Gün Ortasında Karanlık

9,6/10  (5 Oy) · 
12 okunma  · 
3 beğeni  · 
762 gösterim
Macar asıllı Arthur Koestler'in en iyi romanlarından biri kabul edilen Gün Ortasında Karanlık, bir hapishane romanı. Edebiyatçıların özel bir tür olarak kabul ettikleri "hapishane romanları"nın en başarılı örneklerinden biri, belki de birincisi. Pınar Kür'ün güzel ve akıcı Türkçesiyle daha da değer kazanan romanda Arthur Koestler, kahramanı Rubashov aracılığıyla iktidar-yetki ilişkisini sorguluyor. Hayatı da en az romanları kadar ilginç olan Koestler, bir hapishane ortamında kurguladığı dünyasında, öznel'i nesnel'in karşısına koyarak "iyi-kötü" kavramlarını sorguluyor. Oldukça canlı ve çarpıcı bir dille tasvir edilen yarı aydınlık hücreler ve irkiltici sorgu odalarında geçen "tutsak bir dünya"nın öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2011
  • Sayfa Sayısı:
    253
  • ISBN:
    9789754704044
  • Orijinal Adı:
    Darkness At Noon
  • Çeviri:
    Pınar Kür
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
BARAN 
 18 Nis 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Arthur Koestler Gün Ortasında Karanlık’ romanın da Stalin diktası altındaki 1930’lar Sovyetleri’ni anlatıyor. Ülke ve kişi adı vermeden, belirli bir dönem anmadan, burada yaşanan siyasi çalkantıyı ele alıyor

Ülkeye demokrasi ve özgürlük getirmek için yönetime gelen Komünist rejim, ülkede muhalif kesim üzerindeki baskılarını yoğunlaştırmıştır. Başlarda komünist rejim komuta kademesinde subay olarak yer alan Rubashov, Ülkede bir numara ile görüş ayrılığı yaşayan çoğu muhalif insanın kurşuna dizildiğine, Adil bir toprak reformu yapılacak diye beş milyon çiftçi ve köylünün açlıktan öldüğüne, ülke endüstrisinde işlerin yolunda gitmediğine, bazı mühendislerin ufak hesap hataları yüzünden bir numara ile görüş ayrılıklarına düştüklerine ve bu yüzdende kurşuna dizildiklerine şahit olmuştur. Rubashov göre, Komünist rejim ve devlet tarafından ülkenin egemenliğini savunma uğruna öylesine olağan üstü tedbirler alınmışki, o kadar geçiş dönemi yasaları çıkarılmışki, hepsi her bakımdan devrim yasalarının tam karşıtı olmuş. insanların yaşam standartları devrim öncesinden daha kötü konuma geldiği görülmüştür. Rubashov partinin artık amaca hizmet etmediğini ve ülkenin dikta rejimine doğru yol aldığını görmüş, parti ve devletin artık ne devrimin nede halk temsilcilerinin temsilcileri olmadığına kanaat getirmiştir. Bu durum Rubashov’un da büyük hayal kırıklığı yaşamasına sebep olmuş, devrimi savunan komünist partisinden ayrılıp, karşı devrimi savunan muhalif partiyi geçmiştir. Artık karşı devrim mücadelesini yeni partisinde sürdürme kararı almış örgütsel faaliyetlerini gizlilik içerisinde hücre evlerinde yürütmüştür. Bir gün Rubashov hücre evinde uyurken kapısı çalınmış komünist rejim tarafından görevlendirilen muhafızlar tarafından uykusundan uyandırılmış ve tutuklanıp hücreye kapatılmıştır.

Rubashov için zor günler bundan sonra başlamaktadır. Kendisine rejim tarafından bir sürü suç isnat edilmiş, Sorgulanmak ve kendisini savunmak için devlet yargıçları tarafından üç hafta süre verilmiştir. Rubashov hücresin de daha çok sistem eleştirisi, içsel sorgulama analizi yapmış “öznel iyi” aynı zamanda “nesnel iyi” de olabilir mi ve kişi, insanlık adına başkalarına kendi doğrularını dayatabilir mi gibi sorulara cevap aramıştır. Ayrıca kendisine yapılan suçlamalar için ön hazırlık yapmış bu zaman zarfında sürekli sorguya götürülmüş sorguya giderken de, mahkumların ruhsal iç yapılarını ve hapishane koğuşlarını, tecrit hücrelerini, sorgu odalarını ince ayrıntısına kadar gözlemleme imkanı bulmuştur. Rubashov Devrim Mahkemesinde yargılama esnasında kendini savunmak için avukat talep etmemiş mahkemenin isnat ettiği bütün suçlamaları kabul ederek mahkeme tarafından ölüm cezası ile cezalandırılmıştır ölüme sessizce gitmiştir.

