Puan vermedi·556 syf.·
2026 33. kitabı
Kelimenin tam anlamıyla bir şaheser. Steinbeck'in dünyasında gezmek inanılmaz bir deneyim. Buhran dönemini anlatırken kullandığı dili, betimlemeleri, metaforları... Hikayenin içine girmemek, yaşananları duyumsamamak, hele o son sahnede burun direğinin sızlamasına engel olmak mümkün değil. Çok yerde " sen bunları nasıl yazdın be adam?" diye sesli söylemlerime gülümserken buldum kendimi dersem yalan söylemiş olmam. Kesinlikle mükemmel ötesi, favoriler arasına girdi. Gelsin sıradaki Steinbeckler :)) "....... insanın ruhu tek başına bir işe yaramıyor, ancak büyük bir bütünün parçası... O zaman ben karanlıkta her yerde olurum. Nereye baksan, orada. Aç insanların bir lokma bulması uğruna nerede bir kavga çıkarsa, orada olurum ben. Nerede polis birini döverse, orada olurum. İnsanların öfkelendiği zaman kopardığı çığlıkta olurum ... sonra, bir çocuğun karnı açken, yemeğin hazırlanmakta olduğunu bildiği zamanki gülüşünde olurum. İnsanlarımızın kendi ektiklerini yedikleri, kendi yaptıkları evlerde oturmaya başladıkları zamanda ... yine orada olurum. Anlıyor musun?" “ Bu hareket onları değiştirdi; otoyollar, yol kenarındaki kamplar, açlık korkusu ve açlığın kendisi onları değiştirdi. Akşam yemeği yemeyen çocuklar onları değiştirdi, bitmek bilmeyen göç onları değiştirdi. Onlar göçmendi.”
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 23:27
Okurken sık sık “ben ne okuyorum şimdi?” dediğim, bitirince “aslında fena laf sokmuş” diye düşündüren bir kitap. Bilim kurgu gibi başlıyor ama kısa sürede anlıyoruz ki mesele ne uzay ne de kediler. Lao She, insanı anlatmak için kedi kılığına soktuğu bir toplum kurmuş ve o toplumu özellikle itici, dağınık ve çürük bir şekilde anlatmış. Bu gezegende herkes tembel, herkes çıkarcı, herkes sorumsuz. Eğitim göstermelik, ahlak kavramı silik, akıl ise neredeyse lüks.-kimsede yok.- Bir okur olarak bir yere tutunmak istedim ama yazar bilerek tutunacak dal bırakmamıs sanki. Çünkü derdi sürükleyici bir hikâye anlatmak değil de toplumsal bir çöküşü yüzümüze yüzümüze vurmak gibi. Romanın en zorlayıcı tarafı da bence Olay örgüsü zayıf, karakterler silik ve anlatım bilinçli bir şekilde dağınık. Karakterlerle asla bağ kuramıyorsunuz. Bu yüzden kitap sabır istiyor. Bir yere bağlanacak, bir kırılma noktası gelecek diye okursanız hayal kırıklığı yaşarsınız. Ama bunu bir roman değil de uzun bir hiciv ve öfke gibi düşünüp okursanız taşlar yerine oturuyor. Kedi Gezegeni, “bir toplum aklı, bilimi ve sorumluluğu elinin tersiyle iterse ne olur?” sorusunun net cevabı bence. Çöküş sessizce olur ve kimse şaşırmaz. Ve anlatılan bazı olaylar da çok tanıdık.. Sonuç olarak bu kitap herkese hitap etmiyor. Akıcı, sürükleyici bir distopya arayanlar için zor bir okuma olur. Ama sert toplumsal eleştiriyi, rahatsız edici metinleri ve alegoriyi sevenler için belki biraz kusurlu falat düşündürücü bir eser. 7/10
Alıntı
Kedi GezegeniLao She · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,185 okunma
Reklam
Puan vermedi·368 syf.··
2025 5. kitabı
Kitabın en merak ettiren kitabın ismi ve kapağı oldu benim için tam bir nostalji yaşayacağımı bilmiyordum uçsuz bucaksız bir yolculuğa çıktım tarihlerin ve iki kız çocuğunun yaşamına ortak olacağımı ve tabii beklediğimden çok daha fazla hikaye ortak olacağımı bilmiyordum. Tabii ki neden KIRK YAMA insanlar birleşebilirse birbirinizi seve seve çoğaldığı için miydi bunu kitabı okuyunca kendiniz de karar vereceksiniz benim anladığım KIRK YAMA kocaman bir aile bir ömür sürecek dostluk ve o dostluktan çıkan kocaman bir sevgi yumağını okudum. İnsan dönüp bakıyor bir düşünüyor kaldı mı böyle dostluk var mı nasip olunca oluyor da ben rast gelmedim de görmedim de ama kitaptaki Efser ve Sedef'in dostluğuna gerçekten imrendim birazcık da onların adına sevinerek kendi adıma üzülerek kıskandığımı söylemek istiyorum Efser ve Sedef mahalle kültürünün sıcacık içerisinde büyüyen iki kız çocuğu tabii ki sadece ikisi yok Efser ve Sedef'in dostluğu onların ailesinin de çok uzun yıllar birlikte dost olduklarını iki çocuğun iki aileyi nasıl bir arada tuttuğunu da görüyoruz bunlar artık komşu olmaktan çıkmış ebedi bir dostluğa giden bir yelken açmışlardı acılarını ve sevinçlerini birlikte yaşıyor yolculuklara bile birlikte çıkıyorlardı artık. Kitabımız tarihi bir roman 1970'lerden 90'lara uzanan bir dostluk hikayesi tabii kızlar büyüyecekler okuyacaklar meslek sahibi olacaklar hayalleri olacak sevdikleri olacak kavuştukları ve kavuşamadıkları olacak yine acıları da sevinçleri de birlikte paylaşacaklar. Kitapta o zamanın siyasi olayları insanların neler yaşadığı onların içerisinde neler yaşattığı yaşadıkları hayatlarına bu durumların nasıl girdiğini nasıl etkilendiklerini de okuyacağız. "Baba "Eline gücü her geçiren adaleti bir kenara iterse halimiz nice olur ? Güç adaletin karşısında
