Nietzsche'ye göre Hıristiyanlık, Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış korkak kölelerin zihninde şekillenmişti. Güçsüzlüğün adı "iyilik", sünepe- liğin adı "iyi huyluluk", düşmana boyun eğmenin adı "itaatkârlık" ve Nietzsche'nin deyişiyle, "intikam almaktan aciz olma"nın adı "affedicilik" olmuştu. Her tür zayıflığa yüceltici bir ad verilmişti, sanki her zayıflık "bir başarıymış, istenen, seçilen bir şeymiş, kahramanca bir hareket, bir zafermiş gibi". Kendilerini rahatlık dinine adamış Hıristiyanlar, kendi değer sistemleri içinde, arzu edileni değil kolay olanı elde etmeye önem vermiş, böylece yaşamın sunabileceği pek çok zenginliği de bir kenara itmişlerdi.
"Sen iflah olmaz şekilde hayatta kaybetmeye mahkûm bir insansın, oğlum," diye içini çekiyordu Trueba "Sende gerçeklik duygusundan eser yok. Dünyanın nasıl bir yer olduğunu hâlâ anlayamamışsın. Var olmayan ütopik değerlere oynuyorsun."
"Başkalarına yardım etmek var olan bir değerdir, baba."
"Değildir. Hayırseverlik, tıpkı sosyalizm gibi, zayıf insanların güçlülere boyun eğdirmek ve onları kullanmak için uydurdukları bir şeydir."
"Ben sizin o güçlüler ve zayıflar teorinize inanmıyorum," diye karşılık veriyordu Jaime.
"Doğada da bu hep böyledir. Bizler bir cangılda yaşıyoruz."
“Evet öyle , çünkü kuralları koyanlar her zaman sizin gibi düşünenler, ama bu hep böyle olmayacak”
Bütün dünya, Araplar ile Yahudilerin yıllar boyu, hatta yüzyıllar boyu birbirlerini öldürmelerini bekliyordu, herkes bir karara varmıştı bile... İngilizler, Sovyetler, Amerikalılar ve Türkler... Herkes. Biz ikimiz dışında! Biz, bu anlaşmazlığı önlemek istiyorduk , aşkımızın simgesinin "bir başka yol" olmasını istiyorduk
Antlaşmadaki ek bir madde Kanton’a birkaç mil uzaklıktaki bir sahil adasını kalıcı olarak İngilizlere veriyordu; adanın yerel dilde “tütsü kokulu liman”
anlamına gelen güzel bir adı vardı: Hong Kong
Tarihin cilveleri dünyanın bütün bölgelerinde kötü sonuçlanmış çatışmalar, kötü çizilmiş sınırlar, tam kapanmamış yaralar bıraktı. Eğer bir toplum hakarete uğramış , tehdit altında veya mağdur olduğunu her düşündüğünde kaba kuvvete başvurma hakkını kendinde bulursa bütün yeryüzü kanlı bir ormana döner.