Çocuğunu "katleden" bir kadın aslında ne kadar suçludur ki?
Goethe'nin İnfazı, adından da tahmin edilebileceği gibi Goethe'nin yaşadığı dönemde geçen, gerçekten yaşanmış bir olay. Yazar da bu dosyaları, kitapları alıp bir romana çeviriyor.
Dönemin Almanya'sında, daha doğrusu hikayenin geçtiği Prenslikte, idam cezası hâlâ geçerliliğini koruyor. Orta Çağ'daki işkencelere benzer işkencelerin hâlâ uygulanıyor olması da 'cherry on the top'. Johanna adında, daha 15 yaşlarında bir değirmenciye gönderilmiş 'besleme', yıllardır patronu olan değirmenci tarafından istismara uğruyor. Tabii, insanlar bunu 'zina' olarak görüyor ve Johanna'nın buna zorlandığı detayını tamamen es geçiyorlar. Johanna okuma yazma bile bilmeyen, 'cahil' ve genç bir kız. Bu yüzden hamile olduğunu bile anlamıyor. Sadece hasta olduğunu ve şişmanladığını düşünüyor.
Ayrıca Johanna, değirmende en kötü, pis, istenmeyen bütün görevlerin itildiği kişi. Tavuk kümesindeki gübreleri toplamaya kadar en pis işler onun üstüne yıkılmış durumda. Sefil hayatına rağmen Johanna ona verilen her görevi kabul ediyor ve yapıyor. Sonuçta daha kötü bir yerde de olabilirdi.
Olay, kimi kısımlarda Johanna'nın günlerini, zorluklarını, kimi kısımlarda ise Goethe ve o dönemin Dük'ü Karl August'un zamanını anlatıyor. (zamanı = Dük'ün aklı havada başıboş bir yönetmen olması, neredeyse tüm görevleri Goethe'nin yapması.)
Johanna bu sefil hayatına alışmışken, her şey değirmencinin karısının onları yakalamasıyla daha da kötüye gidiyor. Değirmencinin karısı Johanna'yı öldüresiye dövüyor. En azından hamile olduğunu fark edene kadar.
Kitabın bundan sonrasında da olan oluyor işte. Bu kitap bize hukuk'un yüzyıllardır kadın vücudu ve psikolojisi hakkında bir gram fikri, bilgisi olmayan erkeklerin elinde olduğunun apaçık göstergesi.