"Bu dünyada herkesi onları tutan ipleri vardı. Kimilerini bağlayan ve tutan ipler çok daha kalındı, bizimkiler gibi. Kimilerini bağlayan ipler ise o kadar inceydi ki tek bir harekette çözülüyordu. Ama imkansız yoktu, her şeye rağmen imkansız yoktu. Ortada bir düğum varsa, çözümü de vardı..."
"Sarıldım ruhuna, sevdim saçlarını ve öptüm gözlerinden. Bunu yaşadım ve bunu öğrendim senden. Ne veda ne bir merhaba, en çok biz vardık kırılmasın diye dokunmadığım duvardaki çerçevede."
“Mutlu olmadın mı?” diye sordu masum bir şekilde. “Boyarız. Maviye boyarız bu bisikleti, üzülme."
“Üzülmek mi?” dedim titreyen bir sesle ve bakışlarımı ona çevirdim. “Yankı ben...” Yutkundum, gülümsedim ve aynı anda gözlerimin dolduğunu hissettim. “Teşekkür ederim, daha önce kimse bana sürpriz yapmamıştı, kimse bana hediye almamıştı.” Ona doğru bir adım atarken “Çok mutluyum,” diye fısıldadım.
Yankı gülümsedi ve kızarmış olan turkuaz gözlerini kıstı. Onu tanıdım tanıyalı ilk defa gardını indirdiğini yeni görüyordum, bana sarıldığında bile gardı inmemişti ama şu an gardını indirmiş, tam karşımda duruyordu. Bunu neden yapmıştı bilmiyordum ama bana kendimi yine önemli hissettirmişti.
“Kendini küçük bir kız çocuğu gibi hissetmekten çekinme,” dediğinde parmakları önüme gelen bir tutam saçı kulağımın arkasına itekledi. Heyecandan tir tir titriyordum. “Tekrardan o yaşlarına dön, masmavi bisikletine bin ve o yaşlarını güzelleştirelim.”
"Parayla mutluluğu satın alabilirsin," diye mırıldandım kendi kendime.
"Ne dedin?"
"Parayla mutluluğu satın alabilirsin. İnsanların sana kibar davranmasını, sana gülümsemesini ya da seni dinlemesini sağlayabilirsin, öte yandan paran yoksa kendinden vermek zorundasın. Alamadığın, sahip olamadığın her şey için kendinden veriyorsun. Hayalleriniz, umudunuz, ruhunuz, insanlığınız... Elde edemedikleriniz arasında yok oluyor bunlar."
"Hem sana bir sır vereceğim: İnsanlar hep kusurlarımızı görür, gece karanlık gökyüzünü izlerken nasıl ki sadece yıldızlar dikkat çeker, insanlar da hep bizim kusurlarımızı görür. Kusurlarımız bizim yıldızlarımızdır, bırak parlasınlar..."