..Hayal gücü her şeydir. Hayatın yaklaşan güzelliklerinin ön izlemesidir. ~Albert Einstein ..İnsan zihni, inandığı şeyi gerçekleştirebilir. ~Napoleon Hill ..Düşündüğümüz şey oluruz. ~ Buddha ..Evren yalnızca düşündüğümüzü değil, hissettiğimizi de yansıtır. ~Carl Jung ..Bir şeyi tutkuyla hayal ederseniz, zihniniz ona doğru yollar oluşturmaya başlar. ~Nikola Tesla ..Gerçeklik, büyük ölçüde algının ürünüdür. ~Werner Heisenberg ..İç dünyanı değiştirirsen, dış dünyan da değişir. ~William James ..Bilinçaltı, tekrar edilen düşünceleri gerçek kabul eder.
Allah’tan istemek ama en 'hayırlısını' O’nun vereceğini bilerek 'istemek'
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
[13.BÖLÜM] Eyleme Dökülmüş Bir Suçluluk: Amaranta Buendia Rebeca dışarıdan gelen köksüz bir figür iken Amaranta evin içinden - direkt ailenin merkezinden/tam da kalbinden - gelir. Bu yüzden onun travması dışarıdan bakıldığında daha örtülü, daha ahlâklı ve daha saygın görünür. Rebeca, bir sessiz travma, Amaranta ise bir eyleme dökülmüş bir suçluluktur. Amaranta Buendia’nın yapısı, insan doğasının paradoksunu apaçık deşifre eden ve psikanalitik çözümlemeye çok müsait olan bir roman karakteridir özellikle de Freudyen bakış açısıyla bakılırsa şayet. Amaranta, Rebeca gibi oral fiksasyon evrede değil anal evrede takılıp kilitlenmiş (fiksasyon) yaşamakta olup obsesif nevroza özgü bir tür kararsızlık hali - Nevrotik Tereddüt - yaşamaktadır: Kontrol-Yasak- Suçluluk üçgeninde duyguları sürekli gezinir. Obsesif Nevroz’un tipik bir tezahürü olan bu Nevrotik Tereddüt, kişinin bir arzuyu sürekli geciktirerek, erteleyerek veya bilinçdışı engeller üreterek eylemin önüne koyup arzuyu kilitlemesi halidir. Amaranta, anal karakter örgütlenmesi ve katı bir süperego yapılanmasının yetişkinlikte katılaşmış bir örneğidir. Freud’a göre; anal evre, çocuğun tutma–bırakma, itaat–inat, haz–ceza ekseninde benliğini kurduğu dönemdir. Çocukluğunda başlayıp yetişkinliğinde bu evrenin bir uzantısı olarak devam eden bir nevrotik tereddüt ve ambivalans yaşatır. İstemek-istememek arasında çelişkili tutumlar sergiler. Duyguyu, arzuyu, sevgiyi vermek yerine kendi içinde kilitli tutar. Kendini ve başkalarını sıkı denetler; özellikle kendi arzuları üzerinde oldukça acımasızdır. Amaranta’nın kendi elini bile isteye yakması, bilinçli bekâreti, evliliği reddetmesi, anal karakter yapısının içselleştirilmiş bir cezalandırma mekanizmasıdır. Amaranta için haz, bırakmakta değil
Edebiyat
LİBERALİN KOYUNU, SONRA ÇIKAR OYUNU!..
