Güzel bir kitaptı, serinin şu ana kadar en sevdiğim kitabı oldu sanırım ilk kitaptan sonra. Aksiyon güzeldi bence ve Atlas'ı görmek falan güzeldi. Çok söylenecek bir şey yok fena ilerleyen bir kitap oldu, özellikle Thalia ve Percy'nin çekişmeleri çok hoşuma gitti ama sonunda dostlukları galip geldi tabii Thalia aradan çekilsin diye Avcılara katılmış gibi oldu biraz ama olsun, böyle daha iyi olacağına inanıyorum. Nico'nun nelere sebep olacağını da çok merak ediyorum hemen 4e başlayacağım bulur bulmaz.
Canavarlar Denizi ilk kitaptan farklı olarak kahramanımız Percy'den çok etrafındakiler hakkında aslında. Ve bunu çok sevdim. Percy çok genç ve yeni bir kahraman ve bilmediği çok şey var, birden güçlenip "Ahh ben Poseidon'un oğluyum lan!" diye bağırıp ortalığı yağmalamıyor, herkesi birden alt etmiyor. Onun yerine çoğunlukla arkadaşları tarafından kurtarılıyor ama yine de kendine güveni tam. Yani aslında bu kitap genel olarak Percy'nin gelişimi üzerineydi bence. Güçsüz bir kahraman görmek hoşuma gitti, sürekli ana karakter olduğu için birden güçlenen karakterlerden bıkmıştım açıkçası. Kısacası Rick Riordan kalemini bir kez daha çok iyi kullanmış ve çevirisini yapan Kadir Yiğit Us da bunu çok güzel Türkçeye yansıtmış.
Beklediğimden farklı gelişen bir kitap oldu ancak beklediğimden kesinlikle çok daha iyi ilerledi. Stefan Zweig kalemi çok kuvvetli bir yazardır bunu tabii benim söylememe gerek yok ama bunun yanı sıra çevirisini yapan "Ahmet Cemal" Bey de harika iş çıkarmış. Satranç karakterleriyle sizi etkileyebilecek bir kitap.
Percy Jackson kitaplarının filmlerinden çok daha iyi olduğu gerçeği yüzüme öyle sert çarptı ki. Çok iyiydi ve su gibi akıp gitti, serinin diğer kitaplarını da okuyacağım bir an evvel.
Öyle korkunç bir kitap ki... Okudukça Akhilleus'a lanetleri dizdim durdum açıkçası. Sonunu okuduktan sonra ne yapacağımı bilemedim, öğle arasında oturdum ağladım bir köşede.