Haberlerini eksik etme, diyorsun. Ama verilecek tatlı haber mi var bu ellerden? Her gün ölenler, öldürülenler, öldürenler. Ve buz gibi bir soğuk. Bir yerden bir yere gitmek, telefonla konuşmak bile bir sorun. Bu kentte her şey sorun. Nerden kalkıp geldim buraya? Dün de, dükkânlar kapalıydı. Bakkalı çakkalı, kasabı masabı, eczanesi meczanesi, tümü. Neymiş, teröristler esnafı tehdit etmiş. Hangi teröristler? Sağ mı, sol mu? Kimi, sağ, diyor; kimi, sol. Neye, kime inanacağız? Şaştım kaldım. Tabii bu ortamda işler de iyi gitmiyor. Tam yerleştim, işleri yoluna koymak üzereyim, diyordum, fabrikalarda üretim düşüklüğü (birçoğu grevde), halkta yılgınlık... Üstüne üstlük bizim hitap ettiğimiz kimselerin kesesinde de pek para yok.
Buraya gelmekle, bu işi kurmakla iyi mi ettim, kötü mü ettim, bilmiyorum. Bildiğim bir tek şey var, o da geç kaldığım. Her konuda geç kaldığımı görüp kahroluyorum. Biz taşralıların yazgısı mı bu?
İşte benden haberler bu kadar. Hoş bunları gazetelerde de okuyorsundur ya...
Gelelim...