Büyütmek mi ,kaderine Işık olmak mı ?
Puan vermedi·252 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:59
Kitap- Film Bu hikayenin asıl kahramanı benim için Forrest karakterinin annesi . Oğlunun içindeki iyiliği ve potansiyeli gördü, dış etkenlere ve insanların düşüncelerine hiç aldırış etmedi. Herkes oğlunun farklılıklarına odaklanırken, O hem kendi hayatı hem de oğlu için mücadeleyi seçti. Hikaye bana sevgiyle büyüyen bir çocukla sevgisiz ve travmalarla büyüyen bir çocuğun hayatının ne kadar farklı şekillenebileceğini bir kez daha gösterdi. Özellikle Forrest'ın çocukluk aşkı Jenny'nin küçük yaşta mavruz kaldığı cinsel istismar ve bunun ilerleyen yıllarda hayatında açtığı derin yaralar çok etkileyiciydi. Forrest Gump kitabı ile film arasındaki bana göre en önemli fark film karakterlerin duygularına ve insan hikayelerine daha çok odaklandığı için bana daha sıcak ve dokunaklı geldi. Kitap ise Forrest'ın dünyasını farklı bir pencereden görmek isteyenler için kesinlikle değerli. Kısacası, kitabın dili biraz dağınık geldi ,film ise hikayeyi zihinde daha iyi toparlıyor .
Forrest GumpWinston Groom · İnkılap Kitabevi · 1994606 okunma
6/10
·496 syf.··
2026 29. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:52
Kitabın konusu: Hokey camiasının çapkın çocuğu Carter daha önce kimse tarafından reddedilmemiştir ta ki en yakın arkadaşının kız arkadaşının en yakın arkadaşıyla tanışana dek... İşte şimdi dengeler değişmektedir. Yani ben yazarları cidden anlamıyorum. Neden son sayfalara illa bir ayrılık koymak zorunda hissediyorlar ki, barıştıktan sonra ilişkinin daha çok güçlendiğini hissettiğimizi falan mı düşünüyorlar? Hayır, ben böyle düşünmüyorum. Neyse, konuya çok genel olarak bodoslama daldım ama bu durum beni romantik kitaplardan o kadar soğutmaya başladı ki yeni yazarları okumaktan cidden çekinmeye başladım. Gelelim kitabımıza, aslında çok klasik başladı. Klasik çapkın bir bad boy ve herkesle birlikte olmayan masum kız. Aslında bu durumu sevdim ve sanki aşkları daha yavaş işlemiş gibi hissettirdi. 350 sayfaya kadar her şey güzeldi. Kitap akıcı ilerliyordu. Carter'ı ve Olivia'yı çok sevmiştim. Keza yan karakterleri de. Hank, Dublin, Cara, Emmett, Garrett, Jenny... Çocukları hiç sevmem ama Olivia'nın yeğeni Alannah'ı bile sevdim. Tek bir sorunum vardı. Kitap 485 sayfaydı. Herkes mutluyken okumam gereken 135 sayfa vardı. Ve kitabın aşırı derecede +18 olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Yazar bi yerden sonra cidden abartmıştı. Sıktı ve bi olayları yok gibiydi. Spoi olabilecek yorumuma gelirsek 350. sayfaya kadar aslında rahatsız olduğum olaylar da vardı. Mesela aşırı +18, Cara'nın ikili arasındaki ilişkiye gereksiz müdahalesi falan. Ancak puan olarak daha fazla bir puan düşünüyordum. 400. sayfaya kadar sadece aşk okuduk, dediğim gibi tek güzel yanı akıcı olmasıydı ama elim kitaba gitmediği zaman hiç de akıcı olmuyordu. Kalan 85 sayfada gereksiz bir ayrılık oldu. Aslında ikilinin tutumlarını çok beğendim. Carter her zaman her şeyin konuşularak halledilebileceğini biliyordu ama
Bana Şans VerBecka Mack · Martı Yayınları · 202636 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·308 syf.··
2026 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 20:20
Manş Adaları’ndaki Kız – Jenny Lecoat İkinci Dünya Savaşı’nı konu alan romanları her zaman ilgi çekici bulmuşumdur ama Manş Adaları’ndaki Kız yalnızca savaşın yıkıcılığını değil, savaşın ortasında kalan insanların hayatta kalma mücadelesini ve imkânsız görünen bir aşkı da anlatmasıyla beni etkiledi. Kitap, Alman işgali altındaki Manş Adaları’nda yaşayan Hedy’nin hikâyesini anlatıyor. Savaşın gölgesinde geçen bu hikâyede Hedy bir yandan ailesini ve sevdiklerini korumaya çalışırken bir yandan da Alman subaylarından biriyle beklenmedik bir yakınlık kuruyor. Ancak işgal altındaki bir yerde yaşanan her ilişkinin ağır sonuçları var. Bu yüzden kitap boyunca karakterlerin verdiği kararları, yaşadıkları ikilemleri ve üzerlerindeki baskıyı hissetmek mümkün. En sevdiğim yönlerinden biri, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını göstermesiydi. Açlık, korku, yalnızlık, dışlanma ve insanların birbirlerine karşı değişen tavırları çok gerçekçi bir şekilde aktarılmıştı. Özellikle savaş sonrasında yaşananlar beni oldukça düşündürdü. Çünkü bazen savaş bitse bile insanların yargıları ve yaraları kolay kolay bitmiyor. Jenny Lecoat’ın akıcı anlatımı sayesinde kitap kendini rahatça okuttu. Tarihi olaylarla kurgu başarılı bir şekilde harmanlanmıştı. Karakterlerin duygularına yaklaşabildiğim, zaman zaman öfkelendiğim, zaman zaman üzüldüğüm bir okuma oldu. Savaş temalı romanları, güçlü kadın karakterleri ve gerçek olaylardan ilham alan hikâyeleri sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Benim için hem duygusal hem de düşündürücü bir kitaptı. Özellikle savaşın insanların hayatlarında açtığı görünmez yaraları anlatma biçimini çok başarılı buldum.
