Tolstoy’un, her zaman iyi bir mevki sahibi olmayı hedeflemiş ve hayatı boyunca bunun için çalışıp çabalayan İvan İlyiç’in amansız bir hastalığa yakalanmasını anlatan etkileyici eserlerinden biridir.
Aniden karşı karşıya kalınan ölümün, akla düşürdüğü soruları, duyguları, düşünceleri en akıcı ve sade biçimde işlenmiş; okurken düşündürüp, ölüm ile yaşamın gerçekliğini, ansızın bizi bulabileceğini anlatmıştır.
•”Ayrıca onu anlayan ve ona acıyan tek bir kişi bile olmadan ölümün kıyısında yalnız başına yaşamak zorundaydı.”
•”Ne istiyorsun? duyduğu ilk anlaşılır, sözcüklere dökülen en kudretli ifadeydi. “Nr istiyorsun? Ne istiyorsun?” diye yineledi kendi kendine.
“Ne mi istiyorum? Acı çekmemek. Yaşamak.” diye yanıtladı.
Sonra yine o kadar yoğun bir dikkatle kulak kesildi ki, ağrısı bile dikkatini dağıtamadı.
“Yaşamak mı? Nasıl yaşamak?” diye sordu ruhun sesi.
“Evet yaşamak, daha önce yaşadığım gibi: Güzel,iyi.”
“Nasıl, önceden güzel ve iyi mi yaşıyordun?” diye sordu ses.
İvan İlyiç de güzel hayatının en iyi anlarını hayalinde birer birer canlandırmaya çalıştı. Ancak, tuhaf şeydi, şimdi düşünürken güzel hayatının bütün o iyi anları ona o zamanlar göründüğü gibi gelmiyordu. İlk çocukluk anıları dışında hiçbiri. O zamanalar, çocukluğunda, geri dönebilse gerçekten yaşamak isteyeceği güzel taraflar vardı. Ancak artık o güzellikleri yaşamış adamdan eser yoktu, onlar sanki başka birisinin anılarıydı.