n.

Puan vermedi·250 syf.··
2025 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 13:29
Kuşlar Yasına Gider, bir baba/oğul hikâyesi anlatıyor gibi görünse de asıl meselesini sessizce kurar: Bu, bir kopuştan çok mecburiyetin yarattığı bir mesafedir. Baba, geçim kaygısıyla tır şoförlüğü yapar; gitmesi bir tercih değil, zorunluluktur. Yol, eve ekmek getirir ama birlikte yaşanacak zamanı eksiltir. Ayağının sakat kalmasıyla birlikte baba, yıllardır sürdürdüğü bu hayatın dışına itilir. Çalışamayan beden, onu hem yoksulluğa hem de oğluna bağımlı kılar. Oğul köye döner, babasının bakımını üstlenir, hastaneye götürür. Bu yük ne dramatize edilir ne de sorgulanır; Anadolu’nun sessiz sorumluluk anlayışı içinde doğal bir hâl alıyor. Ana karakterin köy/şehir arasında gidip gelişi, romanın en dikkat çekici katmanlarından biri. Şehir, modern ama yalnız; köy ise sıcak ama daraltıcıdır. Karakter ne şehre tam sığabilir ne de köyde kalıcı olabilir. Bu arada kalmışlık, açıkça tanımlanmaz; bu sıkışmışlığa davet edilmiş gibi hissettim. Roman burada Kafkaesk bir hal alır: Aidiyet vaadi olan iki mekân da eksik kalır. Babanın tır şoförlüğü sırasında bir oğlunu kaybetmiş olması, hikâyenin en derin yarasıdır. Bu kayıp açık bir yas olarak değil, bastırılmış bir acı olarak dolaşır. Ölüm yaklaşırken babanın sürekli “su, su” demesi, basit bir susuzluktan çok, Suat’ın adını söylemeye çalışan bir dilin çözülmesi… Kuşlar Yasına Gider, yüksek sesle konuşmayan, yargı dağıtmayan bir roman. Ekonomik zorunlulukların ilişkilerde bıraktığı izi, köyün sıcaklığı ve şehrin yalnızlığı arasında sıkışmış hayatlar üzerinden anlatıyor. Romanı değerli kılan da bu sessizliği: Bazı yaslar bağırmaz; kuşlar gibi gider.
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 18:08
Sydney… Bu romanda benim için iki şehir yok. Bir şehir var: Sydney’in içi, hiç kavuşamadığı ama uğruna giyotine yattığı sevgi. Kitabı bitirdiğimde klasik bir okur olarak Sydney ve Darnay karşılaştırması yaptım. “Kim daha çok sevdi?” karşılaştırması… Sonra düşündüm,adil bir bir karşılaştırma olmadığına kanaat ettim. Çünkü Darnay bilmiyordu ki sevilmemek ne demek? Sydney’de bilmiyordu ki sevilmek ne demek.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,7bin okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2025 32. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 14:35
*Spoiler İçerir* Bu kitap kısa, ince, ama içine kitap kokusu sinmiş bir hikâye. Okumaya başladığında “Evet ya, ben de kitaplara bazen böyle davranıyorum” dedirten ama bir noktadan sonra “dur biraz, bu iş fazla kaçmış” dedirten bir tarafı var. Konu şu: Bluma Lennon diye bir akademisyen var, edebiyat delisi. Bir gün ansızın ölüyor. Ardından birisi ona çimento kaplı bir Joseph Conrad baskısı gönderiyor. Anlatıcı da bunun peşine düşüyor. Peşine düşmek dediğim, öyle kuru kuru değil: kitap koleksiyoncularının, takıntılı okurların, rafların arasında kaybolan insanların dünyasına giriyoruz. Realist bir gözle baktığında, hikâyedeki kitap aşkı romantik değil, hafif ürkütücü. Çünkü kitapla bağ dediğimiz şey, belli bir noktadan sonra seni besleyen bir hobi olmaktan çıkıp seni yutan bir canavara dönüşebiliyor. Burada da onu görüyoruz. Kitap rafı değil, resmen kitaplardan yapılmış bir ev düşün… Güzel mi? Güzel. Sağlıklı mı? Tartışılır. Dil akıcı, çeviri iyi, arada Borges’ten Cortázar’a edebi göndermeler var. Ama hikâye aslında edebiyat referanslarıyla şov yapmaktan çok, “Sen kitaplarla ne yapıyorsun? Onlar sana ne yapıyor?” diye hafiften sorguluyor.
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
Puan vermedi·590 syf.··
2025 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 15:12
Ahmet Ümit… Bu yazarı biraz büyütmeliyiz, Türk Edebiyatının Agatha Christie’si. Evet, abartmıyorum! Nevzat,Zeynep,Ali,Evgenia, Demir,Yekta,Handan,Umut,Güzide,Aysun… Bu kitaba her baktığımda, kitaplıkta her gözüme takıldığında hatırlatacağım güzel karakterlerim… Kitap boyunca Ahmet Ümit hem akıcı bir dil kullandı hem de diliyle kendisine bizleri çekti. Bunun yanında çözülemeyen cinayet vakalarıyla birlikte İstanbul hakkında da doyurucu bilgiler verdi, yaşadığımız şehrin mimarilerine olan anlamı arttırdı. Kitabı okurken hep Fatih çevresindeydim ve karakterler gözlerimin önünde oralardan geçtiler, polisler devriye attı, Namıkların eylemleri… İstanbul’un güçlü tarihini bozmaya çalışan, turizm sektörüne hizmet için adeta araç olarak kullanmaya çalışan insanlara bir tepki olarak işlenen bu cinayetler yaşadığımız şehrin önemini bir kez daha hatırlattı, yazarın böyle bir kitap kaleme alması dahi bu şehrin öneminin daha doğrusu bu şehrin tarihinin öneminin farkında olmamızı gerektirir.
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,1bin okunma
Puan vermedi·245 syf.··
2025 2. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2025 06:50
Ağır ağır okunan ve ağızda tat bırakan bir eser. Birkaç pasajını ÖZ atölyelerimde kullandım. Maslow, kitabının bir bölümünde kendini gerçekleştiren insanın biraz bencil olduğunu biraz da olmadığını belirtiyor. İlerleyen sayfalarda bunu açıklarken bencil oluşunu kendini inşa etme sürecinin bir parçası olduğunu, süreç içerisinde kendini öncelediğini, farkına vardığını kaleme almış. Yine bu insanların biraz da bencil olmadığını söylüyor bence kitabın heyecanı burada bastırıyor. Kendini inşa eden biraz da bencil değildir, çünkü dış dünyadan bağımsız olmadığını, başka insanların da olduğunu asla unutmaz…. Ben bu ^kendini gerçekleştirme^ meselesini çok sevdiğim gibi yazarın bu ifadesine bayıldım. Bununla birlikte maslowun hümanistik ekolde bir psikolog olduğunu söyleyeceğim ve başarısını şuna bağlıyor ; “Tüm hayat felsefem ve araştırmalarım, teorilerim köklerini annemin bana yaptıklarına karşı duyduğum tiksinti ve nefretten almıştır.” Acılar olgunlaştırır:)
İnsan Olmanın PsikolojisiAbraham Maslow · Kuraldışı Yayıncılık · 20201,061 okunma