Ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için, hayat hiç bitmeyecekmiş gibi gelir ama hiçbir şey çok tekrarlamaz kendini… Aslında çok az tekrarlar. Çocukluğunuzun bir öğleden sonrasını, öyle ki, hayatınızı onsuz düşünemediğiniz, sizi derinden etkilemiş bir öğleden sonrayı, daha kaç kez anımsayabilirsiniz ki? Belki dört, beş kez daha, belki o kadar bile değil… Dolunayın çıkışını daha kaç kez izleyebileceksiniz? Belki yirmi… Ama yine de her şey sonsuzmuş gibi gelir…
Hayat pis şakalar yapmayı çok sever, beş gündür tanıdığın bir adamla evleniverirsin, ertesi sabah kalktığında yanında bulamazsın, bir not bile bırakmadan sırra kadem basmıştır. Babanla hayatının en büyük kavgasını edersin o kavga seni olmak istediğin adam yapar. O kavga seni ailenden uzaklaştırır. Bundan daha mutlu olamam dediğin anda, abinin öldüğünü babanın yoğun bakımda olduğunu duyarsın. Hayatının aşkını, sırf ona bir zarar gelmesin diye bilmediği bir şehirde yapayalnız bırakıp gidersin. Dönmem dediğin eve dönersin.
Arzu Pazarlaması: BMW Markasının Çukur Dizisindeki Fantezi Sahnelerine Yönelik Bir Lacan Okuması