Kadir

Kadir
İşte matbaanın geç gelmesi..
128 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·624 syf.··
2021 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2021 15:37
Göklerden Gelen Umut, Döngü adlı bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı. 2177 yılında başlayan ancak, zaman ve mekan algımızın ufuklarını düş gücümüzün ötesinde genişliklere taşıyan bir hikaye. Kitapta bizi şaşırtan tek şey zamanın ve uzamın bu akıl almaz genişliği olmuyor. İnsan (maddi varlığıyla veya düş gücüyle) nereye giderse gitsin kendisini de yanında götürüyor. Bilincini, duygularını, ahlakını, kimliğini kısacası insan dediğimiz olgunun içinde her ne varsa, her yerde onunla yüzleşiyor. Odasında yorganı kafasına çektiğinde kim oluyorsa, zamanın en uzak köşesinde, evrenin en bilinmeyen bir ucunda da o oluyor. Zaten kendi küçük odamız da aynı sonsuz evrenin bir köşesi değil mi? Ancak, başka zaman ve mekandaki insan için farklı olan bir durum var: Yaşadığı zamanın ve mekanın yanıltıcı bağlamından kurtulmuş olması. Kitapta söz konusu bağlamın olumsuz etkileri 'kültür paraziti' ve 'dogma paraziti' kavramlarıyla adlandırılmış. Hikayede de bu bağlamın insanlık için oldukça sıradışı bir biçimde değiştiğine şahit oluyoruz. Kitabın kahramanları ise bu değişimin en yakın tanıkları ve aktörleri olarak karşımıza çıkıyorlar. Pek çok milletten karakterin yer aldığı kitapta, yazarın oyunu barış ve sevgiden yana kullandığını görmemek imkansız. Alışılmış bilim kurgu eserlerin aksine, insani duygu ve değerlerin bu kitapta kendine çok daha fazla yer bulduğunu söylemek gerekiyor. Karakterler; okurun yabancılık çektiği, başka zaman ve mekanların kimliksiz varlıkları olmaktan çok uzak; bütün benlikleri ve canlılıklarıyla kendilerini gösteriyorlar. Ayrıca kitapta gerekli ölçüde (biraz alaycı) bir mizahın da kendine yer bulduğuna değinmek gerekiyor. Kitap okuruna söyleyebildiklerinden çok daha fazlasını, onlara sordurduğu sorularla veriyor. Kitabın da bu sorulara bir cevabı var elbette.
Göklerden Gelen UmutKemal Sinan Özmen · Bilgi Yayınevi · 202061 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·591 syf.··
2020 116. kitabı
Felsefe tarihini bir kitapta toplamak ve felsefi düşünme becerisini başta okul çağındakiler olmak üzere okurlarına kazandırmak isteyen yazar, denilebilir ki bundan daha iyisini yazamazdı. Tam bu cümleyi yazdığım anda, yazarın bir filozof için en büyük günah saydığı hatayı işlemiş oluyorum aslında. Yazar bu cümleyi okusaydı, muhtemelen hayal kırıklığına uğrar ve kitabının beklediği etkiyi bırakamadığını düşünürdü. Çünkü o, kitap boyunca herhangi bir konuda kesin ve değişmez yargılarda bulunmanın, insanı felsefi düşünme biçiminden uzaklaştıracağını, onu dogmatik biri yapacağını anlatmayı amaç ediniyor. Sofie'nin Dünyası bir felsefe tarihi romanı olarak yazılmış. Sofie, 15. yaş gününü bekleyen küçük bir kızdır ve bir gün posta kutusunda ilginç bir mektup bulur. Tek bir soru yazılıdır mektupta: KİMSİN SEN? Bütün bir kitap boyunca da, hem Sofie hem de biz, kim olduğumuz sorusunun cevabını arayıp duruyoruz. Antik Yunan'dan günümüze kadar, bütün felsefi süreçleri kısa ve özlü bir biçimde ele alırken, aynı zamanda Sofie'nin oldukça sıradışı hikayesini takip ediyoruz. Hikayenin kurgusu, kitaba ciddi bir sürükleyicilik kazandırsa da asıl amacı bu değil. Olaylar öyle bir şekilde gelişiyor ki, okur ne olduğunu anlamaya çalışırken, felsefi düşünme biçmini izlemek zorunda kalıyor. İşte bu noktada kitap, bir felsefe tarihi kitabı olmanın çok daha ötesine geçmiş oluyor. Kitabın sonunda ise ilginç bir biçimde kendimizi hüzünlenmiş buluyoruz. Evrenin, insanın, maddenin ve aklın sırları üzerine düşünüp dururken bizi bu noktaya getirebiliyor olması biraz şaşırtıcı. Sanırım bu hüzünlü hal, insanlığın yüzyıllar boyunca aradığı cevaplara bir türlü ulaşamamasının yorgunluğundan, evrenin sırları karşısındaki büyük çaresizliğinden ileri geliyor. Ancak Sofie'nin hikayesi bize, bu belirsizlik
Felsefe
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2020 104. kitabı
