• "Bir başkası hakkında kolayca bir şeyler söyleyemezsen, bu dünya çok kasvetli ve tehlikeli bir yer olur çıkar.
    Josef Stalin'in uyguladıklarını düşünsene."
  • Proletaryanın sınıf örgütünün en yüksek biçimi olarak Parti. Parti, işçi sınıfının örgütlü müfrezesidir. Ama parti, işçi sınıfı­nın biricik örgütü değildir. Proletarya, onlar olmaksızın sermayeye karşı başarılı bir mücadele yürütemeyeceği, bir dizi diğer örgütlere de sahiptir: sendikalar, kooperatifler, fabrika örgütleri, parlamento grup­ları, partisiz kadın birlikleri, basın, kültür ve eğitim örgütleri, gençlik dernekleri, (açık devrimci eylemler sırasında) devrimci mücadele ör­gütleri, (eğer proletarya iktidarda ise) devlet örgütü biçimi olarak Temsilciler Sovyeti vb. Bunların büyük çoğunluğu, partisiz örgütlerdir ve içlerinden ancak birkaçı Parti'ye doğrudan doğruya dayanır ya da Parti'nin kollarını oluşturur. Bu örgütlerin hepsi, belirli şartlarda işçi sınıfına kesinlikle gereklidirler, çünkü bunlar olmadan mücadelenin çeşitli alanlarında proletaryanın sınıf mevzilerini güçlendirmek, burju­va toplum düzeninin yerine sosyalist toplum düzenini geçirmekle yü­kümlü güç olarak proletaryayı çelikleştirmek imkânsızdır.
  • Cephe politikası üzerine Stalin

    Proletaryanın, hasımların kampındaki her çatlaktan yararlanmayı bilmesi, kitlesel olmaları, proletarya partisinin devrimci propaganda ve ajitasyonunu engellememeleri, proletarya partisinin işçi sınıfıyla emekçi kitleleri örgütleme çalışmasına ket vurmamaları koşuluyla, yalpalayan ve güvenilmez de olsa, kendisine müttefikler bulmayı bilmesi gerekiyor. Böyle bir politika, Leninizmin ikinci taktik ilkesinin temel talebidir. Böyle bir politika olmadan proletaryanın zaferi imkansızdır.Böyle bir politika, Leninizmin ikinci taktik ilkesinin temel talebidir. Böyle bir politika olmadan proletaryanın zaferi imkansızdır. Muhalefet böyle bir politikayı yanlış buluyor, Leninist bir politika saymıyor. Ama bu sadece, onun Leninizmin en son kalıntılarını da terkettiğini, Leninizmden yerle gök kadar uzaklaştığını ispatlar. Çin proletaryasının yakın geçmişte böyle müttefikleri var mıydı? Evet, vardı.Devrimin henüz tüm ulusun birleşik cephesinin devrimi olduğu devrimin birinci aşaması döneminde (Kanton dönemi) proletaryanın müttefikleri köylülük, kent yoksulları, küçük burjuva aydınları, ulusal burjuvazi idi.

    Josef Stalin
  • Aralarında hiç fark yok!
    Hem de zerre yok!
    Ha CHP, ha FETÖ…
    İkisi de aynı.
    İkisi de darbeci…
    İkisi de hazır konmak ister!
    15 Temmuz'u yapan FETÖ idi.
    ABD yazmış, onlar oynamıştı…
    1960 ihtilalini sahneye koyan yine Amerika idi.
    CHP ile Türk Silahlı Kuvvetleri'de oyuncuydu.
    Türkiye'deki darbeleri hep ABD yaptı.
    15 Temmuz kalkışması sırasında millet göğsünü namlulara ve tanklara siper etmeseydi güzelim yurdumuz şimdi işgalcilerin elindeydi.
    Ve çoğumuz da esirdik, ya da ölmüştük.
    251 şehide çok şey borçluyuz.
    Darbe gecesi sokağa çıkanların ekseriyeti AK Parti seçmeni ve Erdoğan sempatizanıydı.
    Aralarında 'ilaçlık' bir tek solcu ve CHP'li yoktu.
    Onlar evlerinde Reis'in öldürülmesini bekledi.
    Ne korkunç değil mi, siyasi rakibinizin öldürülmesini beklemek?
    Yani seçimle alamadığınızı darbeyle almak!

