10/10
·277 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 23:05
Seninle Başlamadı Bu kitap sana “sen kimsin?” diye sormuyor… “Senden önce kimler yaşadı ve ne bıraktı?” diye soruyor. Okudukça şunu fark ediyorsun: Yaşadığın şeylerin hepsi sana ait değil. Bazı korkular, bazı tepkiler, bazı kırgınlıklar… sen doğmadan önce başlamış. Ve en sarsıcı tarafı şu: İnsan kendi acısını bile bazen miras alıyor. Bu kitap “iyileş” demiyor. Önce şunu diyor: Neyi taşıdığını fark et. Çünkü sen, sadece kendi hikâyen değilsin. Ailenin sustuklarısın. Söylenmeyenlerin yankısısın. Tamamlanmamış duyguların devamısın. Ama burada bir kırılma var: Fark ettiğin anda, o yük artık kader olmaktan çıkıyor. Bu kitap sana umut veriyor ama yumuşak bir umut değil. Gerçek bir şey söylüyor: İyileşmek, başkasının hikâyesini sırtından indirmekle başlar.
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma
Hoşça kal Feribe.
10/10
·368 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 18:24
Unutsak da mı saklasak hatırlasakta da mı saklasak… Kırk yıl düşünsem aldatan bir insana sempati duyacağımı düşünmezdim. Ah Feribe’m üzümlü kekim. Okurken gülüyorum, anlıyorum, üzülüyorum ama nedense hiç kızamadım zat-ı alisine. Dönüyoruz dolaşıyoruz kocaman insanlar oluyoruz asla yapmam etmem dediğimiz şeylerin başını çekiyoruz. Başını çektiğiniz şeyler ise çocukluk veya gençlik travmalarımız veyahut da yadırgamaktan geri durmadığımız şeyler olduğu karşımıza çıkıyor. En ağır duyguların işlendiği romanda gülümserken de buluyoruz kendimizi. Klasik bir aşk romanı gibi başlarken melankolinin içinde kaybolup gidiyoruz. Sadece bir ayrılık veya ihanet hikayesi değil hafızanın müthiş girdaplarında kaybolan bir kadının kendini bulma gayreti. Yaşadığımız çağın ” hemen tüket, hemen iyileş, acı çekme” beklentileri eleştiriliyor. İnsanların yaşadığı ruhsal sancıların reset atar gibi iyileşemeyeceği ironik bir şekilde vurgulanıyor. İçimizi sızlatan, minnak kalbimizi titreten bir cümleden sonra bizi güldüren cümleler de çıkıyor karşımıza. Ağlamak ve gülmek kardeştir diye boşuna dememiş eskiler.
Edebiyat & Roman
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·280 syf.··
2026 11. kitabı
"An dediğimiz şey gördüğümüz mü yoksa hissettiğimiz mi,? "Niyetini iyi düşün. Ona sıkıca tutun ve her ne olursa olsun vazgeçme. Bir isim köy ya da bir şeye benzet." "Hayallerin konusunda umutsuz olma.Sürekli onları erteleme eyleminde bulunma.Sadece dile ,iste ve olacağına inan." Yaprak, babasının yokluğuna hiçbir zaman alışamamışken, annesinin ani bir kalp krizi geçirerek vefat etmesiyle dünyada yapayalnız kalır. Uzakta akrabaları vardır elbette, ama hiçbiri anne ve babasının yerini tutamaz. Bu büyük kaybın ardından hayat onun için sessiz ve eksik bir hâl alır. Her gün mezarlığa gider; annesi ve babasının mezarı başında akşama kadar oturur. Onların yokluğunu kabullenemez, vedayı bir türlü içine sindiremez. Mezarlıktan her dönüşü biraz daha yorgun, biraz daha kırık olur. Yaprak’ın dikkatini çeken biri daha vardır mezarlıkta. Yan mezarlıkta her gün onunla aynı saatlerde gelen yaşlı bir teyze… O da mezarında yatan yakınıyla dertleşir, gözyaşlarını toprağa akıtır ve sessizce ayrılır. Bu yaşlı teyzenin adı Habibe’dir. Yine böyle bir gün, Yaprak ve Habibe teyze mezarlıkta karşılaşırlar. O sırada Habibe teyzenin telefonu çalar. Konuşma bittiğinde yüzü bir anda bembeyaz olur. Telaşla toparlanıp yola koyulur. Bu hâli Yaprak’ın gözünden kaçmaz. İçine bir huzursuzluk düşer ve “Belki yardımıma ihtiyacı vardır” diyerek onu gideceği yere kadar bırakmaya karar verir. Yaprak’ın endişesi boşa değildir. Habibe teyzenin oğlu Murat, annesinin evini satmış, tüm eşyalarını sokağa atmıştır. Oğlunun kötü biri olduğunu bilen çevredeki insanlar ise bu duruma karışmak istemez, Habibe teyzeye yardım eli uzatmaz. Yaşananlara daha fazla dayanamayan Habibe teyze olduğu yerde fenalaşır ve hastaneye kaldırılır. Yaprak, ambulansı takip ederek Habibe teyzeyi yalnız bırakmamaya karar verir. Çünkü
Edebiyat & Roman
Sahi "An" Neydi?Hilal Kılıçaslan · Uyanış Yayınevi · 20258 okunma
Bir Çocuğun Çıkaramadığı Ses Olmak Zorundasın!
Puan vermedi·372 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
Kelimeleri ne şekilde yan yana getirirsem getireyim kitabı okurken hissettiklerimi, düşündüklerimi, öfkemi ifade edecek güçte olmayacak. “İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez..” İnsanlığın varoluşunun her dönemininde, insanın yaşadığı her yerde görülen “Güncel dilde yaygın olarak aile içi yasak ilişki anlamında kullanılan "ensest" kavramı, dilimize Fransızca bir sözcük olan inceste'ten türetilerek girmiştir. Fransızcada inceste, başta aile içi olmak üzere her türden gayrimeşru cinsel ilişkiyi ifade eder. Sözcüğün daha eski kaynağı ise Latincedir. Latincede var olan incestus sözcüğü dini referanslı bir sözcüktür ve genel olarak haram, yasak, hududu aşan anlamına gelir. "-in" öneki sözcüğe olumsuz bir anlam yüklerken, "castus" dine uygun, bakir gibi olumlu anlamlar barındırır. Sözcüğün günümüzdeki kullanımı ise dinsel referanslardan ziyade, sosyolojik referanslar içermektedir.” Çeşitli ensest vakalarında çalışmış avukat, psikolog, psikiyatrist, öğretmen, sosyolog, sosyal hizmet uzmanı..; yapımlarında kitaplarında ensesti konu alan yazar, şair, yönetmenlerle yapılmış röportajlardan oluşan bi çalışma kardeşini doğurmak. Farklı disiplinlerden bakılsa da işaret ettiği nokta aynı: “Ensest insanın ne kadar kötü olabileceğinin kanıtı.” Bu kadar da değildir denilen yerde bu kadar’dan da fazlası olduğunu tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermiş ve iyi ki de böyle yapmış Büşra Sanay. Çünkü bi yaranın iyileş-tiril-mesi için önce yaranın farkına varılması gerekir. Yarayı yaşayan ve yaraya tanık olan için ne kadar acıtı olsa da.. görmezden gelmenin, sağaltıcı olmak bi yana, yaşanan travmaları daha da derinleştirdiği ve bazı durumlarda mağdurun fail yerine geçmesine neden olduğuna da değinildiği düşünüldüğünde yaşanan bu mağduriyetlerin sadece o
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
5/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 41. kitabı
Kitap bize kavramlar hakkında yardımcı ediyor.Yapilan röportaj ile bu kavramlar üzerine yazılmış bir kitap.Bir kişisel gelişim kitabı olarak okunmalı derseniz pekte değil bence.
Kavramlarla İyileşAşkım Kapışmak · İnkılap Kitabevi · 201772 okunma
10/10
·184 syf.··
2025 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 11:51
Modern çağda her şey bu kadar iyi durumdayken neden kendimizi kötü hissediyoruz? Aslında tüm arayış bu temel soruyla başlıyor. Onlarca psikoloji, kişisel gelişim ve nöropsikoloji okuması yapmama rağmen hiçbirinde tam olarak aradığım karşılığı bulamamıştım—ta ki Anders Hansen'ın "İyi Hissetmenin Dayanılmaz Zorluğu" adlı kitabıyla tanışana kadar. Kitap, bu karmaşık konuyu dokuz ayrı bölümde ele alıyor ve ana argümanını beynimizin evrimsel programlanmasına dayandırıyor. Atalarımızın beyninin temel çalışma prensibi tek bir şeye dayanıyordu: Hayatta kalmak. Beynimiz, milyonlarca yıl boyunca sadece bu amaç için programlandı. Ancak, insanlığın gelişim hızı ne yazık ki nörolojik evrimimizin hızıyla eşleşmiyor. Bu nedenle beynimiz, modern yaşamda bile bizi hala avcı-toplayıcı bir hayata göre hayatta tutmaya çalışıyor. Bu amaç uğruna beyin, sürekli tetikte yaşıyor; her şeyi tartıyor, kuruyor ve en ufak bir tehlike sinyalinde alarm veriyor. Unutmamalıyız ki, bizler yetişkinliğe ulaşmayı başarmış, çalıdaki en ufak bir hışırtıyı bile aslan sayan temkinli bir yazılımla hayatta kalmış ataların torunlarıyız. Atalarımızdan teyakkuzlu, aşırı korumacı bir beyni miras aldık. Modern hayatta bu tür hayati tehlikeler yok, ancak beynimiz hala bir savaşın ortasında olduğunu varsayıyor. Bu durumun sonucu olarak, tehlike sayılmayacak birçok neden karşısında bile tehlike alarmı veriliyor. İşte bu durum, günümüzdeki anksiyete ve depresyon olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, modern depresyonu; yalnızlık ve içe kapanma halini bir rahatsızlık değil, beynin bir korunma içgüdüsü veya 'reset' atma şekli olarak tanımlıyor. Bu, bir hata değil; atalarımızdan kalan, evrimleşmiş bir yer edinme ve onarım isteği olabilir. Modern dünyada bu doğal işleyiş kabul görmüyor ve sürekli bir "iyileş" baskısıyla karşı
İyi Hissetmenin Dayanılmaz ZorluğuAnders Hansen · Nova Kitap · 2025252 okunma