konuşabilsem» der Montaigne ve Platon'un düşüncesini anlatırken o sözcükleri kullanmaktan çekinmez. Bütün yaşanmış, gerçek düşünceler gibi Montaigne'in düşüncesi de çokluğun kullandığı dile başvurmuş, herkesin konuşmasına uymakla kendi rengini SERBEST DÜŞÜN, RAHAT SÖYLE der gibidir. Avrupa'da çokları Montaigne'i bir filozof saymaz, onu daha çok edebiyata malederler. Filozofu bir düşünce sistemi kuran diye alırsak Montaigne gerçekten Descartes, Hegel, Kant, Comte gibi filozofların yanına girmez, kendi de zaten bu birlikteliğe razı olmaz. Montaigne'in sistemi olsa olsa hiçbir sisteme girmeden düşünme yoludur. Ona göre insan düşüncesi sistemleri kırarak gelişir, çünkü hiçbir sistem hayatı ve insanı bütün zenginliğiyle kucakla-yamaz. Montaigne'in istediği her gün, her şeyi yeni baştan düşünebilmektir.