Budizm inancında da, mabede ayakkabı ile girilemez. Bunun nedeni kutsal kitaptaki şu anlatımdır: "Buda doğar doğmaz ayağa kalktı ve çıplak ayaklarıyla uçarcasına dört yöne doğru yedi adım atarak yeryüzünü kutsadı."
Sayfa 109 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tanrılar tanrısı Zeus, dünyayı yönettiği tahtına çıplak ayağıyla otururdu. Antikçağda, bir arada ibadet eden Grekler, temiz kalpli olduklarını tanrılara göstermek amacıyla tapınaklara çıplak ayaklarıyla girerlerdi. Romalılara göre de çıplak ayak kutsanmışlığın ve temiz kalpliliğin simgesiydi ve tapınak önlerinde sandaletlerin çıkarırlardı...
Sayfa 109 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Üzüntülü bir gününde yanına yaklaşan bir arkadaşının "Bu ne somurtkanlık, halbuki sen Güler'sin" demesi üzerine, sanatçının yanıtı şu olur: " Yanılıyorsun, ben Nadir Güler'im!"
Sayfa 99 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Sezgin Burak, Tarkan'ın adını "Tatar Kanı" kelimelerini kısaltarak bulur. Tarkan'ın ortaya çıkışından dokuz yıl önce, 1958 yılında yayımlanan Cemal Süreya'nın ilk şiir kitabı olan Üvercinka'nın da "Güvercin Kanı" kelimelerinden türetildiği bilinir.
Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Osmanlı devrinde esnaflar, Ahilik geleneğinden gelen bir düzen içerisinde çalışırlardı. Her meslek grubunun basinda bir kethüda vardı ve çalışma düzeninden, dürüstlükten, kaliteden o sorumlu olurdu. Kethüdanın yardımcısı konumundaki yiğitbaşı denilen görevli denetleme işini yaparak, hile yapanları tespit ederdi.
Sayfa 86 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu