Kadir İnanır'ın büyüklüğü güçlü erkekleri oynamasında değil, o gücün içindeki kırılganlığı, yenilgiyi, sevdikleri kadının karşısında küçülebilmeyi ve susarak acı çekebilmeyi göstermesindeki asaletindedir. 1999'lardan itibaren hayat arkadaşı Jülide Kural ile kurduğu ortak yaşamın, İnanır'ın düşünsel dünyasını, demokratik ve eşitlikçi çizgisini besledi. 2000'lerden sonra barış, demokrasi ve birlikte yaşam adına kamusal sorumluluk alması, şöhretin arkasına saklanmaması onun "kendini yeniden kurabilme potansiyeli" olarak değerlendirilebilir. Kadir İnanır sadece büyük bir aktör olarak değil; gücün vicdanla, adaletle ve eşitlikle sınandığı, yenilginin asalet sayıldığı bir "erkeklik dönüşüm hikayesi" ve toplumsal bir ihtimaldir.
Sosyoloji
Arkadaşlar hepinize selam. Size birşeyden bahsedeceğim. Dün tesadüfen reels'den gördüğüm bir abla "Wattpad Hataları" diye bir video çekmişti. Popüler kitapların ilk bölümlerini okuyup mantık hatalarını, yazım dilini eleştiriyor kendisi. Ve bunu gerçekten komik bir şekilde yapıyor. Tepkileri beni benden aldı izlemesi çok keyifliydi, hem de öğretici. Çok büyük bir kanal değil ama ilginizi çekerse bir bakın derim. Bazen yazma tavsiyeleri de veriyor. Ve bence daha çok etkileşimi hak eden biri. Reklam yapmıyorum sadece şu yüzden yaymak istedim: Eleştirdiği yerler çok doğru ve özellikle kitap yazmak isteyenler bence bakabilirler çünkü çok faydalı bilgiler veriyor gerçekten. Hem de bunları sıkıcı bir şekilde değil komik anlatıyor. (Aslında ciddi ama tepkileri bana çok komik geldi) Videonun linkini paylaşamıyorum maalesef ama Kanalın adı: Jülide Müşerref Çelebi. Umarım yardımcı olur. Böyle kanallar herkese fayda sağlasın isterim, ben gördüm sizde görün istedim.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu yaşa gelmiş adamın söyleyeceği şey değil ama ben herkese küstüm Jülide. Bildiğin çocuk gibi küstüm. Kırgın çocukların oyunu terk etmesi gibi, alıp başımı giderim sandım, olmadı. Tarık Tufan, Düşerken
Bu yaşa gelmiş adamın söyleyeceği şey değil ama ben herkese küstüm Jülide. Bildiğin çocuk gibi küstüm. Kırgın çocukların oyunu terk etmesi gibi, alıp başımı giderim sandım, olmadı. Tarık Tufan
1000Kitap Eskişehir Okuma Grubu 101. Buluşması
Eskişehir 1000 kitap kulübü olarak 101.toplantımızı yaptık.İlk kitabımız Reşat Nuri Güntekin’in 1926 yılında yazdığı Akşam Güneşi kitabıydı.Kitap Nazmi’nin anne babası’nı kaybettikten sonra amcasının yanında yaşamaya başlyor.Asker olup çeşitli yerlerde görev yaptıktan sonra çatışma da yaralanıp, amcasının kızıyla evlenip baba ocağına dönmesiyle hayatlarına birden giren Julide ile hayatı’nın birden değişmesini konu alıyor. Roman, Reşat Nuri Güntekin'in karakter tahlillerindeki başarısını yansıtan, duygusal ve akıcı bir eserdir. İkinci kitabımız İspanyol yazardan Camilo Jose Cela’nın 1950 yılnda yazdığı Arı kovanı kitabıydı. Roman , İspanya İç Savaşı'nın sona ermesinin ardından 1943 yılında Madrid'de geçmektedir ve çok sayıda kurgusal karakteri farklı detay seviyelerinde inceleyerek İspanya'daki yoksulluk ve genel mutsuzluğu ele almaktadır. 300'den fazla karakter içermesiyle dikkat çeken roman, iç savaş sonrası İspanya'da yazılmış en önemli roman olarak kabul edilmektedir. Sıkı sansür nedeniyle Cela, Arı Kovanı’nı kendi ülkesi İspanya'da yayınlatamadı ve bunun yerine Buenos Aires'te yayınlamak zorunda kaldı . Kitap altı bölümden ve bir sonsözden oluşmaktadır . Her bölüm, kısa olayları anlatan ve belirli bir karaktere odaklanan bir dizi kısa pasaj içermektedir. Bu şekilde, önemsiz olaylar ve karakterler bir araya gelerek önemli bir sonuca ulaşırlar; tıpkı bir arı kovanının tek başına başarabileceğinden çok daha fazlasını başarmak için birlikte çalışması gibi.
Ramis ile jülide 1940 lı yıllar ikinci dünya savaşı hem de kuraklığın etkisi ile kıtlık yıllarıdır biri Türkmen aşiretinin güzel jülide diğeri Avşar obasının yiğit oğlu Ramis biri ağa kızı bey kızı her ne kadar köyün Hocası Latif araya girse bak ağa Allah, insanlar ders alsınlar diye âyetlerini açıklar kızını iman etmeyen biriyle evlendirme parasını değil ahlâkını insanlığını sor desede ağa diretir ağaya ağa damat yakışır topal ve kaval çalan bir çoban değil diyerek karşı köyün ağasının oğluna söz kesilir vazgeçmek yoktur bizim dertli çoban dertli dertli çalar kavalını ve bir gece ansızın kaçırır damdan düşer gibi kızı iki gönül bir olunca ana baba çekilip karara saygı duymazsa iki aşığın sevgisi kayayı bile eritir ağanın zoruna gider arkaya köpeklerini salar ve ağanın oğlu çobana silah çeksede sen bittim dersin Allah yettim der aşıkları ilk silahı çeken düelloyu kazanır çobanda kızın abisini öldürmüştür fakat ağanın adamları kızı kaçırıp babasına teslim etmek kız bunu kaldıramaz babasına rest dudaklarına zehir sürerek bu dünyadan göçmeyi tercih eder kız mezara defnedilirken aşık Ramis çıkagelir mezarı kazar kimse yokken o da kızın zehirli dudaklarına dudakları ile dokunur ve o zehir ona bal şifa olsada köy yeri iki aşığa mezar olur selalar dualar onlar için okunur
Edebiyat