Manş Adaları’ndaki KızJenny Lecoat · The Kitap · 2024100 okunma
8/10
·168 syf.··
2026 79. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 01:46
Booker ödüllü Jenny Erpenbeck'in uluslararası alanda tanınmasını sağlayan romanı Gölün Sırrı... Öncelikle şunu belirteyim: Türkçede çok talihsiz bir isim seçilmiş. Çünkü bu kitap ucuz bir polisiye ya da gizem romanı değil; tarih, bellek ve mekân üzerine kurulmuş etkileyici bir kurgu. Zaten özgün adı Heimsuchung. Kitapta beni en çok etkileyen şey, tarihin insanlardan çok mekân üzerinden anlatılması oldu. (Mesela Drina Köprüsü ya da Notre Dame'ın Kamburu gibi.) O ev ve göl kıyısı neredeyse başlı başına bir karakter. İnsanlar gelip geçiyor, rejimler değişiyor, savaşlar yaşanıyor ama mekân kalıyor. Böylece 20. yüzyıl Alman tarihinin büyük kırılmaları sessizce birikiyor. Dil yer yer karışık ve tekrarlı. Ancak bunu bir kusur olarak görmedim. Erpenbeck'in önemli noktaların altını çizmek, karakterlerin o bulanık umut, arayış ve kaçış hâllerini hissettirmek için bilinçli olarak böyle bir yol seçtiğini düşündüm. Bence işe de yaramış. Ben çok sevdim. Tarihi, büyük olaylardan değil de insanların geride bıraktığı izlerden okumayı sevenlere özellikle tavsiye ederim.
Edebiyat
Gölün SırrıJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 2022309 okunma
5/10
·384 syf.··
2026 22. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 23:42
Güzel yazılmış rahatsız edici bir kitap. Kitabın başından sonuna kadar bir ilişkinin boğucu ve kasvetli kopamama halini okuyoruz. Almanya siyasi tarihine de bolca yer veren yazarın okuduğum ilk ve son kitabıdır. Booker ödüllü kitaplara çok da anlam yüklemiyorum artık.
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,121 okunma
8/10
·384 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:08
Yaşlı ve manipülatif bir erkekle ; genç, daha olgunlaşmamış genç bir kızın ilişkisini odağa alan bir hikaye. Patolojik ilişkisel kavramlarla dolu. Politik bir kitap okuduğumuzu ise kitap ilerledikçe farkediyoruz. Katharina’nın yıllarca yaşadığı ilişkinin aslında politik sistemin minyatürü olması gerçeği ile yüzleşiyoruz. Hans eskimiş, baskıcı , kültürlü gözüken ama kendi çelişkileri ve güvensizlikleri içinde kaybolan denetleyici devleti temsil ediyor. Onun tavırlarından bu kadar bunalmamız, kitabı kaçar gibi okuyup bitirmek istememizin nedeni de tam olarak bu. Katharina ise Doğu Almanyanın son kuşağını temsil ediyor. Başlangıçta olan o neşesi merakı, Hans tarafından kontrol altına alınıyor ve sistem için de kendi olmaktan vazgeçiyor. Bir yandan da onu bırakmayı düşünemiyor bile. Garip bir bilindiklik ile devam ediyor bu manipülatif ilişkiye. Hep suçlu o . İtaat, suçluluk hissi ,denetlenme… Ama bir şekilde Hans’ı gerçekten seviyor da, o bu sistemde sevgi arıyor, beni seviyor mu düşünüyor mu sorusu gündemine geliyor sık sık. Kitabın sonuna gelirsek biraz muğlak bırakılmış olmakla birlikte, Hansın sadece bu sistemi temsil etmediğini bu sistemin gerçekten de küçük bir parçası olduğunu anlıyoruz. Hans ajan mıydı değil miydi bilmiyoruz net olarak ama kişilik özelliklerini Doğu Almanyanın gözetleyici, manipülatif, kontrolcü yapısından alması daha fiziksel bağlarla sağlamlaştırılıyor kitabın sonunda. Ve kimse ne canavar ne kurban aslında. 100 yıllık bir tarih içinde sistemin şekillendirdiği insanlar sadece..
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,121 okunma