Artık başka hiç kimseye bir şey söylemediğimden, kendi kendime konuşuyorum. Kimi zaman, bir makinaymışım gibi geliyor. Bir yerlere gitmeyi isterdim, ama ka­ranlık bastığında evin yolunu bulamam diye korkuyorum. Sabahları yoğun bir ses kaplıyor her yanı, o zaman öyle sessiz oluyor ki. Her gün aynı işleri yapıyorum, yine de sabahları ortalık darmadağın oluyor. Bitmek bilmez bir kı­sırdöngü bu. Gerçekten ölmek istiyorum, sokağa çıktığım­ da, önümden hızla geçen arabaların altına atılmak geli­yor içimden. Ama ya yüzdeyüz başaramazsam?
Hep güçlü olmam ge­rekti, ama ben, güçsüz olmayı isterdim.
Reklam
Oysa yaşamanın ne olduğunu anlayan bizler, rakamlara fazla önem vermeyiz. Aslında bu hikâyeye, bir peri masalına başlar gibi başlamak isterdim. Şöyle demek isterdim: "Evvel zaman içinde, kendisinden biraz büyükçe bir gezegende yaşayan ve bir dost arayan bir Küçük Prens varmış..." Eminim ki bu, hayatın ne olduğunu anlayanlar için hikâyeme daha gerekçi bir hava kazandırırdı...
Sayfa 29 - Aperatifkitap·Kitabı okudu
Ben de seni tanıdığıma çok sevindim Oğuzcum:))
"Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için,on bin kitap okumuş olmayı isterdim,dedi:"Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek:seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."
Sayfa 113·Kitabı okudu
Alıntı
Pek çok şeyin bambaşka olmasıni isterdim.
Alıntı
Çok kısa bir süre sonra mucize sona ermişti. Uzun boş gecelerimde ne yapacağımı bilemiyordum ve hemen her akşam acil serviste gönüllü olarak nöbete kalıyordum. Ağlamaklı hayal gücümde,bekâr yaşamımın boşluğunu Rebecca’ nın dolu ve yoğun yaşamıyladolduruyordum. Benim için tekdüze çabalarla heba olup giden saatler onun için alabildiğine zengin olabilirdi. Ona bir kez telefonettim: Hani ne derler, keyfi yerinde görünüyordu. Modern âşıklarıacıyı bir düşkünlük, kıskançlığıysa bir eğitim noksanlığı olarakgörmeye zorlayan bu acımasız serbestliğin kurbanı olan ben demutluymuşum gibi göründüm. Ayrılığın insanlarda farklı belirtilerdoğurduğunu kabullenmekte zorlanıyor ve herkesin aynı acıyı çekmesini, bunun da açıkça görünmesini istiyordum. Rebecca’nın benden ayrıldıktan sonra acı bir şekilde umutsuzluğa kapıldığını vekendi kendini yiyip bitirdiğini bilmek isterdim. Peki, zaman zamanda olsa beni özlememesi mümkün müydü? Bütün bu yaşadıklarımızdan sonra hem de? Korkunç bir şüpheye kapılıyordum: Sakınhep aynı minval üzere gidiyor olmasındı? Keşke gözlerindeki ancakbayağılık olabilecek şeyi bir istisna olarak hissetmiş olsaydım. Gece kuşu Rebecca, ben hamarat ve erkenden yatağa giren doktorungözünü boyamıştı. Hiç kuşku yoktu: Bir yanlışlık olmuştu ve bununacısını çeken sadece bendim. Bu bakış açısı beni dehşete düşürüyordu: Size güven vermeden hayatı tek bir varlığın etrafında sıkıştıran ve sizi onun en ufak kaprislerine bağımlı kılan çift olgusunalanet okuyordum. Sevmek demek, karşıdakinin sizin üzerinizde sonsuz bir iktidar uygulamasına razı olmak demektir.
Reklam
Reklam