Kitabı ikinci defa okudum. Değerini fazlasıyla ispatlamış bir yazar ve kitabı üzerine söz söylemek oldukça zor bir iş olsa da, okuyacak olanların kitaptan daha verimli bir şekilde yararlanmasını sağlayabilecek bir kaç cümle yazmak istiyorum. Genç bir mühendisin intihar haberiyle başlayan kitap, onun ve bu haberden oldukça etkilenen yakın bir arkadaşının yaşadıkları üzerinde duruyor. Alaycı ve esprili bir dille, yarı aydın denilebilecek bireyin sorunları ele alınırken, toplumsal pek çok konuya da değiniliyor. Kitap dört bölümden oluşuyor ve peşinen söylemek gerekirse en akıcı kısma, ancak dördüncü bölümde ulaşıyoruz. Özellikle birinci bölüm bazı okurların sabrını zorlayabilecek karmaşıklıkta. Bu bölümde kitabın genel konusundan biraz bağımsız, bazı sıradışı sayfalarla karşılaşıyoruz. Aslında bu sayfalarda, hikayenin kahramanlarından ziyade, toplumun ve dönemin aydınlarının konu edinildiğini ve onların alaycı bir dille eleştirildiğini görüyoruz. Örneğin bu kısımlardan birinde, birden yüzyıllar öncesinde, Orta Asya Türklerinin arasında buluyoruz kendimizi. Fakat aslında burada, kitabın yazıldığı dönemin aydınlarının ciddi bir eleştirisiyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Birinci bölümden sonra, ikinci ve üçüncü bölümde okur biraz rahatlıyor ve kahramanların hikayesi daha dolaysız bir biçimde anlatılmaya başlanıyor. Üçüncü bölümde yaklaşık yetmiş sayfalık bir kısmın, nokta da dahil olmak üzere, hiçbir noktalama işareti kullanılmadan yazıldığıyla karşılaşıyoruz. Bu zorlu engeli de aştıktan sonra, dördüncü bölümde, okuru içine alan, tempolu, akıcı sayfalarla kitabı bitiriyoruz. Başta ifade ettiğim gibi, okuru oldukça zorlayan bazı bölümleri olsa da Tutanamayanlar'ın sabırla okunması gereken bir başyapıt olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·202 syf.··
2020 143. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2020 05:25
Evden çıkamadığımız şu günlerde, garip bir sebep yüzünden evden çıkamayan adamın hikayesini okumak gerçekten ilginç bir tesadüf ve sıradışı bir deneyimdi. Kitapta başka öyküler de var, ancak hem uzunluk hem de içerik bakımından, kitaba adını veren 'Korkuyu Beklerken' öne çıkıyor. Diğer eserlerinde olduğu gibi yine toplumla uyuşamayan, yabancılaşmış, yalnızlaşmış, tutunamayan bir kahramanımız var. Onunla birlikte uzunca bir süre evde kalıyoruz ve hiç susmayan iç sesini dinliyoruz. Oğuz Atay okurları bilirler; o, sadece yaşadığı dönemin değil, şu an içinde bulunduğumuz dönemin de ötesinde bir zihne sahip. O birlikte yaşadığı toplumu eleştirirken, kendisini de bu eleştiriden mahrum bırakmayan bir yazar. Sadece eleştiriyor mu? Hayır, toplumla alay da ediyor ve yine kendisi de bu alaydan nasibini alıyor. Böylece okuyucu, alışılmış aydın birey bunalımlarından daha fazlasıyla, incelikli bir güldürüyle de karşılaşıyor.
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Puan vermedi·154 syf.··
2020 142. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2020 04:22
Uzun zamandır bizimle bu denli aynı dili konuşan bir yazarla karşılaşmamıştım. Bunda elbette yazarın genç olmasının etkisi büyük. Zaman zaman günümüz konuşma diline ait ifadelere yer vererek bazı ciddi riskler alıyor olsa da, bunların üstesinden gelmeyi başarıyor. Öykülerde işlenen veya işlenmeyen konulara baktığımızda veya sade diline rağmen kurgulanışlarındaki incelikleri fark ettiğimizde bunların yetkin bir yazarın ürünleri olduğunu görebiliyoruz. Aile, çocukluk, geçmiş, aşk, yalnızlık, kent yaşamı, yabancılaşma gibi pek çok konuya değinen yazar, küçük bir anılar geçidi yapıyor sanki. Bunun yanında, pek çok çağdaş yazar gibi, toplumun yadırgayacağı uç konulara da değinmiş bir iki öyküsünde. Genel olarak sakin bir iklimde seyreden öykülerin son cümlelerinde, ayrı bir incelikle karşılaşıyoruz. Öyle yalın ve kısık cümlelerle bitiriyor ki öykülerini, bu sessiz finaller, okuyanın zihninde tam tersi güçlü ve gürültülü bir etki bırakıyor. Sanırım kitapta en güçlü öyküler sonlara saklanmış. Gittikçe okuyanı etkisi altına alan bir sıralama izlendiğini hissedebiliyorsunuz.
Atları Bağlayın Geceyi Burada GeçireceğizMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20195,2bin okunma