kitap yorumu
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 04:17
The Otherwhere Post Maeve Abenthy, yedi sene önce babasını, ismini ve tüm dünyasını kaybetmiştir. Babasının suçlarından kaçmak için sahte isimler kullanarak yaşamaya ve bir yerde asla tanınacak kadar uzun kalmamaya çalışmaktadır. Ancak yedi sene sonra bir gün bu hayatı aldığı gizemli bir mektupla son bulur. Mektupta şunlar yazmaktadır: Senin baban masumdu. Bunca yıl babasının bir suçlu ve katil olduğuna inanan Maeve, şimdi bu mektuba inanıp inanmamak konusunda kararsızdır. Ancak merakına dayanamaz ve bu konunun peşinden gitmeye karar verir. Gerçeğe ulaşmak için Otherwhere Post( Başka Yerin Postası) denilen posta ofisine girebilmek amacıyla buraya öğrenci olarak başvurur. Bu akademide scriptomency(mektup yazmayı öğrenme diyebiliriz) dediğimiz sanatı öğrenerek bir scriptomencer(mektup yazarı) olmayı, bu bilgilerle kuryenin diğer dünyalar arasında seyahat etmesine ve teslim etmesine izin veren tehlikeli büyüleri öğrenecektir. Ancak işler akademinin içinde planladığı gibi gitmez. Gizemli ve sinir bozucu derecede yakışıklı danışmanı onun kendi kimliği hakkında yalan söylediğini bilmektedir. Onu kendisine güvenmeye ikna etmesi için zamanı azalmaktadır. Daha da kötüsü bu defa onu soruşturmayı bırakması için tehditler içeren tehlikeli mektuplar almaya başlar. Yedi sene önce ne olduğunun peşine düştüğü bu yolda Maeve hayatını dahi riske atmak zorundadır. Kitaptaki fantastik dünya aşırı hoşuma gitti. Mektupları kullanarak dünyalar arasında seyahat edebilmek ve yazmayı öğrenmeleri ilgi çekiciydi. Kafamda aşırı güzel bir dünya oluştu bu evreni hayal ederken. Bu evrende Molly Blackcaster denilen scriptomencer yazdığı büyülerle üç farklı evrenden birbirine yolculuk etmesine olanak sağlayan 3 tane kapı oluşturmuştur. Bu kapılardan her birinin ardından başka bir yer bulunmaktadır.
The Otherwhere PostEmily J. Taylor · G.P. PutnamSons Books for Young Readers · 20252 okunma
Puan vermedi·422 syf.··
2025 253. kitabı
— Bazı İnsanlar Travmadan Kurtulur. Diğerleri Travmanın Kendisi Olur. Nihayet 3. bölüme geldik. Belki de sen, şu anda bu yazıyı okuyan sen, kurgusal bir katili, azizlere ya da "sonradan aziz olmuşlara" özgü bir titizlikle yazan bir kişinin nasıl bir karaktere sahip olduğunu merak ediyorsun. Fakat şunu bilmelisin ki, geride bıraktığı kan izleri ona ait olsa da, sahip olduğu psikolojik altyapı Joe'ya ait değil. Joe'nun zihinsel yapısının tüm parçaları senin ve benim tanıdığımız, sevdiğimiz insanlara ait. Belki de sana. Hatta özellikle sana. Dolayısıyla, bu yazı Joe’nun karakterinin kapsamlı bir psikolojik çözümlemesiyle, travma kuramı, bağlanma modelleri ve belgelenmiş sendromlar eşliğinde başlayacak. Ardından şu rahatsız edici hakikati birlikte irdeleyeceğiz: izleyici neden bu kadar grotesk bir karakterde kendini bulur? Çünkü aynadaki canavar bazen bize geri bakmakla kalmaz; bizi anlar. — Joe’nun Psikolojik Profili Joe Goldberg bir sistemdir. Travma ile inşa edilmiş, çeşitli terk edilmelerle harmanlanmış ve takıntıyla sürdürülen bir sistem. Davranışlarının her yönü (kullandığı dil, ilişkileri, şiddet ve şefkati), duygusal kaos içinde düzene ulaşmaya çalışan yaralı bir zihnin rasyonel bir biçimde dışavurumudur. Joe’yu anlamak, bu bozulmuş yapının mimarisini ortaya koymaktır. Ve bu durum kliniktir. 1. Kompleks Travma / C-PTSD Hepimizin bildiği gibi, Joe’nun çocukluğu trajik değil, yıkıcıdır. Uzun süreli ihanetlerle şekillendirilmiştir. Zihni, onu koruması gereken insanların sebep olduğu sürekli bir hasar bölgesidir. İşte bu yüzden Joe, gelişimsel psikolojide “kompleks travma” (C-PTSD) olarak bilinen bir durumu yaşar: birincil bakıcıları tarafından sürdürülen, tekrarlayan şiddet, ihmal ya da ihanet. Detaylandıralım: Babası, Joe daha küçük bir çocukken, sözde
Edebiyat
