Puan vermedi
defalarca bıçaklanan santiago, bağırsaklarını kucaklayıp evine doğru koşarken, komşu kadınlardan biri "ne oldu sana ''santiago, yavrum!'' diye bağırmıştı. ''neyin var?'' santiago nasar, onu tanımıştı. ''beni öldürdüler, wene hala,'' demişti. son basamakta tökezlemiş, ama kendini hemen toparlamıştı. ''hatta bağırsaklarına bulaşan toprağı silkelemek titizliğini bile gösterdi,''. sonra saat altıdan beri açık olan arka kapıdan evine girmiş, mutfağın içine yüzükoyun yığılıp kalmıştı.....Gabriel garcia margoez in kırmızı pazartesi romanında etkilendigim o delice sahne aklıma düştü gece gece. .ne deli bir sahne. .ölen birinin bağırsaklarına bulaşan toprağı silkeleme titizliği ve ölüyorken wene halaya cevap verebilecek kadar yaşamı gencecik yaşında bir yerde bırakma küskünlüğüyle acı bir haykırış. .gördün mü wene hala bana ne yaptıklarını der gibi. .bağırsaklarına bulaşan toprağı silkeleme titizligini göstermesi bile ölümü oyalamak gözünü boyamak gibi. ..bak ben iyiyim bisiyim yok. .ve birer santiago nazar da bizleriz. .wene halalar etrafınızda ve öldürdüler beni diyorsunuz. .neyin var yavrum deseler öldürdüler beni diyeceksiniz sanki. .nerde,ne zaman diye sorsa:her gün, heryerde diyecekmişiz gibi. ..o arada wene halanin halini hatirini da sormayı ihmal etmeyeckmişiz gibi. ...
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2026 18. kitabı
Ben genelde moralimin çok bozuk olduğu dönemlerde bu tarz kitapları okuyorum çok da işime yarıyor. Beynen ve moralmen bu ara çok iyiyim ondan sanırım çok sarmadı beni. Bir kaç sayfa okuyarak bir kaç sayfa şöyle bir bakarak bitirdim kitabı ve morak olarak kötü olduğum bir dönemde okumak şartı ile kitaplığıma kaldırdım.
Beynine Format AtM. Barış Muslu · Doğan Kitap · 20132,411 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·479 syf.··
2025 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 00:00
Biz hayatta herkese karşı bir rol yapıyoruz ama en tehlikeli oyunu kendimize karşı oynuyoruz. Güçlüymüş gibi davranıyoruz, umurunda değilmiş gibi susuyoruz ama içimizde koca bir karmaşa var. Oğuz Atay bu romanla insanın en gizli yerlerine dokunuyor; “ben iyiyim” dediğimiz her anın aslında ne kadar kırılgan olduğunu yüzümüze vuruyor. Bazı insanlar hayata uyum sağlayamadığı için değil, hayata yalan söylemek istemediği için yoruluyor. Tehlikeli olan da tam burada başlıyor; insan dürüst kaldıkça yalnızlaşıyor, yalnızlaştıkça kendi içine daha çok gömülüyor. Tehlikeli Oyunlar, insanın başkalarıyla değil, kendiyle verdiği sessiz savaşın romanı. Okurken başkalarını değil, kendimi gördüm.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Kitabımız;ilişkilerden çok insanın kendi iç dünyasına, kırgınlıklarına ve kendini ihmal edişine odaklanan duygusal,kişisel gelişim tarzında bir kitap. Duygusal kitapları,kendini sorgulatan metinleri,“kendimi neden bu kadar ihmal ettim?” hissini anlatan okumaları seviyorsanız,doğru adrestesiniz... Yazarın kalemini inanılmaz merak ediyordum. Ve tabiki de merak ettiğime çokça değdi. Umarım diğer eserleri ile tanışmak ta nasip olur. Yüreğine mürekkebini damlayan doğru kalemi bulmak çok önemli nazarımda. Herkesin yükünü taşırken, kendi yorgunluğunu gizleyen insanlar vardır. İşte bu rehber niteliğindeki okuma serüveni ,kendini sürekli erteleyen bir insanın iç sesi… O sese kulak vermenin zamanı gelmiştir ne dersiniz? Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu. Çünkü bazen insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, kendine daha anlayışlı davranmak oluyor. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsun,insan bazen en büyük kırgınlığı kendine yaşatıyor.Sessiz kalarak, görmezden gelerek,“iyiyim” diyerek…🩶 Gerçek anlamda iyiyim demenin zamanı geldiyse “seni ihmal ettiğim için özür dilerim” bu sözü kendine borçlu olan herkese şiddetle tavsiye ediyorum #fadiktavsiyesi başucundan ayırma
Kendimden Özür DilerimMiraç Çağrı Aktaş · İndigo Kitap · 2026182 okunma
15. Cilt
Puan vermedi·592 syf.··
