“Bir hocamın tavsiyesiyle okudum. Mesaj içerikli birçok satırı var; hem yetişkinler hem de çocuklar (+12) için uygun bir kitap denebilir. Yazarın hayatını ve dönemin tarihini bilirseniz, kitabın mesajlarını ve başkaldırının sebebini daha iyi anlıyorsunuz.
Kalıpların dışına çıkmamız her ne kadar insanların gözünde yanlış olarak görülse de kesinlikle öyle değil! Atalarımızdan öğrendiğimiz “NET doğrudur(!)” kalıbı beynimize işlenmiş; bize sürekli “Dinle ve sorgulama.” sloganını aşılıyorlar. Bunu elbette her alanda yapıyorlar. Deneyimlerinden istifade edeceğiz; her şeylerinin kesinlikle hatalı olduğunu söylemiyorum, her şeylerinin tamamen doğru olmadığını söylüyorum.
Kitapta, Küçük Kara Balık’ın annesini ve çevresindekileri dinlemeyip merak ettiği bilgi için çıktığı yolculuğu okuyoruz. Yolda ona yine yanlış bilinen doğruları aşılamaya çalışıyorlar; fakat o bunlara da kulak asmayıp yoluna devam ediyor. Tabii bazılarından hayatı kolaylaştıran bilgileri alıyor, onları kulak ardı etmiyor.
Bir sona ulaşıyor, evet; ama sonunu kendimiz tamamlıyoruz. Tam bir Dostoyevski sonu olmuş: Sonunu kendin tamamla… Küçük Kara Balık yine bir çare bulup kurtuldu mu, yoksa hayatı o karanlıkta son mu buldu?..
İran’ın o zamanki tarihine baktığımızda, Küçük Kara Balık’ın başkaldırışı; özgürlüğü istemesi, keşfetmeye çalışması ve atalarının kalıplaşmış düşüncelerinden kurtulmak istemesi nedeniyle neden yasaklı kitaplar arasında yer aldığını daha iyi anlıyoruz.”