Sevgi dili 32..
— Bana neden bu kadar değer veriyorsun? Çünkü insanlar birbirlerini sadece sevdikleri için değil, kendilerini nasıl hissettirdikleri için de hayatlarında tutarlar. Senin yanında kendimi anlatmak zorunda kalmıyorum mesela. Her cümlemi açıklamaya çalışmıyorum. Her duygumu savunmuyorum. Bazı insanlar vardır; yanlarına gidince yorulursun. Bazıları vardır; yanlarından ayrılınca. Sen ikinci gruptansın. — Ama ben kusurluyum. Kim değil ki? Hem insanı özel yapan kusursuzluğu değil, kendine ait yaralarıdır biraz da. Bir gün yüzündeki gülümsemeyi, bir gün gözlerindeki hüznü, bir gün kimsenin görmediği yorgunluğu seviyorsun. Sevgi, bir insanın en güzel taraflarına hayran olmak değil sadece; en kırık yerlerini görünce de gitmemektir.
Duygular
İşte bir insan evine döndüğünde, kendi odasına girdiğinde nasıl büyük bir huzur ve mutluluk hissederse; Yüce Allah'ın adı senin kalbinde anılınca, kalbin de kendi asıl sahibini, ev sahibini ağırladığı için öyle büyük bir neşeyle, ferahlıkla doluyor.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayatında olup biten şeylerin, dilediğin şekilde olmasını isteme: Nasıl oluyorlarsa, öyle olmalarını iste. Böylece her zaman mutlu olursun.
Hayata Dair
İşte Bu!
Huzur paha biçilemez. Doğa şifadır. Sağlık her şeydir. Ve mutluluk aslında çok basittir.
Sanat ve Anlam Arayışı
Çocukluğumuzdan itibaren bize hedef koymak öğretilir. İyi notlar alırsak, istediğimiz bölümü kazanırsak, iyi bir işe girersek ya da uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir şeyi başarırsak mutlu olacağımız söylenir. Bu yüzden hayatın önemli bir kısmı bir sonraki hedefe doğru yürüyerek geçer. Bir sınava hazırlanırız, bir ev almak için yıllarca para biriktiririz, çocuklarımız için hayaller kurarız. Hedeflerin şekli değişir ama verdikleri vaat pek değişmez. Bir gün her şey biraz daha yerine oturacaktır. Bu inanç bütünüyle yanlış değildir. Uzun zamandır beklenen bir haber geldiğinde, yıllarca emek verilen bir iş sonuçlandığında ya da büyük bir özlem sona erdiğinde hissedilen sevinç gerçektir. Yalnız bazen insanı şaşırtan başka bir şey olur. Ulaşılması gereken şeye ulaşılsa da, ulaşılmasa da, hatta görünürde hiçbir sorun yokken bile içimizde açıklaması zor bir eksiklik hissedebiliriz. O eksiklik hissiyle ne yapacağımızı bilemeyiz. Kimi zaman yeni hedeflere yöneliriz, kimi zaman kendimizi daha yoğun çalışırken buluruz. Çünkü başımıza gelenleri yalnızca yaşamakla yetinmeyiz. Onları birbirine bağlamaya çalışırız. Tarif etmekte zorlandığımız duyguların kaynağı da çoğu zaman budur. Eksik olan şey her zaman yeni bir hedef değildir. Daha çok, yaşadıklarımızın nasıl bir bütünün parçası olduğunu görebilmektir. Mutluluk aradığımızı düşünürüz. Oysa çoğu zaman peşinde olduğumuz şey, yaşadığımız hayatın bir yere oturduğunu hissedebilmektir. Yerine oturmayan parça Aynı olay iki farklı kişinin hayatında bambaşka izler bırakabilir. Bir ayrılık birini yıllarca geçmişe bağlarken, başka biri için yeni bir başlangıca dönüşebilir. Bir başarı birinin yönünü değiştirirken, başka biri için kısa süreli bir sevinç olarak kalabilir. Başımıza gelenler kadar, onlara verdiğimiz anlamlar da kim
Makale|Yazı
Geçmişe bir şiir. /:
İçimdeki Çocukluğa Gömüldün Aşk dediğin nedir ki? Bir ince ip, bir de sen. İp beni boğar da, Gelip bir kessen. Nasıl gülebilirim, Ruhum yavaş yavaş ölürken? Nasıl bu kadar uzak olabilirim, Seni deli gibi severken? Neyse, çay demledim. Bilirsin, alkol beni bozar. Kalbimin titremesini dinlediğinden beri Başladı bende unutkanlıklar. Seni severken geceye çöktü Senli düşünceler, umutlar. "Ben seni seviyorum" diyemedim hiçbir zaman, Bu yüzden sevdam var diye dolaşamadım. Sensiz kaldı sokaklar, Sessiz kaldı adımlar. Anlat deme; ben seni Rabbime anlattım. Gözyaşımı secdeye damlattım. İyi hoş, güzel sevdim seni ben. Seni severken bile
Şiir