Çok acıyan bir yerin var mı?
"Yok sanırım," dedim.
"Yalnızca ruhun biraz acıyor, değil mi?"
"Belki birazcık."
"Bırak kaybolup gitsin Trond," dedi. "Hiç dokunma. Hiçbir yerde işine yaramaz zaten."
Trond 15 yaşında babasıyla bu konuşmayı yaptığında babasının ruhunda attan düştüğü zamankinden daha derin bir acıya sebep olacağından habersizdi. Öyle ki anısı babasına ilk kez sarıldığı anı içeriyordu.
67 yaşına gelmiş Trond eşinin ölümüyle birlikte münzevi bir emeklilik hayatı yaşamak için Kuğu Gölü adını verdiği gölün kenarındaki küçük bir köye yerleşir. Yaşına göre oldukça dinç olan Trond zamanını buradaki evini düzenlemek ve köpeği Lyra ile dolaşarak geçirirken bir gece duyduğu sesler neticesinde dışarı çıkar ve komşusuyla karşılaşır.
Komşusu çocukken tanıdığı Jon'un kardeşi Lars'tır. Bu ilginç tesadüf bizi Trond'un babasıyla geçirdiği en iyi ve aynı zamanda ruhunu acıtıp bunu hiçbir zaman silemeyeceği o yaz aylarına götürür.