Ceren

69. Kişi, erteleyendir. Değerlendirmelerini; dolayısıyla, ulaşacağı sonuçları: dolayısıyla, vereceği kararları; dolayısıyla, bulunacağı eylemleri - ve, dolayısıyla, ne olacağını, hep, erteleyen... Kişi, hep, bir sonraki olmaya çabalar; oysa, aslında, hep, bir öncekidir. Kişi, kendini, boyuna, erteler.
Reklam
80. Kişi, hep, dilegetirmek isteyip hiç dilegetiremedikleriyle karşı karşıya gelir: Bunları dilegetirmeğe çalışsa, bakar, hiç de o en başta dilegetirmek istedikleri değiller - sussa, o zaman da, daha önce dilegetirdikleri işe karışır: "İşte, dilegetirdiğin bizdik ya hep" derler... Kişi, konuştukça susması gereken; sustukça da konuşmaya itilendir. Kişi, ne konuşabilen, ne de, susabilendir. Kişi, dilegelmeyen ve susturulamayandır. Kişinin dili durmaz - suskunluğu bile, dilegelir.
82. Kişinin her yaptığı geçicidir. Kişi en 'kalıcı' işi yaptığını sanarak birşey yaparken bile, bir adım ötedeki 'kendisi'ne geçince geride kalacak, gelip geçerek geçmişin ulaşılamazlığına düşecek birşey yapıyordur.
81. Kişi, yaşamının her anında, yitmiş yaşam anlarında yaşar. Dolayısıyla, hiçbir zaman 'bugün' değildir kişinin yaşadığı: hep, ya, 'dün'; ya da -ender olarak 'yarın'... Kişi ânı hiç yaşamaz - anıları yaşar hep - ya da, anlarının bir anısını... Kişi âni bir anıdır.
83. Kişi, ya çok yavaş, ya çok hızlıdır hep yaptıklarında 'orta'yı bir türlü bulamaz. Yapmaya giriştiğinde, birden, o anda yapılmak isteyen -gerçekleştirilmek isteyen-amaçları çullanur üstüne: Birkaç dakikada, bir ömür boyu sürmesi gereken işleri bitirmeğe girişir. - Tabiî, çuvallar... Öte yandan, kendinde yapma gücü bulamadığı zamanlarda, oturur, yapmaya hazırlanır - ama, öyle olur ki, kendini, hiçbirşey yapamaz halde bulur: O anda, geçici olarak yapabilecekleri bile, sanki hiç yapılamazdır. Kişi, hep, ya omnipotent ya da impotent'tir - arası, yok!: Ya herşeye "kâdir", ya da hiçbirşeye... Kişi, hep/hiç "kâdir"dir.
Reklam