Aşk tanrıçası ve insani aşk
9/10
·256 syf.··
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 16:12
Ahmet Ümit’in kaleminden masal okumak da bir farklılık oluyormuş. Harika bir masal evreni kurgulamış ve yansıtmış. Hani o küçükken okuduğumuz masallar gibi hayaller dünyasına daldırıyor. Öğretisi bol bir masal olmuş. Bazı bazı sıkıldığım yerler oldu biraz daha kısa anlatılabilirmiş dedim ama sonuçta bir masaldı. Uzun uzun anlatılan , betimlenen…Farklı bir türde de kendini yine kanıtladı. 10 puan vermememin nedeni bazen okurken biraz sıkıldığımdan ötürü. 5 farklı prensin aynı olaylarını anlatırken tekrar tekrar o kısımları okumak sıkıcı geldi. Öğtetisi o kadar yüksekti ki. Aslında dünyamızdaki aşkı, hırsı çok güzel anlatmış. İhtiras ve hırsa kapılınca aşkı unutup karşı taraf esirimiz sadece bizimmiş gibi hissediyoruz. Onun duyguları , korkuları, hisleri göz ardı ediliyor. Bu anlatıları çok güzel ve yerinde bir üslupla anlatmış.Onun haricinde güzel bir kitaptı. Tek oturuşta bitiremediğim sayfa sayısı az olmasına rağmen benim için okuma hızı yavaş ve uzun oldu. Masal tadında 4 güne yaymış olmuş parça parça kesitler şeklinde. Okuyacak olanlara iyi okumalar dilerim.
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma
Devamını yorumlara yazacağım..
Puan vermedi·%56 (180/320 syf.)
Kaan ve Hande çocukluk arkadaşı, lise aşkıdır. Liseyi İzmir'de, üniversiteyi İstanbul'da birlikte okurlar. Okul bittikten sonra evlenmeyi planlarken Hande iş bulur, Kaan ise iş arayışındadır. Hande iş hayatına alıştıkça Kaan'a karşı soğur. Kaan iş bulduğu gün Hande'ye bu haberi vermek için buluştuğunda, Hande ona "birlikte olamayacağız" diyerek orayı terk eder. Kaan yıkılır, bileğini keserek intihara teşebbüs eder, komşusu tarafından hastaneye yetiştirilir ve hayata döner. Ama bileğinde artık kanayan bir yara vardır. Eski arkadaşı Ayça, Kaan'ı toparlar, kendi çalıştığı yerde iş bulur, onu hayata yeniden bağlar. Kaan geceleri şiir yazar, yazdıklarını Facebook'ta paylaşır. Bu sırada hayatına Ece girer, aynı şirkette çalışmaktadırlar. Dostlukla başlayan yakınlaşma bir akşam evlerinde samimi bir an yaşarken kesintiye uğrar: Kaan'ın bileğindeki yara kanar, kan Ece'nin yüzüne bulaşır. Kaan her şeyi anlatır, Ece uzaklaşır. Duru ile de benzer bir şey yaşar – elle tutuştuklarında yara yine kanar. Kaan, yarasının başka bir ilişkiye izin vermeyeceğini anlar. Bir gün arabayla giderken önüne bir deniz topu fırlar, ardından bir çocuk. Kaan frene basar, çocuğun yanına gider. Çocuk bileğinin kanadığını söyler, Kaan "bazen kanıyor" der. Çocuk, sanki her şeyi biliyormuş gibi, "Bazı yaralar sardıkça kanar" der ve kaybolur. Kaan bu sözü çok düşünür, çocuğa "Deniz Çocuğu" adını verir. Sözü Facebook duvarında paylaşır. Bir süre sonra Lavin adlı bir kız, "Tıp dünyasının dramı" diye alaycı bir yorum yapar. Kaan sinirlense de güler, merak eder, arkadaşlık isteği gönderir, Lavin kabul eder.
Alıntı
YaralıKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 20149,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:59
Farklı coğrafyaların edebiyatını okumak, o coğrafyalar hakkında ne kadar çok şey öğretiyor insana. Yalnızca anlatılan hikâyeler değil; karakterlerin sokakta yürürken düşündükleri, yemek yerken gözlemledikleri, birbirlerini sevmeleri ya da birbirlerinden nefret etmeleri de bize o toplum hakkında adeta bir rapor sunuyor. Azeri edebiyatından okuduğum bu olağanüstü kitap da beni yine alıp başka coğrafyalara götürdü. Moskova ve Bakü sokaklarında karakterlerle birlikte dolaştım. Şehirler ayrıntılı tasvirlerle anlatılmasa da bu kez onları karakterlerin iç dünyalarından geçerek tanıdık; onların sevinçleri, kırgınlıkları ve özlemleriyle gezdik. Bu kitap aslında iki ayrı romandan oluşuyor: Ak Liman ve Beş Katlı Apartmanın Altıncı Katı. Birbirlerinden bağımsız görünseler de aynı hikâyenin devamı gibiler. Ancak bu iki romana, kırk beş yıl sonra eklenen yeni bir son daha var: Tahmine'nin Son Sırrı. Yazar, sonsözünde neden böyle bir hikâye ekleme ihtiyacı duyduğunu anlatıyor. Açıkçası, ben de kitabı bitirdiğimde onunla benzer bir düşünceye kapılmıştım. Ama bu son metni okuyunca yapılan eklemenin hem oldukça romantik hem de yazarın yarattığı karakterlere ne kadar bağlı olduğunun bir göstergesi olduğunu düşündüm. Bu metin tam anlamıyla bir klasik. Rus romanlarında rastladığımız o güçlü olay örgüsüne sahip. Karakterlerin iç monologları oldukça fazla olmasına rağmen anlatının ritmini hiç bozmuyor; aksine onları psikolojik açıdan daha yakından tanımamıza imkân veriyor. Bunun yanında, bizdeki klasiklerin taşıdığı o tanıdık duyguya da sahip. Okurken kalbi titreten bir ton hep var ve anlatının sesi hiç düşmüyor. Sade bir dille yazılmış olmasına rağmen basitlikten çok uzak; derinliği olan, yaşamdan çok insanın iç dünyasına yönelen bir roman. Ak Liman'da bir yayınevinde
Beş Katlı Apartmanın Altıncı KatıAnar Rızayev · Ketebe Yayınları · 20231,855 okunma
5/10
·112 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 01:38
“Şıklık yalnız kıyafetle olmaz. Mizaç ve ahlakça da şık olmak icap eder.” Şöhret Bey’in züppeliği, kibri ve gösteriş aşkı yüzünden ahlaki sınırlarını kaybedişini okuyoruz. Herkes kendi seçimlerinin sonucunu yaşar ve Şöhret Bey de öyle oldu. İnsanı felakete götüren şey çoğu zaman kötü insanlarla karşılaşmış olması değildir, kendi zaaflarını yönetemiyor oluşudur. Gürpınar’ın ilk romanıdır yani acemilik eseridir diyebiliriz ama yazdığı yıllarda bile çok iyi yazılmış olduğu söylenir ve onun yazdığına inanmazlar. Yine yer yer mizahi dili de ortaya çıkmaktadır. Gürpınar’ın en sevdiğim romanı olmadı ama toplum içinden bir konu olmasıyla okunabilecek bir kitap. Kitapla ve sevgiyle kalınız:))
Edebiyat
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,9bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 29. kitabı
Ennnn sevdiğim padişahRahmetli İlber Ortaylı’nın kalemiyle ilk kez tanıştım. Gayet akıcı ve kolay anlaşılır bir uslubu var fakat kitap beni yordu diyebilirim. Biyografik bir kitap beklemiştim. İstedim ki sadece Fatih’i anlatsın. Ne yer?ne içer?nasıl yaşar?günü nasıl geçer? Onu daha çok daha çok tanımak istiyorum Ama beklediğim gibi değildi o yüzden modum düştü. Neyse kitapta ilgimi çekenlerden biraz paylaşım yapayım. Eskiden savaşın da bir ahlakı varmış onu gördüm.Padişahın makamına yürüdüğü bir tören var ve bu tören tüm dünyada kabul görmüş ki 1. Dünya savaşı esnasında bile normalde durmadan bombalar kızgın çiviler atan İngilizler,o gün tek bomba dahi atmıyor. Saygı var. Savaş kazanmak sadece maddi imkanlarla değil, fethedeceğin yerin coğrafi şartlarını konumunu göz önünde bulundurup, dönemine göre en gelişmiş tekniklerle stratejiyi uygulayabilmektir onu da Atam Fatih çok güzel uygulamış. Kısacık ömrüne 21 fetih sığdırmış canım benimmekanı cennet olsun Dizilerde hep ön planda olan kahramanlar asar keser vs ya aslında öyle değil. Fatih Sultan Mehmet,Konstantini öldürmemiştir. İmparator savaş esnasında kaçarken bir grup asker tarafından öldürülmüştür ve onun da Konstantin olduğunu giydiği çoraptan anlamışlardır.Çünkü tanınmayacak haldeymiş. Hatta Fatih’in Konstantin hakkında nerededir diye sorduğu bile söyleniyor. O da öldüğünü askerlerden öğreniyor. Ama işte biz film izlerken baş karakter olduğu için en kötü karakteri sevdiğimiz kişi yok etsin istiyoruz onlar da öyle kurguluyor. Aslında bire bir anlatılması daha güzel ve öğretici olur okumayanlar için. Genel olarak sıkıldım o yüzden zor bir kitap oldu benim için .Sürekli konudan koptum falan. Benim bu hâlim kesinlikle yazarın sıkıcı yazdığından dolayı ya da üslubundan dolayı değil sadece beklentimin farklı
Fâtih Sultan Mehmedİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2025927 okunma
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Bir insan kendini ararken gerçekten nereye kadar gidebilir? *Puslu Kıtalar Atlası* biraz da bunun hikâyesi. Bürokrasinin, iktidarın, hafızanın ve kimliğin birbirine karıştığı; gerçekle hayalin aynı sokakta yürüdüğü bir dünya kurmuş İhsan Oktay Anar. Uzun İhsan'ın peşinden giderken aslında insanın kendi hakikatini arayışını da okuyorsunuz. Her karakter, her diyalog ve her ayrıntı sanki görünenden daha fazlasını saklıyor. Bazen tek bir cümle için durup düşünmek, bazen de bir sayfayı tekrar okumak istedim. Bu kitap herkese hitap etmeyebilir. Sabır istiyor, dikkat istiyor. Ama kendinizi o pusun içine bırakabilirseniz, çıktığınızda sadece bir roman bitirmiş olmuyorsunuz; zihninizde uzun süre yaşamaya devam eden bambaşka bir âlem taşıyorsunuz.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,9bin okunma