YouCaroline Kepnes · Atria/Emily Bestler Books · 2018387 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aramızdaki nice Marti Jonathanlara
10/10
·96 syf.··
2025 25. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2025 12:18
Martı Jonathan livingston, bir fabl örneği ama içerigi tamamen bir öğreti: Yaşamın anlamı ( sınırlar, özgürlükler, kendini bulma baglamlarinda) Yaşamın anlamını arayanlara, kendine konulan sınırları kabul etmeyenlere , ben kimim ? Sorusuyla kendini tanımak isteyenlerin kitabı Martı Jonathan. Yaşamak nedir sizce ? Toplumun kabulleri üzerine kurulan, senin nasıl yaşaman gerektiğini dayatan kabullerin dogrulugunu sorgulamana bile izin vermeyen , sorguladiginda sistemin dışına çıkartan , yalnizlastiran, dışlayan bir anlayisin içinde varolmak mi ? Bu sınırların içinde yaşamak kavramından bahsedebilir miyiz ve aynı zamanda özgür olduğumuzu söyleyebilir miyiz? İşte bütün bu sınırları aşan, mükemmelliğe ulaşan, özgürlestiren bir ruhun peşinden giden, öğrenmeyi tutkuyla seven bir ruh halinin yaşamın ta kendisi olduğunu iddia eden bir eser. Günümüz kavramlarından midfullnes ya da anda kalmayi mukemmellik ile açıklaması çok ilgi çekici. Mükemmelliğin çalışmakla ancak (bir farkla) anda calismak, anda yorulmakla olacagini görüyor. Bu çok önemli bir detay mükemmelliği "an" ile buluşturmak. Bu kendi potansiyelimizi bulmanin anda kalmak ile mümkün olacağı anlamına geliyor. Kitapta şöyle geçiyor: "Kural; gerçek doğasını , zaman ve mekânın otesine geçtiği zaman yaşayabileceğini bilmesiydi." Zaman ve mekanı aşmak... Diğer önemli bir detay olduğunu düşündüğüm "Yanlış anlasilmanin sonucu, ya şeytan olmalısın ya da Tanrı. " İfadesinin yer aldığı bölüm. Toplum ortalamasının önüne gectiginde, farklı göründüğünde, o sınırları aştığında toplum seni idealize edip ya kutsallastirir ya da seytanlastirir. Bu nokta üzerinde fazlasıyla konuşulmayi hakediyor. Bu kutsallastirma o kadar tehlikeli ki kişiyi eyleme geçmekten kendi olmaktan alikoyar. Belki de insanın kendi doğasina doğru meyletmesini
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
ÇELİK PRENSES KİTAP İNCELEMESİ
6/10
Şimdi size bu kitabin en beğenmediğim özelliğini söyleyeceğim; kitabımızın girişinde yazarımız bize yazdığı kitaplarda kötü karakterler yarattığını ve kitaptaki evreni kendisi oluşturduğu için kitabın sonunda bu kötü karakterlere 'hak ettikleri' mutlu sonu vermeyi hedeflediğini söylüyor. Sonuç olarak yarattığı karakter: Aiden King. Narsist, sadist, zorba, acımasız, sapık ve yazarımızın söylediği kadar kötü. Ama gelin görün ki aslında hiç kötü değil çünkü onun bütün bu berbat huyları travmatik bir geçmişe ve Daddy/Mommy issuesa dayanıyor tamam mı (ağlarken aynı zamanda ağzından kusmuk çıkaran surat) ayrıca onun aslında yumuş yumuş bir kalbi var çünkü o mutlu olmayı hak eden bir kötü karakter:") En nefret ettiğim karakter tipi. Kötüysen insan gibi kötü ol. Bu sapıklıkları böyle uçuk bahanelerle güzellemeyin/normalleştirmeyin. Neyseeeeee İlk kitaptaki incelememde (burdan bakabilirsiniz #252888476) zorbalık ve cinsel taciz arasında belli bir sınır olduğunu söylemiştim ve hâlâ bu söylemimin arkasındayım. Ama eklemek istediğim bir şey daha var, eğer bu kitabı okurken keyif almak istiyorsanız feminist beyninizi çıkarıp bir köşeye atmanız gerekiyor, en azından ilk yarısında. Aksi takdirde kitabı parçalayıp çöpe atabilirsiniz. Tüm bu söylediklerime rağmen neden kitaba bu kadar yüksek puan verdiğim merak ediyorsanız arkadaşlar maalesef güzeldi tamam mı aklımı deliricem sonu çok iyidi. İlk kitaptaki incelememde her iki baş kahramanın ortak gecmisleriyle ilgili spoiler yediğimi ve bu yüzden devam edebileceğimi söylemiştim ama bu son beni o kadar şok etti ki 3. kitaba kesinlikle devam edeceğim. Aslında bugüne kadar okuduğum kitaplardan edindiğim tecrübelere gore bu duruma o kadar da şaşırmamam gerekiyordu, hatta tahmin edilebilir bir son ama ben
