"Hata, savcıların, genel olarak da tüm mahkeme üyelerinin yeni, liberal insanlar olduklarını sanma alışkanlığımızda. Aslında bir zamanlar öyleydiler ama artık durum tümüyle değişti. Artık sadece ayın sonunu düşünen birer memur haline geldiler."
"Bir insanın başkalarıyla bir araya gelip İncil okuduğu için sürgüne gönderilmesine izin veren yasalar mı var?"
"Bırakın öyle pek uzak olmayan yerlere sürgüne yollamayı, kürek cezası bile verirler, yeter ki İncil okurken onu emredilenden farklı bir şekilde yorumladıkları ve böylelikle kilisenin yorumunu onaylamadıkları kanıtlanmış olsun. Yüz doksan altıncı maddeye göre, Ortodoks inancını kötülemenin cezası sürgündür."
"Olamaz."
"Olur. Mahkemedeki beyleri gördüğümde onlara minnettarlığımı sunmadan edemediğimi hep söylerim," diye devam etti avukat, "çünkü eğer ben hapiste değilsem, siz de öyle, bizler hepimiz hapiste değilsek bu sadece ve sadece onların iyi yüreklilikleri sayesindedir. Yoksa her birimizi temel haklarımızdan yoksun bırakmak ve öyle pek uzak olmayan yerlere sürgüne göndermek en kolay iştir."
Çok basit bir soru soruyordu: Bazı insanlar, neden ve hangi hakka dayanarak başka insanları hapse atıyorlar, işkence ediyorlar, sürgüne gönderiyorlar, kamçılıyorlar ve öldürüyorlar? Oysaki kendileri de tıpkı işkence ettikleri, kamçıladıkları, öldürdükleri insanlar gibiler. Sorduğu sorulara, insanda irade özgürlüğü var mıdır, yok mudur gibi sorularla yanıt veriyorlardı. Kafatası ölçüsüne göre vs. bir insanı suçlu kabul etmek mümkün müdür, değil midir? Kalıtım suç işlemede nasıl bir rol oynar? Doğuştan ahlaksızlık diye bir şey var mıdır?
"Evet, hükümetin kendisini soyduğunu biliyor; biz toprak sahiplerinin ortak bir servet olması gereken toprağı elinden almak suretiyle eskiden beri onu soyduğumuzu biliyor, sonra bu çalıntı topraktan sobasında yakmak için çalı çırpı topladığı zaman onu hapse atıyoruz ve hırsız olduğuna inandırmak istiyoruz. Asıl hırsızın kendisi değil, ondan toprağını çalan toprak sahibi olduğunu ve ondan çalınmış olan şeyin her türlü restitution'unun ailesine karşı ödenmesi gereken bir yükümlülük oldu- ğunu biliyor."