''Büyüdükçe artık bedenimizin değil, ruhumuzun acıdığı şeyler yaşamaya başlarız. Benim başıma neden bu geldi derken bulursun kendini. Ama nasıl bu darbeler olmasa elinizdeki heykelcikler ortaya çıkmazsa, hayatın ruhumuza yaşattığı acılar olmasa da biz, biz olamayız, olgunlaşamayız. Çünkü acı hisseden kişiden bir şey doğar: İntikam ya da anlayış. Seçim bizim. Kendine acıyanlar intikamı seçerler ve sonunda intikamını almaya çalıştıkları şeye dönüşürler. Haksızlığa uğradığı için intikam peşinde koşan biri haksızlığa uğratır. Anlamayı seçenlerse olgunlaşırlar. Bırakın hayat sizinle uğraşsın, acıtsın. İntikama düşmeyin, anlayın, anlayın ki öğretsin, değiştirsin. Bırakın hayat sizi kendinizle tanıştırsın...''
"Birinden intikam alırsak, bize kötülük yaptığı içindir. İntikam alarak ona da kötülük yapmak isteriz, değil mi? Sonuçta onun yaptığı gibi yaparız, onun işleyiş tarzı benimsenir..."
"Kuşkusuz..."
"Demek ki o kazanır: Bilerek yapmış olmasa bile, kendi modelini bize dayatmayı başarır. Bizi kötülükte onunla buluşmaya yöneltmiş olur..."