Kitabı okurken içimde hissettiğim en belirgin duygu kalp kırıklığıydı. Yanlış anlamayın, karakterlerin kalbinin kırıklığından bahsetmiyorum bizzat bir okur olarak benim kalbim kırıldı. Yaşanan her sevginin altında bir çıkar olmasını o denli üzücü buldum ki... İsterdim ki aşk yanlış zamanda yanlış yerde ve de yanlış insanların kalbinde filizlenen bir tomurcuk olsun. Ama durum bundan çok farklı, değerli bir mücevhere sahip olma arzusu gibi güzel ve genç bir kadına sahip olmak isteyen Adnan Bey, intikam için Adnan Bey ile evlenen ama umduğu saadeti bulamayınca kendini ve aşkını Behlül'e teslim eden Bihter, yaşadığı buhran ve yalnızlıktan sıkıldığı için Behlül ile evlenmeyi kabul eden Nihal ve her çiçekten bal yapmaya çalışan Behlül. Aşk-ı Memnu, yasak aşk...Ama ortada bir aşk yok ki, kim aşka kılıf bulabilir? Kitapta ki tüm karakterlerin iç dünyasına hakim olmamız bize tek bir şey söylüyor o da bu kitap bir aşkı değil herkesin birbirine oynadığı sevgi oyununu ele alıyor.