Sometime around 318 Arius openly challenged teachers in Alexandria by asserting that the Word (Logos) who assumed flesh in Jesus Christ (John 1:14) was a lesser god who had a different nature than God the Father and that the Son was neither eternal nor omnipotent. He was a created being—the first created being and the greatest, but nevertheless himself created. Such teaching appealed to many of the former pagans; it was so much like the religion of their youth. Converts from paganism found it hard to grasp the Christian belief that the Word existed from all eternity and that he is equal with the Father. Arius made Christianity easier to understand.
Bir film, film içinde ekranda, televizyonda vb. gösterildiğinde; filmde öteki filmin gösterilişi gösterildiğinde yine bir film içinde film sürecine girilir. Örneğin, John Carpenter'ın Halloween (Yabancı, 1978)adlı filminde Christian Nyby'ın The Thing from Another World (Başka Bir Dünyadan Gelen Şey, 1951) adlı filmi gösterilir. R. Rosenthal'ın Halloween II'sinde ise (1981) George A. Romero'nun Night of the Living Dead (Yaşayan Ölülerin Gecesi, 1968) adlı filmi gösterilir.
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Reklam
Silgi kullanmadan resim çizme sanatına, hayat diyoruz. - John Christian
Marco seems to have transferred the legend of Prester John from the Kereyit tribe of Ong Khan (whose title he spells ‘Ung Can’) to the ‘Ung’ or Öngüt tribe by virtue of their similar names and the fact that both were predominantly Christian. Having made that leap he cannot resist another; and associating the province of Ung with that of Mungul (Mongol), he identifies them as the savage nations of Gog and Magog.
* Ateizm teriminin ilk kullanımı Yunan dili uzmanı Sir John Cheke’nin Plutarch’ın On Supersition (Hurafeler Üzerine) isimli eserinin tercümesine kadar dayanır. 1600’lerin Fransa’sında ateizm, kendi dünya görüşüne karşı polemik oluşturacak yazıları ve sosyo-politik tedbirleri tetikledi (Hyman, G. -2007- Atheism in Modern History. M. Martin, ed., The Cambridge Companion to Atheism içinde, s. 29) Ateizm 1700’lerin İngiltere’sinde dahi bir tehdit unsuru olarak algılanıyordu. Meşhur oyun ve deneme yazarı Joseph Addison, ateizme karşı bir kısım ihtiva eden, The Evidence of the Christian Religion (Hıristiyan Dininin Delilleri) başlıklı bir kitap yazdı. Kitabın aşağıdaki kısmında, ateistleri şöyle tarif ediyor: “Bu tür yobazlarda çok saçma ve ters bir şey var, doğru düzgün bir tanım getirmeğe hafsala yetmiyor. Sizi kızdırmak için dibine kadar ısrar eden kumarbaz tiplere benziyorlar, fakat boşuna oynuyorlar. Arkadaşlarını üzerlerine gelmeleri için sürekli dürtüklüyorlar fakat aynı zamanda elleri boş bırakıyorlar. Hülasası, ateizmi yayma gayreti aslında, ateizmin kendisinden daha saçma. Tenakuz ve imkansızlıklarla dolu fikirlerle izdivaç etmiş bir vaziyetteler ve aynı zamanda inancın en ufak parçasındaki bir zorluğu dahi, inkâr için kâfi görüyorlar. Bu geri kafalı kâfirlerden birine, ateizmin en mühim mevzuları olan kainatın sebepler üzerine teşekkülü, maddiyatın faniliği, Ruh’un faniliği, Beden’in tesadüfi tertibi, maddenin hareketleri ve çekimi (gravitasyon) ve buna benzer tafsilatlarıyla beraber bir araya getirilip bir amentü meydana çıksa, en meşhur ateistlerin ekseriyatının fikirlerine istinaden; derim ki, bu şekilde teşekkül ve vaz edilmiş bir Amentüyü kabul etmek, şiddetle inkâr ettikleri o bahislerden çok daha büyük bir inancı gerektirmez mi? Öyleyse bu yeni nesil
Sayfa 39·Kitabı okudu
~Silgi kullanmadan resim çizme sanatına "hayat" denir.. John Christian
Sayfa 82
Alıntı
Reklam
Reklam