Ruhumun derinliklerinden gelen soğukla
ürperiyor bedenim,
Kapamadığım gözlerimi açıyorum birden.
Ah, ne büyük mutluluk sonunda düşlerden kurtulmak!
İşte
yeniden gerçek dünya, sinirleri rahatlatan!
erdem, felsefe, adalet, hepsi boş sözlerin kuru gürültülerinden başka bir şey değildir, bir tek mutluluk vardır: iyi bir yaşam sürmek, yiyip içmek, varlığından yararlanmak! işte yaşam diye buna derim! ölümlü olduğunu anımsamak budur işte! günler akıp geçiyor, yaşam onarılamadan kayıp gidiyor, hâlâ duraksıyor muyuz
bilge olmak neye yarar?
Utopiadaki toplum kurumlarının amacı, her şeyden önce halkın ve bireylerin ihtiyaçlarını gidermek, sonra herkese bedenin köleliğinden kurtulmak, düşüncesini özgürce işletmek, kafa yetilerini bilimler ve sanatlarla geliştirmek için mümkün olduğu kadar çok vakit bırakmaktır. Utopialılar için gerçek mutluluk işte bu düşünce gelişmesinin ta kendisidir.
Bence aşk... anımsarsın, Platon'un "Şölen"inde tanımladığı her iki aşk da insanlar için denektaşıdır. Bazı insanlar bunlardan sadece birini, diğerleri de diğerini anlıyor. Ve sadece Platon'un kastetmediği aşkı anlayanlar dramdan boşu boşuna söz ediyorlar.
Böyle bir aşkta hiçbir dram olamaz. "Verdiğiniz mutluluk için size çok müteşekkirim efendim," ve işte bütün dram. Platon'un kastettiği aşk içinse dram söz konusu olamaz, çünkü böyle bir aşkta her şey açık ve saftır.
Daha otuz beşimize basmadan her şeyin bittiğini, işin tamam olduğunu; aşkın, arzunun, ümit ve ihtirasın artık bir daha uyanmamak üzere sönüp gittiğini kendi kendimize itiraf etmek; kendi kendimize, bütün mutluluk ve başarı kapılarının kapandığını söylemek ve gelip, burada bir ağaç gibi yavaş yavaş kurumağa mahkûm olmak. Böyle mi olacaktı? Böyle mi sanmıştım? Lâkin, işte böyle oldu ve böyle olması lazımdı.