Kırk YamaBige Güven Kızılay · İnkılâp Kitabevi · 2025394 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 243. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 09:50
RÜYA EV . " Asla alışamıyorsun. Hem de hiç. Hep başının üzerinde asılı duruyor, tıpkı kapanmamış bir borç gibi sürekli seni bekliyor... Bir yerlerde seni tökezletecek gerçeğin beklediğini ve geçmiş kapını çaldığında hazırlıklı olman gerektiğini bilerek yaşıyorsun. O günün hiç gelmeyeceğini umuyorsun. Ama geldiğinde ne yapmak zorunda kalacağını da çok iyi biliyorsun. " Ve @t.m.logan dan #rüyaev ile merhaba. Hepimizin hayalidir; tam gönlümüze göre huzur dolu bir evde oturmak. Peki ya bu ev bizi huzur yerine gerilime iterse? Her gün açığa çıkan geçmiş sırlar ile psikolojimizi yerle bir edip ailemizdeki güveni yıkarsa? Aşağı yukarı neler olacak görmek için gelin bu okumaya!! Adam ve Jess, çocuklarıyla birlikte hayallerini kurduğu evi bulmuşlar ve taşınmışlardır. Fakat, yerleşme ve tadilat zamanı Adam'ın fark ettiği gizli bir oda yaşamlarının seyrini değiştirir. İçinde unutulmuş eşyalar olan bu oda, tüm karanlıklarıyla üzerlerine çöker. Pandoranın kutusu açılmıştır bir kere... Kameralar, telefon, saat,köpek tasması, yüzük,gözlük, atkı, takip... derken keşke telefondaki numarayı arayıp da uyuyan devi uyandırmasa mıydı? diye çok düşündüm . Sonrası elinizden bırakamayacağınız bir okuma ve psikolojik gerilimi iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir roman. Evin karşılığı huzur demekken işler tersine döner. Saklanan sırlar ile ilişkileri çatırdamaya, birbirine güvenleri sarsılmaya başlar. Buldukları her bir eşya ile kabuk kabuk soyulan soğan misali, canları yanar. Peki ya sonra? Soluksuz okunan bir kitap ve yazardan yenisini bekleyen bir ben. #kesinlikletavsiye mdir sizlere. Keyifle . . .
Rüya EvT. M. Logan · The Kitap Yayınları · 2025165 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 103. kitabı
Frida bitti. Ne düşüneceğimi bilemedim.. Size onu anlatmamı istiyorsunuz sanırım.. Rüzgar nereye eserse değil nereye iterse oraya giden bir kadın o… Çocuklukta geçirdiği felç sonucu Tahta bacak diye dalga geçilen bir kız çocuğu.. Gençlikte kendini ve içindeki tutkuyu keşfettikçe sınırsız, aşık, şehvetli ve önlenmez şekilde kuralları yıkan bir dişi! 18 yaşında başından geçen o büyük kazada bedeni ikiye ayrılsa da hayatının uzun bir dönemini yatağa mahkum geçirse de aşkları, eserleri ve kelimeleri ile dünyaya, kendine, bedenine karşı savaşmış bir kadın! Onu anlamak, tanımlamaya çalışmak belki de büyüyü bozacak da benim için! Neredeyse her cümlesini not aldım.. Düşüncelerini kendime bu denli yakın bulmam…Ona, cesaretine, azmine, inancına ve acısına ortak olmak isteğim ve sizi de buna dahil etme hevesimi mazur görünüz! Kendi eksikliklerinden fazlalıklar yaratan kadın… Frida bitti… Diego senden hiç olmadığım kadar nefret ediyorum! İyi ki okudum… Söyleyeceklerim bu kadar!
Frida KahloNazan Arısoy · Dokuz Yayınları · 20191,751 okunma
Arapça ve farsça bilmeyen okumasın
1/10
·339 syf.··
2025 3. kitabı
Puanlamasına ve yorumlardaki kesinlikle okunmalı yorumlarına kanarak okudum. Normalde böyle bir beklenti içerisinde olmadan tesadüfen bu kitabı elime alsam ve okumaya başlasam 50 sayfa okumadan kaldırır atarım kitabı. Kitap belirli bir akışa göre gitmiyor. Kitabın yarısı yazarın hayatını anlatıyor diğer yarısı da yazarın farklı mecralardaki yazılarından kronolojik bir sıra gözetmeksizin yapılan alıntılardan oluşuyor. Kitapdaki dil, hiç akıcı değil. Ağırlıklı olarak arapça ve farsça kelimeler kullanılmış. Okuduklarımın yüzde 20-30 unu ancak anladım. Yazar kendini objektif bir entelektüel olarak kabul ediyor ama alakası yok. Yazar ne entelektüel ne de objektif. Süslü ve anlaşılmaz arapça farsça kelimelerle oluşturulmuş, belirli bir mesaj ve hikaye içermeyen ayrıca okuyucuya da yeni bir bakış açısı kazandırmayan bomboş bir kitap. Ancak Kitaplığımdan kaldırmayacağım bu kitabı, soran olursa, niye okunmaması gerektiğini açıklamak ve tesadüfen eline geçerse veya birisi överse kitabı okumaya çalışarak zamanını israf etmesin diye.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Reklam
Reklam