Bediüzzaman Said Nursî'nin Kastamonu Lâhikası'ndan: "Bu asırdaki ehl-i İslâm'ın fevkalâde saf derûnluğu ve dehşetli cânileri de âlicenâbâne affetmesi; ve bir tek haseneyi, binler seyyiatı işleyen ve binler mânevî ve maddî hukuk-u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev'i taraftar çıkmasıdır. Bu sûretle, ekall-i kalîl olan ehl-i dalâlet ve tuğyan, safdil taraftarla ekseriyet teşkil ederek, ekseriyetin hatâsına terettüp eden musibet-i âmmenin devamına ve idamesine, belki teşdidine kader-i İlâhiyeye fetva verirler; "Biz buna müstehakız" derler." Hele maşaallah. Yüzbin maşaallah. Diyarbakırlı kardeşlerimin gözlerinden öpmüşüm. Yiğitçe bir iş etmişler. Müslüman oğlu Müslüman Kürdistan'ı (kastettiğim devlet değil bölge) LPG'ci, estağfirullah, LGBT'cilerin "dans etkinliği" ile kirletmemişler. Dindâr cedlerine yakışır bir tavır sergilemişler. Tekbirlerle hepsini dehdehlemişler. O toprakların ulu büyüklerinin ruhaniyetine tebessüm ettirmişler. Elhamdülillah. Barekallah. Tekrar bin maşaallah. Zaten, öyledir, Müslüman Ömer'leşti mi İblis bile onu görünce yolunu değiştirmeye başlar. Bak şimdi, anlatınca, gözlerinden öpmek de az geldi. Ben onların ellerinden de öpmüşüm. Öyle sayın kârilerim. Zira bu zamanda hamiyet-i diniyesiyle böyle celâdetli işler yapan gençler Allah'a pek yakındır. Bu vesileyle yaptığım evhamlardan birisini de sizinle paylaşmak isterim. Efendim, bu diyeceğim, Ebubekir Sifil Hoca'nın kitaplarında-beyânlarında çok dikkat çektiği bir şeydir. 28 Şubat sürecinde yutulan bir zokaya dâirdir. Özetlemeye çalışayım: 28 Şubat'ta solcuların hepsi bir kalem tavır sergilememiştir. Ya? İçlerinden az bir kısmı, özellikle liberal kesim, mütesettir Müslümanların yanında durmuştur. Mağduriyetlerini izhâr eden yazılar yazmıştır. Beyânatlarda bulunmuştur. Evet. Allah hepsine hidâyet versin. **Ne
Liberal görmek istemiyorum
Herkesin sorumluluğu iki eylemi gerektirir: öğrenmek istemek ve cesurca söylemek.
Dördüncü Kapı (Atila Yüksel)
İnsanın durumu, kapılarla anlatılabilir. Bazı kapılar görünürdür: döner ve insanı başladığı yere geri bırakır. Bazıları açılır, kapanır. Bazıları menteşeli ve gıcırtılıdır. Bazıları ise görünmezdir ardında ne bir adres var ne de geri dönüş yolu: fark edilmez ama yön değiştirir; görünmez ama geçildiğinde bir daha eski “sen”e dönemezsin. Eskisi gibi bakamaz, göremez, hissedemez olursun. Şu dünyada herkes bir kapının önündedir. Bazısı hevesle içeri dalar, bazısı döner durur eşiğinde, bazılarıysa çoktan ışıltılı vitrinlerde kaybolmuştur. Kapılar arzu (hem de kendine ait olmayanında)n ve sinyalle örülü. Bir serzeniş gibi gelebilir lakin artık yaşanmıyor hayat; sadece izleniyor ve sinyalleniyor. Gerçek, deneyimlenmiyor; sadece selfilerle sinyalleniyor (demem o ki; insan bir sinyal makinasına döndü, fark edilmek, görünmek, kurtarılmak için kendini paylaşımlarıyla sürekli sinyalliyor, mesailiyor aynen can yeleklerindeki lamba gibi sürekli parıltılı kalmak istiyor). Bir şey yaptığımızda onu değil (buna inancı da katıyorum çünkü günümüzde inanç bir aksesuar gibi), onun görünürlüğünü yaşıyoruz (kutsal mekanlarda çekilen veya Cuma namazları durulan saftan paylaşılan selfiler gibi). Ve bu durum, varoluşun temel koordinatlarını kaydırıyor: İnsan, bir özne olmaktan çıkıp bir projeye, bir göstergeye, bir içerik öğesine dönüşüyor. Yaşam, tüketilen bir içerik halini alıyor; insan da onun veri noktasına. Bu görünürlük kültürünün içinde, Zizek’in “artıkeyif” (surplus enjoyment arzu etmenin kendinden alınan haz) kavramı kristal berraklığıyla parıldıyor. Arzunun nesnesi (makam, mevki, ev, araba, sevgili, evlenme, çocuk sahibi olma… vb), ona ulaşmak için değil, ulaşma sürecinin kendisinden haz almak için kovalanır. Yani tatili satın almazsın, onun arayışına, hayaline, tatil.com’un web