Şair-i Maderzat.
Diyarbekir Çocuğu.
Fakirin, emekçinin sesi.
Leyla'nın prangası Ahmed Arif!
Nice güzel sıfatları adının önüne getiririm de yine her güzel sıfat; adının, sevdanın, şairliğinin yanında kifayetsiz kalır. Anlatabildim mi canım?
● Gitmek, gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak gözlerinde, yatmak zindanı... Gözlerin hani?
● Senin mecburun olmak beni hiç mi hiç küçültmüyor. Aksine yüceltiyorsun, insan ediyorsun, yaşatıyorsun...
● Kendine iyi bak. Bir daha hiçbir ana doğurmaz seni. Bir daha hiçbir cihan bulamaz seni.
● Seni tanımak, seni bir kerecik bile görmek; milyarlarca yıl yaşamaktan daha dolu, daha hazlı ve daha değerlidir.
● Benim için çok mühim olan; sana âşık olmak veya âşık olmadığımı bağırıp yırtınmak değildir. Aslolan seni kırmamak, üzmemek, kaybetmemektir.
● Ben senin mecburunum.
● Bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı, daha bir ustaca ve korkusuz yaşarım. Ama bu sefer seni tanımakta gecikmem!
● Tattığım, yaşadığım başka duyular, inançlar da var ama seninki gibi yüzde yüz, yüzde milyar kere milyar katkısız ve candan değil.
● İlk sen mağlup ettin beni.
● Benim her şiirimde varsın ve olacaksın. Ama dünyanın en dehşet şiiri bile "sen" olamaz.
● Sana mahkûm kalmak güzel. Gözlerinden öperim. N'olur yaz…
● Sen nasılsın canım? Elin, yüzün, havan bıraktığım gibi mi? Korkunç özlemişem seni.
● Korkunç azaptayım. Öylesine hülya, kutsal ve uzaksın ki... Allah kahretsin beni.
● Ne güzel şey; senden gayrısını takmamak, tanımamak.
● Seni tanımak ne yalçın bir kadermiş!
● Bilmiş, bilmişler sana nasıl yandığımı.
● Seni cehennemî bir hasretle öperim.
● Seni sevmek; ölümlere, zulümlere panzehirdir.
● Nemsin be? Sevgili, dost, yar, arkadaş… Hepsi.
● Sensiz tadı yok bu evrenimin.
● Hasretim yazına, hasretim yüzüne.
● Gözlerinden, gözlerinden öperim.