Berberi komutan Târık b. Ziyâd, çoğunluğu Berberiler'den oluşan 7000 kişilik bir ordunun başında fetih niyetiyle 711 yılında İspanya'ya gönderildi. Târık'ın orduyu ilk konuşlandırdığı yer daha sonra kendi adına nispetle Cebelitârık (İspanyolca Gibraltar) diye adlandırılmıştır. Aynı şekilde Akdeniz'i Atlas Okyonusu'na bağlayan su yolu da Cebelitârık Boğazı adını almıştır.
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Tarih
— Just a moment... demeyi bir iki kez yineliyor, sonunda Beyto’ya: — Ne söyleyeceksen söyle oğlum, herif bekliyor. diyerek bu yeminsiz tercüman konumdan biraz da sıkıldığını belli ediyor. — Nasılmış? diye soruyor Beyto. Fethi bunu ingilizce o herife soruyor, herif ispanyolca kıza soruyor, kız ispanyolca iyiyim, demiş olmalı ki, bunu herifin Fethi’ye ingilizce söylemesinden sonra, yani Beyto soruyu soralı beri sigarasından ikinci fırtını almışken Fethi ona: — İyiymiş!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"ben Dante," dedi. bu sefer daha çok güldüm. "pardon," dedim. "sorun değil. insanlar ismimi duyunca gülüyor hep." "hayır, ondan değil," dedim. "benim ismim de Aristo." gözleri ışıldadı. yani ağzımdan çıkan her kelimeyi resmen can kulağıyla dinleyecekmiş gibiydi. "Aristo," diye tekrar ettim. sonra ikimiz de biraz kendimizi kaybettik. kahkahalara boğulmuştuk. "babam edebiyat profesörü," dedi. "en azından senin bahanen var. benimki postacı. Aristo büyükbabamın isminden geliyor." sonra ismini çok ağır bir Meksikalı aksanıyla telaffuz ettim: "Aristotiles. göbek adım da Angel." sonra İspanyolca okudum. "Angel." "yani adın Aristo Angel mı?" "evet. gerçek adım." yine kahkahalara boğulduk. duramıyorduk. neye güldüğümüzü merak ettim. sadece ismimize mi? rahatladığımız için mi? mutlu muyduk?
Sayfa 24
İngilizce, Fransızca, İspanyolca... İlk bakışta "depresyon" kelimesi her dilde ortaktır. Ne var ki, başka dillerden farkIı olarak Türkçede depresyon bir "fiil"den ziyade, bir "mekân" gibi algılanır. Bu sebeptendir ki, "bunalım-da" ya da "bunalım-dayım" denir. Sanki "bunalım" bir mekânmış gibi. İçine girilen bir karanlık oda...İçinde kaybolunan bir koca kıta...
Sayfa 24·Kitabı okudu
Alıntı
Kolomb ilkin o dönemin zengini Osmanlı padişahından istiyor, gemiyi, parayı. Bizimkiler dünyanın yuvarlaklığı ve ilerde Amerika adı verilecek bir anakaranın varlığıyla pek ilgilenmiyorlar. Ya da kendilerini dolandırmaya gelmiş bir kefere olarak görüyorlar Kristof'u. O da İspanyollara başvuruyor. İspanyollar bastırıyor parayı ve keşfediliyor Amerika ve bu yüzden ispanyolca konuşuluyor Amerika'nın büyük bir bölümünde. Düşünebiliyor musunuz, Osmanlı bastırsa parayı, verse gemileri, Kristof Ali Reis olarak gönderseler adamı donanmanın başında, bugün Amerika türk! En çok konuşulan dil türkçe, bütün dünya Yaşar Kemal okuyor Gabriel Garcia Marquez yerine! Tekila yerine rakı yaygın Güney Amerika'da... Los Machucambos ya da Los Paraguayos yerine, Kandıralı Kardeşler'le coşuyor, göbek atıyor tüm dünya...
Sayfa 13 - Nuh'un Gemisi·Kitabı okudu
Edebiyat
Serbest düşün…
Aslında Dante'nin İtalyanca'da, Cervan-tes'in İspanyolca'da, Shakespeare'in İngilizcede yaptığını Fransızca'da yapmış, halkın, sokağın diliyle her düşüncenin, ne kadar derin, ne kadar ince olursa olsun pekålâ söylenebileceğini kanıtlamıştır. «Ah, keşke Paris'in sebze pazarında kullanılan sözcüklerle konuşabilsem» der Montaigne ve Platon'un düşüncesini anlatırken o sözcükleri kullanmaktan çekinmez. Bütün yaşanmış, gerçek düşünceler gibi Montaigne'in düşüncesi de çokluğun kullandığı dile başvurmuş, herkesin konuşmasına uymakla kendi rengini SERBEST DÜŞÜN, RAHAT SÖYLE der gibidir. Avrupa'da çokları Montaigne'i bir filozof saymaz, onu daha çok edebiyata malederler. Filozofu bir düşünce sistemi kuran diye alırsak Montaigne gerçekten Descartes, Hegel, Kant, Comte gibi filozofların yanına girmez, kendi de zaten bu birlikteliğe razı olmaz. Montaigne'in sistemi olsa olsa hiçbir sisteme girmeden düşünme yoludur. Ona göre insan düşüncesi sistemleri kırarak gelişir, çünkü hiçbir sistem hayatı ve insanı bütün zenginliğiyle kucakla-yamaz. Montaigne'in istediği her gün, her şeyi yeni baştan düşünebilmektir.