Şehrin uykuda olduğu o anda bile, düşlerin görülüp kabusların gerçekleştiği, şehzadelerin boğdurulup rüşvetlerin hesaplandığı, gizli ittifakların imzalanıp şerbetlere binbir çeşit zehirin katıldığı o anda bile, sarayda kutsal emanetlerin bulunduğu odada yanık sesli bir hafız, kendisinden öncekilerin yüz altmış yıldır aralıksız kıraat ettigi Kuran’ı, vecd içinde gözlerini kapayarak kimbilir kaçıncı deta okuyordu.
Senin verdiklerinin tadını ancak utanç, yorgunluk, suçluluk ve zayıflık duygularıyla birlikte çıkarabildim. Bu yüzden tüm bunlar için sana ancak bir dilenci kadar minnettar olabilirim.
Senin mücadele ederek elde etmek zorunda kaldığın şeyi biz senin elinden alırdık ama senin hemen içine düştüğün hayat mücadelesini biz ancak çok geç bir dönemde, yetişkin olduğumuzda çocuk gücümüzle öğrenmek zorunda kaldık.