Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir”
diyen Balzac’tan, “mülkiyet hırsızlıktır” diyen
Proudhon’a; eşitsizliğin kaynağını, etrafını çevirdiği
toprakları kendinin kabul ederek, eline aldığı sopayla burayı koruyan ilk insanda gören Rousseau’dan,
“banka soymak değil, banka kurmak suçtur” diyen
Bakunin’e... toplum tarihi, paranın ve sopanın iktidarının,iktisadın ve politikanın yegâne temeli
olarak suçun tarihidir.
Başta devlet olmak üzere, hiyerarşik bir sistem
halinde örgütlenmiş tüm kurum ve kitleler, suçun
varlığı etrafında buluşurlar. Servet edinmeyi, serveti
koruma ve artırmayı kural edinmiş toplum, gücünü,
işlediği cinayetlerden, ardındaki kan miktarından
alır.
Işık Ergüden/ Sessizliğin Anarşisi
İnisiyasyon tamamlandığında, kişi, emir alan ve
emreden, ezen ve ezilen özellikleriyle, hiyerarşinin
bir yerine –yukarıya, aşağıya, ortaya; ama asla dışına
değil– yerleşmiş olur. Aile, okul, kışla, ibadethane
sıralarından başarıyla geçmiş, bir işe girmiş ve aile
oluşturarak silsileyi devam ettireceğinden kuşku
duyulmayan; çalışmaktan, ibadetten, toplumun tüm
vecibelerini yerine getirmekten kaçınmayacağına
emin olunan, güvenilir kişi, kendi gibi güvenilir diğer vatandaşlarla birlikte, seçme ve seçilme hakkını
kullandıkça, bol bol görünüp bol bol konuşarak,
görüntü ve gürültü bolluğuna katkıda bulundukça,
sistem, sırtının yere gelmeyeceğinden emindir.
Şefkat ve merhamet, kölelerin yeraltı hapishanelerinde icat edilmiş şeylerdi; sefiller ve güçsüzler ordusunun ıstırabından başka bir şey değillerdi...
Jack London
"Düşünmeye yöneldim. İçinde yaşadığım karmaşık uygarlığın çıplak basitliklerini gördüm. Hayat, besin ve sığınacak yer bulma meselesiydi. İnsan, besin ve sığınacak yer için bir şeyler satıyordu. Tacir ayakkabılarını, politikacı insanlığını, birkaç istisna dışında halkın bütün temsilcileri de insanların güvenini satıyordu. Hemen hepsi şereflerini satmaktaydı. Kadınlar da ister sokakta, ister kutsal evlilik bağıyla bağlanmış olsunlar, etlerini satmaya meyilliydiler. Her şeyin fiyatı vardı; tüm erkek ve kadınlar satılıktı. İşçinin kaslarınından başka bir şeyi yoktu. Pazar yerinde işçinin şerefi beş para etmezdi. Onun kasları vardı ve kaslarını satabilirdi ancak."
Jack London
Malın mülkün kişisel bir hak olduğu,her şeyin parayla ölçüldüğü bir yerde toplumsal adalet ve rahatlık hiç bir zaman gerçekleşemez . Ama siz aslan payını kötülere bırakan bir toplumda doğru bir yan bulursanız, büyük çoğunluk yoksulluk içinde kıvranırken doymak bilmez bir avuç insana memleketin bütün zenginliklerini sömürten bir devlet mutlu olabilir derseniz o başka..