Sonuç olarak; Tutuklanıp cezaevine girmemiş ve işkence görmemiş insanlar, totalitarizmi hiçbir zaman “iliklerine kadar” hissetmezler. Yazar bir mahpusu anlatan romanın felsefi yaklaşımı, diktatörlerin kendi doğrularını, topluma dayatmasının sorgulanması üzerine kuruludur diyor .

Kitabı okurken ister istemez dikta rejimlerini Rubaskov ile birlikte sorgulamaya başlıyorsunuz. Kitabın konusu bize hiç yabancı gelmiyor. Ülkemizde de devletin üst yöneticileri medya üzerinden talimat veriyor. Devletin savcısı ve hakimi talimatı görev kabul ediyor. Kitabın kurgusu çok iyi dili akıcı, anlatımı ile güzel bir eser tavsiye ederim..

Ümit güder 
09 Nis 23:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kilisenin kalıcılığı tehdit altında olduğunda ,ahlaksal kuralların geçerliliği ortadan kalkar .amaç birlik ve bölünmezlik olduğunda kullanılan her yol mübahtır: kurnazlık ,ihanet ,şiddet,papaz alım satımı ,hapis ,ölüm ,hepsi .çünkü her düzen topluluğun iyiliği içindir ve birey ,ortak yararlar için feda edilmelidir.
Dietrich von nıeheim ( piskopos )
Bu lafı 1930 lar Stalin soveyetlerine uyarlayan bir kitap
Kitaptan bir alıntı ile başlayalım ve vayyy be ne kitaptı diyelim ,kahramınımız rubashov devrimin mimarlarından biridir fikren ve eylem olarak çok katkıları olmuştur ,devrim oturunca ve iktidarı sağlamlaştırınca devrim kendi evlatlarını yemeye başlar ,bir zamanlar beraber yürüyen insanlar artık düşman gözüyle bakılır ,dikta ,rejim ,sorgulama ,kabul ettirme ,son ana kadar kendi çıkarların için kullanma ,çok kafa yorulacak bir kitap ,kitaptan alıntı yapmaya kalksam sayfalarca yazmam gerekir ,herkes severmi ,hayır ,politik gerilim hapishane kitaplarını ve biraz kafa çalıştırıp düşünmeyi sevenler için çene mükemmel bir kitaptı.

Halil Korkut 
21 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Soljenitsin'in Ivan Denisovich'in Bir Günü ve bu, Victor Serge'in İçerdekiler romanlarını okuduktan sonra yine bunlar doğrultusunda olduğunu duyduğum için okumaya karar verdiğim bu kitabı okuduktan sonra, baştaki zikrettiğim kitaplardan farklı olduğunu söyleyebiliyorum. Öyle ki Soljenitsin ve Serge, siyasi görüşleri veya faaliyetleri sebebiyle hüküm giymiş ve sonrasında hapishane izlenimlerini kitaplara dökerken bu kitaplarda siyasi analiz yapmaktan kaçınmışlardır. Oysa ki, Koestler bu kitabında hapishane deneyimleri yanısıra politik analizlere sürekli yer vermiştir. Bunu eleştirmiyorum çünkü, bu analizler 1930'ın Sovyet siyaseti ve Stalin ve sonrası gelişen politik olayları öğretiyor okura. Felsefe analizleri de mevcut ve zaman zaman trajik bir hikaye. Kitabın arka kapağında George Orwell'ın şu görüşüne yer verilmiş: ''Gün Ortasında Karanlık, benzeri olmayan bir romandır, çünkü neredeyse hiçbir İngiliz yazar totalitarizmi içeriden görememiştir.''

Kitaptan 13 Alıntı

BARAN 
18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Elbette dedi Rubeshov.’’Vaktiyle bir matematikçi şöyle demiş: Cebir,tembel insanların bilimidir-x’in ne olduğu bilinmediği halde, sanki biliyormuş gibi işlem yapılır.Bizim durumumuzda,x isimsiz yığınları, halkı temsil ediyor.Politika,x’in gerçek anlamını bilmeden işlemi sürdürmek demektir. Tarih yaratmak ne ise, denklem içinde x’in esas anlamını bilmek tanımaktır.’’

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 85)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 85)
BARAN 
 18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Hapisteki insan için en korkunç şey birinin suçsuz olduğunu bilmektir. Çevreye uyum sağlamasını engeller,moralini yerle bir eder..