2026 59. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 11:29
Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 15. Cilt "Ceza verecekseniz, uğradığınız muamelenin misliyle ceza verin. Eğer sabrederseniz, bu sabır, sahipleri için daha da hayırlıdır." (Nahl, 126) Hayata tam şuradan bakmasam çoktan kendimden nefretlik bir insana dönüşmüştüm. Elhamdulillah diyeceğim ne diyeceğim? Ben her zaman iyiler cennete gitsin demişimdir. Kimsenin ben iyiyim ben iyiyim çırpınışları bana gelmez. İnsanoğlu önce yaptıklarına bakacak, sonra "bana yapıalanlar" kısmına odaklanabilir. Düşünüyorum. Tamam kesinlikle hak etmişimdir ve de ALLAH beni bu şekilde istemiyor diyorum. Ve de Allahın hakkımda istemediğini ben de istemem zaten. Bedelini ödemediğim bir günahla gitmeyeyim derim. Allah herkesin hakkını benden alıyor diye düşünürüm. O yüzden kimseye bir nefret beslemiyorum. BU kısım kendimle ilgili. Ama sevdiklerime yapılanlar o kadar müsamahalı olamıyorum. O zaman insanlardan soğuyorum ben. Onların umurunda olup olmaması umurumda değil. AMA bana göre bir insanı benim sevmemem, hayatta böyle koruma kalkansız gezmek dolaşmak gibi bir şey :D Çünkü ben bana yapılana öyle büyük tepkimem ama sevdiğim insanlara yapılan şeylere on misliyle tepkirim. Yine gidip bir şey yapmam belki ama ışık hızıyla soğurum. Tarafımdan sevilmek diye bir ayrıcalık var yani. Sıfır tevazu. Şimdi bu ciltte, özellikle bu hislerimin depreşmesinin sebepleri var tabii. Barbata yakın bir bayram. Ama umut bulduğum şeylerle karışık. Ölüm var ölüm. Kendinizi bu dünyada ortadan ikiye ayırsanız da, bütün benliğinizi dünyaya serip kişiliğinizi beş paralık etseniz de ölüm var ahiret var hesap var. Hep ettiğim bir x-duam var bu tip insanlara. Allah size versin. İstediğiniz kadar, taptığınız, sevdiklerinizi değiştiğiniz kadar mal mülk versin. Çok versin. İmtihanınızı oradan bulun. Bitti gitti
Din
Kütüb-i Sitte 15. Ciltİbrahim Canan · Akçağ Yayınları · 06 okunma
İnsanlar Garip, Sedaris Daha da Garip
6/10
·245 syf.··
2026 16. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 13:24
Sedaris bir komedyen ve bu kitapta 26 bölümden oluşan otobiyografik bir stand-up gösterisi sunuyor. Aile ilişkilerinden eşcinsel kimliğe, aidiyet duygusundan yaşlanmaya kadar uzanan konuları, seyahatlerinin ve geçmiş deneyimlerinin içinden süzerek anlatıyor, gözlemlerini büyütüp absürt noktalara taşıyarak beklenmedik son vuruşlar yapıyor, gündelik hayatın saçmalıklarına işaret ediyor, başından geçenleri eğlenceli hikayelere dönüştürüyor. Hayatın içinden süzüp sunduğu tespitleri oldukça ilginç. Mesela, dil öğrenme programlarında bulunmayan, sadece seyahat ederken fark edilebilecek bir detay: İtalya veya Japonya'daysanız ve birisine "Nasılsın?" diye sorduğunuzda muhtemelen "İyiyim, siz?" cevabını duyarsınız ama Almanya'da "Pek iyi değilim" karşılığı verilir, çünkü insanların sırf kibar olmak için bunu sormalarını anlayamazlar. Başka bir anekdot: Londra'dayken, Obama'nın göreve başlama törenini her üç saniyede bir siyahi olmasını vurgulayan BBC'de izler, ve bundan rahatsızlık duyar. Ardından aydınlanma gelir: "Eğer Amerika ilk eşcinsel başkanını seçmiş olsaydı, bunu idrak edebilmek için, birkaç bin kez duymayı isterdim." Hikayelerinin bir kısmı oldukça ofansif, küçümseyici ve indirgeyici. Hedef tahtasına sıklıkla kendisini de koyuyor olmasına rağmen bu, bazı okuyucularını rahatsız edebilir. Oysa benim nezdimde Sedaris, ikiyüzlü bir dünyanın meraklı bir gözlemcisi, iyi niyetli bir hicivcisi, ve okurunu da dünyayı kendi gözlerinden görmeye davet ediyor. Dünya çapında çok sevilen yazar, anlattığı hikayeler kadar insanların küçük kusur ve çelişkilerini yakalama becerisi ile de 25 farklı dilde okuyucularını güldürmeyi başarıyor. Uzun bir seyahat sırasında elimin altındaki bir kitaptı ve deneyimlediğim her yeni anı, bir de onun gözünden okumamı sağladığı için ben de çok
Hadi Baykuşlarla Diyabet KonuşalımDavid Sedaris · Epsilon Yayınevi · 201819 okunma