"Parmakların ocakta yansın, gözlerin dikişten mahvolsun, bir lokmacık şeyle karnını doyurmaya çalış, oradan oraya koşturup her şeye yetişmeye çalış, hastalan, sonra iyileş ki bir daha hastalanabilesin; bugünün mutsuz, yarının umutsuz geçsin, sonunda köşene çekil, ama elin ocaktan, gözün dikişten kurtulmasın diye, ta ki sonun sefalet ya da bir hastane köşesi olana dek ... İşte, bir aşk anında seni bunun için çağırdık."
Çayın doğal anti bakteriyel özellikleri de bir avantajdı; çünkü çay yapımında kullanılan su yeterince kaynatılmadığında bile, suyla bulaşan hastalıkların yaygınlığını azaltıyordu.
İngiltere'de dizanteri vakalarının sayısı 1730'lardan itibaren azaldı; 1796'da bir gözlemci dizanteri ve suyla bulaşan diğer hastalıklar için, "O kadar azalmıştır ki, Londra' da neredeyse adları bile bilinmiyor," diyordu. On dokuzuncu yüzyılın başında, doktorlar ve istatistikçiler, ulusun sağlığındaki iyileş-
menin en olası nedeninin çayın popülerliği olduğu konusunda
hemfikirdi...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gizin kökü şimdi dedirtecek; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileş tire bilirsin. Ve şimdiyi iyileş tire bilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır.
"İyiliğin gizli olanı makbuldür" inanıșının yer değiştirdiğini düşünüyorum. Burada niyetin gizli olant önemli. Nasıl ki
artık çağ değişti, kötüler kötülüğü uluorta yapıyor; bence iyiliğin de rol model olması, ortalığa dökülmesi lazım. Önemli olan "Ben iyilik yaptım, iyiyim!" demek değil, "Biz iyillk yapıyoruz
ve iyileşeceğiz" mesajını verebilmektir.
İnsan ne yaşamış olursa olsun günahlarını ve yanlışlarını
çok düşündükçe ümitsizliğe düşer.
Ama Yaradan'ın merhametini düşündükçe sonsuz umut duygusuna ulaşır.