Okudum efendim, epeyce ve bolca okudum. Ve okudukça gördüm ki, insan kendisinde gizliymiş. İnsanın sırrı kendiymiş. İnsanın en değerli hazinesi denizler aşıp kaf dağının ardına bile dolansa, kendi evinin bahçesinde gömülü; insanın cenneti kendi kalbine doğrulttuğu gözlerindeymiş.
Alıntı
göçmen kuşlar kaf dağına gider mi târümâr olanlar kıyâm eder mi çağın ümmîlerine ve sana gözleri olmayan mağarayı ödünç verdiğim dudaklarımla okuyorum kutsal sayfalarından beyazın ve siyahın tavan çöküyor; başımı sallıyorum bir gün gelir misin divân-ı hümâyûnla bir hayâl körfezinden yanan gemileriyle muhâcir orduların duvar çatlıyor; başımı sallıyorum çatlıyor dünya iki yerinden mağma yakın mı yakın damar kesik; kan doluyor deriye ufka baktığında doğuya dönüp yerine koyarak kaybolan yıldızları gözlerinde mehtâb, saçlarında ay dokunur musun karanlığıma
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fazl Ziyad, Ahmed Hanbel’den aklın yerinin dimağ-beyin- olduğunu nakletmiştir. Ebû Hanîfe de aynı görüştedir. Bizim mezhebimizden bir grupsa aklın kalbde bulunduğunu söylemiştir; ki bu aynı zamanda İmam Şâfii’nin de görüşüdür. Bunlar kalbin akıl anlamında kullanıldığı; “Şayet yeryüzünde dolaşsalardı düşünecek -akledecek- kalbleri olurdu.” (Hacc/46) “ Şüphesiz ki bunda kalbi -aklı- olanlar için bir öğüt vardır.” (Kaf/37) âyetlerini delil getirmişlerdir. Bu da aklın yerinin kalb olduğunu gösterir.
Sayfa 15 - Şule Yayınları·Kitabı okuyor
Müştehir Karakaya..
Gençliğini hiç yaşamamış, hastalıklarla boğuşmuş, akademik bir kariyer yapmamış, kendine has bir delilikle İstanbul'da at koşturmuş, ihanete uğramış, üç günlük dünyasında üç gün üst üste hiç karnı doymamış, aristokrat bir aileden gelen ama ne şehirli olabilmiş ne köylü kalabilmiş, ölümle yaşam arasında gelgitleri olan, nirvanayı arayan, Kaf Dağına doğru kanatsız yola çıkan bir meczup...
Sayfa 65·Kitabı okudu
Şurası bir hakikattir ki eczanın tebeddülü, küllün te beddülünü muktezidir. Bunun için muhakkikler, âlem her nefeste, yani her anda halk-ı cedid ile mahluktur (yok olup var olur). Bu hakikati “Bel-hum fi lebsin min halkin cedid” [Kaf, 50/15: “Doğrusu onlar, yeni bir yaratılıştan iltibastalar”] âyeti teyid eder.
1000Kitap
Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl.