Yeşim Gökdoğan

Yeşim Gökdoğan
Kitaplar eşsiz bir şekilde taşınabilir büyülerdir.
Size galiba hiç bilmediğiniz bir yaşam sırrımı açmak istiyorum. Beni şu anda günahkar, belki ahlaksız, zevke, eğlenceye düşkün diye adlandırdığınızdan eminim; ama olanak olsaydı da -ki insan doğası için asla mümkün değildir- herkes, hepimiz, benliğimimizin en gizli köşelerinde olduğu gibi açığa vurabilseydik. Başkalarına, hatta en yakın dostlarına, sırası gelince kendine bile itiraf etmekten çekindiğin ne varsa hepsini korkmadan ortaya dökebilseydin; O zaman dünyayı saracak pis kokundan hepimiz boğulurduk. Bu arada söyleyeyim toplumun görgü kuralları bu bakımdan iyidir. Zaten derin bir fikir gizlidir bunlarda. Ahlaki olduğu iddia edilmeyecek fakat koruyucu, bize rahatlık sağlayan bir fikir. Bu da az sanmamalı. Çünkü ahlak da rahatlıktan başka şey değildir. Yani rahatımız için icat edilmiştir.
Sayfa 260·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çok dar bir evde, düşünebilmek de zorlaşıyor.
Birbiriyle çelişen hisler ve dürtülerinin arasında kalmıştı. İçinde birbirlerine üstünlük kazanmak için mücadele eden zıt kuvvetleri bir arada tutmak ve kontrol etmek için sarf ettiği güç öyle büyüktü ki neredeyse parçalara ayrılacaktı.
Kişinin doğasının emirlerine karşı gelmesinin kaçınılmaz sonucu, o doğanın kendi içine doğru geri tepesidir. Bu geri tepme deriden dışarı doğru büyümeye güdümlenmiş bir kılın doğasına aykırı bir şekilde geriye dönüp derinin içine doğru büyümesine benzer. İltihaplı, sancılı, izdırap veren bir şeydir. Beyaz dişe de böyle oldu.
10/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 14:31
Ezilenler, Fyodor Dostoyevski’nin en tanıdık dünyalarından birini yeniden kurduğu bir roman. Yoksulluk, yalnızlık, kırılgan ilişkiler ve bir yazarın iç dünyası… Tüm bu temalar aslında daha önce okuduğumuz eserlerinden aşina olduğumuz şeyler. Ama bu tekrar hissi rahatsız etmek yerine insana tuhaf bir şekilde tanıdık ve derin bir yerden dokunuyor. Roman boyunca en çok hissettiğim duygu “geç kalmışlık” oldu. Özellikle küçük kızın dedesinin, annesinin evine sonunda gitmesi ama annenin onu göremeden ölmesi… Bu sahne, sadece bir kayıp değil; aynı zamanda tamamlanamamış bir karşılaşmanın acısı. Hayatta bazen telafisi olmayan şeyler olduğunu yüzümüze çok sert bir şekilde vuruyor. Dostoyevski’nin en etkileyici yanlarından biri, en saf ve en masum karakterleri en acı verici durumların içine yerleştirmesi. Küçük kızın hikayesi bu anlamda kalbimi en çok kıran kısımdı. Ana karakterler arasındaki ilişki ise yer yer insanı öfkelendiriyor. Okurken “neden böyle yapıyorsunuz?” dememek mümkün değil. Ama bir noktada şunu kabul ediyorsunuz: İnsan kalbi bazen kendi mutsuzluğunu bile bile seçebiliyor. Bu da romanı daha gerçek, daha insani kılıyor. “Ezilenler” benim için sadece yoksulluk ya da acı hikayesi değil; aynı zamanda zamanla yarışamayan insanların hikayesi. Ve belki de en acı olan şu: Bazı şeylere gerçekten geç kalıyoruz ve bunu değiştiremiyoruz. Bu kitap bittikten sonra insanın cebinde bir ruble kalmıyor ama kalbinde ağır bir farkındalık kalıyor.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma