Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde, Arap cephesinde, Jön Türkler hareketinin direkt bir yansıması ve izdüşümü ortaya çıkmıştı: Fetât (Genç Araplar) Cemiyeti. İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarının Arap coğrafyasına yönelik menfi siyasetinin oluşturduğu tepki ortamında Paris'te doğan hareket, Osmanlı sınırları içinde özerk bir Arap yönetiminin kurulmasını hedefliyordu. Kurucu kadroya göre, Araplar kendi iç işlerinde,.yönetimde, eğitimde, adalet sisteminde ve ekonomide tamamen bağımsız olacak, ama dış işlerinde başkent İstanbul'a bağlılıklarını sürdürecekti. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden hemen önce merkezini Beyrut'a, ardından da Şam'a taşıyan cemiyet, savaşın başlamasıyla birlikte hedefini “bağımsız ve birleşik bir Arap ülkesi” olarak güncelledi. Şerif Hüseyin ailesiyle de yakın temasa geçen cemiyet, çok geçmeden İngilizlerin kontrolü altına girdi. 1915'te cemiyet adına yayımlanan protokol, bütün üyelere ve sempatizanlara, İngiltere saflarında Osmanlı'ya karşı savaş çağrısında bulunuyordu.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Tarih
Boşuna değil Her dakika seni hatırlayışım Boşuna değil her akşam İçime bir garipliğin çökmesi Bu şehrin bütün sokaklarında Yana yakıla seni aramam boşuna değil
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sen Kendini Tanrı Katına Koydun Ey İnsan
“İlk insanlar Babil Kulesi'ni inşa etmeye kalkıştığında, Tanrı onların dilini karıştırmış, birbirlerini anlayamaz hale getirerek kuleyi yapmalarını engellemişti. Neye yaradı? Hırslanan insan, hem yeryüzünü hem gökyüzünü fethetti. Bir değil bin kule yaptı, göğü defalarca delip geçti. Binalar uzadıkça Tanrı'nın yok olduğunu fark eden insan bir daha onu aramadı. Karınca yollarından daha karışık kentler inşa ederek bütün dilleri ve ırkları bir araya topladı. Ölmeyecekmiş gibi yaşadı. Yeni bir Tanrı gerekiyorsa, insandan başka aday yoktu buna. Kudreti arttıkça kendi gölgesi büyüdü ve gölgesine baktıkça iyiliği de unuttu. Ne yaptığının farkında değildi. İyiliğin yerine doğruyu, doğrunun yerine kâr- zarar hesabını koydu. İlk ateşin, ilk sözün ve ilk öpüşün anılarını belleğinden sildi. Geriye bir tek acı kaldı, insana iyiliği anımsatan. Onu da ilaçlarla dindirmeye çalıştı.
Sayfa 143 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Karadan Yürüyen Gemiler
Gemilerin karadan yürütülmesi, yaygın kanaate göre Türk tarihinde ilk olarak Fatih'in İstanbul'u fethi sırasında yaşanan bir gelişme olarak bilinmektedir. Ancak Düsturnâme'de yer alan bir kayıt bu yaygın düşüncenin aksine bu tarihi olayın ilk olarak Aydınoğulları Beyliği döneminde ve Gazi Umur Paşa tarafından yapıldığını ortaya koymaktadır
Sayfa 127 - Selenge Yayınevi, İstanbul, 2025
Tarih
Posta yoluyla nişan mı???
Aile, kış gününde Ankara İstanbul arasında çok gidip gelme olmasın diye, nişanın posta yoluyla halledilmesine itiraz etmemişti.
Sayfa 176·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
“İstanbul kendini açmaz, sadece izler. Bazen de konuşmadan yargılar..."
Alıntı