1000k
Çelik PrensesRina Kent · Ren Kitap · 2024816 okunma
Puan vermedi
#RichardBach #MartıJonathon #EpsilonYayınları “Dünyada en zor şey neden bir kuşu özgür olduğuna ikna etmektir?” Biraz çabayla istediğini yapabilecekken neden yerinde saymayı, olduğu halini kabullenirki bir varlık. “Gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, bildiklerinin ötesine geçmeye çalış. O zaman uçmanın anlamını da daha iyi öğreneceksin.” __________________________ Merhaba arkadaşlar 🪽 Eser; Özgür ruhlu cesur bir martı olan Jonathan Livingston’ın hikayesini anlatıyor . Jonathan, sıradan bir martı gibi sürüyle avlanmak ve yemek yemekle yetinmeyi kendince reddeder.. Uçuşunun sınırlarını zorlar, yüksek hızlı uçuşlarla ve akrobatik manevralarla özgürlüğün ve mükemmelliğin peşine düşer.. Ancak diğer martılar ve de sürünün lideri, Jonathan’ın farklı olmasını ve diğerlerinden farklı şeyler yapmasını hoş karşılamayarak onu dışlar/lar. Fakat Jonathan, içindeki özgürlük arayışını bırakmaz ve kendini geliştirmeye, uçuşunu mükemmelleştirmeye devam eder. Onun öğrenme ve ilerleme tutkusu, zamanla başka bir düzeye ulaşmasını sağlarken kendi potansiyelini keşfetmenin gerçek mutluluğu getirdiğini fark eder . ________________________ “Martı Jonathan Livingston,” cesaret, özgürlük, keşif ve özdeşleşme temasını işleyen etkileyici bir kitaptı mesajı olan.. Richard Bach’ın kaleme aldığı eser , yalın ve sade olduğu kadar, bir o kadar da derin anlatımıyla biz okurlara kendimize , hayata ve yaşama dair ,daha fazla anlamın ve amacın peşinden gidilmesi gerektiğini ele alırken ,martı karakteri üzerinden de biz insanları temsil ediyor aslında. Özellikle , toplumsal ilişkilerimizde dışlanma & kabul görmeme, yargılanma korkusuyla hareket etmeler.. Bizden beklenilenlere öncelik verip, kendi isteklerimizi ,belki de kendi
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
7/10
·336 syf.··
2024 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2024 00:05
Selamlar. Kitap güzeldi. İlk kitap kadar vurucu değildi bence ama güzeldi. Birinci kitap Willow'un kemiklere kavuşması ve Gray'in kendi bedenine dönmesiyle bitmişti. Willow kemiklere ulaştıktan sonra siyahların büyüsünü kullanmaya başlıyor. Bu kitapta Willow'un kendini ve yeteneklerini keşfetmesini okuyoruz. Kitap bana geçiş kitabı gibi geldi. Michail'ı tanımamız, Hekate'nin labirenti, cehennem lordları gibi bileşenlerin hepsi devam kitapları için hazırlıktı. Michail kötü adam olarak karşımıza çıkıyor kitapta ama uzun uzadıya anlatılmıyor. Hekate'nin labirentinde gelecekte neler olacağına dair küçük spoiler'lar alıyoruz. Beelzebub bir sonraki kitapta başrolümüz olacak. Kitap bu detaylar dışında Willow'un ölen cadıları huzura kavuşturmasını, lanetlileri formlarına hükmedebilmesini, cadılar meclisinin yeni düzenini anlatıyor. Bana bu olaylar geçiş kitabı tamamlanabilsin diye anlatılmış gibi geldi. Gray'in siyah bir karakter olduğunu birinci kitabın sonunda öğrenmiştik. Gray bu kitapta Willow'u kasıtlı olarak manipüle ettiğini kabul ediyor ve kitabın başında da bu davranış motifini sürdürüyor. Ancak kitabın devamında Willow'a kendini affettirebilmek için elinden geleni yapıyor. Kitabı okurken Gray'in siyah bir karakter olduğunu ona aşık olmamam gerektiğini kendime hatırlatmam gerekti. Jonathan'ı neden tanıdık anlamadım. Sanırım o da devam kitaplarında önemli rol oynayacak. Jonathan, Willow'un kediye çevirdiği bir lanetli. Bu kitapta vurucu bir rolü yoktu ancak kitapta ara ara karşımıza çıkması hoşuma gitti. Özetle ben kitabı genel olarak beğendim. Bazı şeyler yarım yamalak kalmış hissi veriyordu evet yine de keyifliydi. Asla sıkıcı değildi. Serinin devamını merakla bekliyorum. Sevgilerle <3
Edebiyat
LanetliHarper L. Woods · Pukka Yayınları · 2024434 okunma