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 30)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 30)
sezgin 
19 Nis 15:00 · 10/10 puan

İncil
konuşmalarımız evet, evet ;hayır, hayır ile sınırlı olmalı;çünkü daha fazlası kötülükten gelir.

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 163 - iletişim yayınları)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 163 - iletişim yayınları)
sezgin 
19 Nis 14:36 · 10/10 puan

politikayla insancılığın, bireye saygı ile toplumsal gelişmenin uyuşmadığını kabul edelim

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 155 - iletişim yayınları)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 155 - iletişim yayınları)
sezgin 
19 Nis 01:33 · 10/10 puan

tarihin hiçbir döneminde insanoğlunun geleceğini etkileme gücü bizdeki kadar az sayıda kişinin ellerine yoğunlaşmamıştır

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 99 - iletişim yayınları)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 99 - iletişim yayınları)
Sade-ce Kitap 
11 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Sahneden çekilmek üzere olan bizler hangi hakla Gletkin gibilere böylesine yukardan bakabiliyoruz. Neandertal adam dünyada ilk kez göründüğünde maymunlar gülmeyi biliyorlardı mutlaka. Üst düzeyde uygarlaşmış maymunlar daldan dala zarafetle atlarken Neandertal adam beceriksizce yerlerde sürünüyordu. Doygun barışcıl maymunlar birtakım hoş oyunlarla vakit geçirir ya da felsefi bir dalgınlıkla sinek avlamakla oyalanırken, asık suratlı Neandertal adam elinde sopa oraya buraya vurarak dünyada kendine yol çizmeye çalışıyordu. Maymunlar dalgalarını geçerek ağaç tepelerinden onu seyrediyor, orada kafasına ceviz filan atıyorlardı. Bazen de dehşet düştükleri oluyordu: kendileri ağaçtan topladıkları meyveleri, buldukları taze tatlı bitkileri büyük bir zerafetle yerken, Neandertal'ın çiğ etleri dişlediğini, başka hayvanları, hatta kendi cinsini boğazladığını görüyorlardı. Üstelik yıllar yılı aynı yerde durmuş ağaçları kesiyor, zamanın kutsallaştırdığı kayaları yerinden oynatıyor, ormanın her türlü yasa ve geleneğini fütursuzca çiğniyordu-üst düzeyde gelişmiş olan maymunların gözünde tarihin barbarlık dönemine dönüşünün simgesiydi. Şempanze türünün dünyada kalmış son örnekleri, bir insanoğlu gördüler mi hala tiksintiyle başlarını çevirirler..."

Gün Ortasında Karanlık, Arthur KoestlerGün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler
BARAN 
 18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kilisenin kalıcılığı tehdit altında olduğunda, ahlaksal kuralların geçerliliği ortadan kalkar. Amaç birlik ve bölünmezlik olduğunda kullanılan her yol mübahtır: Kurnazlık, ihanet, şiddet, papaz alım satımı, hapis, ölüm, hepsi. Çünkü her düzen topluluğun iyiliği içindir ve birey, ortak yararlar için feda edilmelidir.

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 97)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 97)
BARAN 
18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Diktatörlüğe karşı çıkan biri, iç savaşı çözüm olarak kabul etmeli, iç savaşı göze alamayan biri ise karşı çıkmayı bırakıp diktatörlüğe boyun eğmeli.

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 203)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 203)
BARAN 
18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

‘’Olgunluk dönemlerinde muhalefetin görevi ve işlevi yığınlara çağrıda bulunmaktır. olgunlaşmanın henüz gerçekleşmediği dönemlerde ise yalnızca demagoglar halkın üstün yargısından söz açarlar. Bu gibi durumlarda muhalefetin iki seçeneği vardır. Ya halkın desteğinden emin olmadan bir darbe ile iktidarı ele geçirmek;ya da, umutsuzluklarını dile getirmeksizin salıncaktan atlamak-sessizce ölüme gitmek’’

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 166)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 166)
BARAN 
18 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

‘’Bizim devrimimiz ülkemizde başarılı olduğunda sandık ki dünyanın öteki ülkeleri de izimizden yürüyecek. Oysa tam tersi tepkiler dalgalar halinde yükselerek bizleri boğmaya çalıştı. Partideyse iki tür akım vardı. Macera pereslerden oluşan bir gurup, elimizde olanı tehlikeye atarak devrimi yurt dışına yaymak istiyordu. Siz o guruba dahildiniz. Bu akımın tehlikeli olduğunu kavrayarak yok ettik.’’

Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 228)Gün Ortasında Karanlık, Arthur Koestler (Sayfa 228)
2 /