    ***

    Peki;
    Ne yapmıştı Erdoğan?
    Memlekete ve millete hizmetten başka.
    Koca bir hiç!
    O kanlı gece aslan sosyal demokratlar neden yuvalarından çıkmadı?
    Ne acı ve ne vicdansız bir duruş!
    Lafa gelince demokrasi havarisi kesilenler o gece kuyruğunu kıstırıp kaçtılar.
    Gittikleri evde de ellerini ovuşturarak Erdoğan'ın alınmasını beklediler.
    Çirkinlikten öte bir şeydi yaptıkları…
    Siyasi rakibini bile bile ölümünü beklemek cinayet gibi bir şeydi!
    FETÖ'cü savcı Özcan Şişman da böyle yaptı.
    Reyhanlı saldırısıyla ilgili tüm bilgiler kendine geldiği halde sessiz kalarak 53 kişinin ölümüne göz yumdu!
    53 insanın katili oldu…
    Millet tankların önüne yatarak darbeyi püskürtmeseydi aynı şeyi CHP'nin başı Kemal Kılıçdaroğlu için söyleyecektik şimdi.
    Ha o kafa, ha bu kafa…
    Arada zerre fark yok!

    ***

    16 Eylül Menderes'in idamının yıldönümüydü.
    O idamların arkasında CHP var.
    Bu yafta CHP'nin sırtından hiç inmez.
    Darbecilikleri 1960'da tescil edilmiştir.
    DP'lilere yaptıklarını bilmeyen yoktur.
    Merhum Menderes'in kemikleri çürüdü, CHP'liler hala malum yalanlarla itibarına gölge düşürmeye çalışıyor.
    Sittin sene değişmezler!
    'Demokrasi' lafı ağızlarına yakışmıyor!
    Darbecilik genlerinde var.
    Ayrıca faşisttirler.
    Hitlerin adı çıkmıştır…
    Asıl faşo bu kafadır.
    Diktatördürler.
    Milleti adam yerine koymazlar…
    Bunlar kazara iktidar olsa insanları gaz odalarına gönderip sabun yaparlar.
    Tarihin gördüğü en acımasız diktatörler arasında CHP'nin malum lideri de vardır.
    Düşünsenize Adolf Hitler, Leopold II, Josef Stalin, Hideko Tojo, II.Nicholas, Pol Pot, Saddam Hüseyin, Mao Zedong, Kim il-Sung, Mengistu Haile Mariam, Yakubu Gowon'ın arasında bir de CHP'li var.
    O diktatörler milyonlarca insanı katletti.
    CHP de milletin adamlarını astı.

    ***

    Dursun Çiçek…
    Adam eski bir asker…
    Sonra CE HA PE mebusu…
    Açıklamalarına bakınca Çiçek'in sivil mi yoksa asker mi olduğu anlaşılamıyor.
    Türkiye'de belirli aralıklarla hortlayan ve ülkenin en büyük kamburu olan 'darbeci zihniyet' 15 Temmuz ihanetine rağmen devam ediyor.
    Eski bir asker iken CHP'den vekil seçilen Dursun Çiçek geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada darbe zihniyetinin Türkiye'de hala güçlü olduğunu gösterdi.
    Çiçek, bazı başsavcıların kendisine, "Erdoğan iktidarına gücümüz yetmiyor komutanım. Siz bunları iktidardan indirin, ondan sonra biz ne yapacağımızı biliriz" dediğini söyledi.
    "İndirin!" Lafa bak, hizaya gel.
    Ne demek lan indirin!
    Kafayı gördünüz mü?
  • - Bir insanın ölümü trajiktir, on insanın ölümü dramatiktir, bir milyon insanın ölümü ise sadece bir istatistiktir.
    (Josef Stalin)
  • İkinci dünya savaşı öncesinde Sovyetler'in Almanya ile saldırmazlık anlaşması imzalamasının bir çeşit izahı niteliğinde bir broşür. İmzaladık ama sor bakalım neden minvalinde. 1948'de almanya'nın sovyet idaresindeki kısmında yayınlanmış. Ayrıca Stalin'in savaş öncesi ve sırasındaki kimi konuşma ve raporlarını da içeriyor. Bu kısmı beğendim diyebilirim. Özellikle Stalin'in eşsiz şakalarına doyum olmadı doğrusu.

    -İşte duyduğunuz gibi baylar Hitler faşistleri yurdumuzu işgal edip soyumuzu tüketeceklermiş! Ne aptalca bir yanılgı [Gülüşmeler]
    -Eh madem Almanlar bir imha savaşı istiyorlar, alsınlar imha savaşını! [Kahkahalar, ''ilahi stalin, allah seni ne yapmasın" sesleri]
    -Davamız haklıdır, zafer bizimdir! [Gür, sürekli alkışlar. Herkes ayağa kalkar. Salonda alkış tufanı. ''Varol ulu Stalin!'' sesleri. ''Enternasyonal Marşı'']
  • Dünyanın bir tarafında Diktatör Adolf Hitler ,diğer tarafında da Josef Stalin duruyordu