lennie’nin çocuksu saflığı..tertemiz yansıtılmış o duruluk.. george’un ise asla inanmadığı bir hayali lennie ile birlikte kurup her defasında sıkılsa bile aynı cümleleri söyleyişi sırf o çocuk kalpli koca adam için.. “ ..sanırım bunu asla başaramayacağımızı biliyordum, ama o bu masalı dinlemeyi o kadar seviyordu ki anlata anlata ben kendim de inanmaya başlamıştım..”
karakterlerin anlık ruh değişimleri, mekânın tasviri enfes bir üslupla betimlenmiş..başlarında aklıma gelen “peki ama yusuf’un amacı, hedefi, arzusu ne?” sorusu sondaki trajik sonla yine tekrara düştü..”hayatında asıl aradığı şeyin muazzez olmadığını biliyordu fakat muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını biliyordu..”