faik

faik
“Don’t give up on yourself.”
Memur
Yüksek Lisans
İstanbul
31 Mayıs 1995
36 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
coşkulu değildi, günün birinde her birimizin üstüne çöken ve sonuna kadar da bizimle kalan ebedi uyuşukluk çoktan yutmuştu onu herkes hayata senin gibi baksaydı dünya nasıl bir yer olurdu hiç düşündün mü? 13/11/2025 21.47
Reklam
tebrik edin beni, galiba delirdim. dostum, sadece sürüden ayrılmayan sıradan insanlar sağlıklı ve normaldir. göz kapağı seğirmesi, aşırı yorgunluk, dejenerasyon ve benzeri konulara dair varsayımlar ciddi ciddi sadece hayatın amacını şimdide gören, yani sürüden ayrılmayan insanları kaygılandırabilir. kim ne derse desin, kan çok önemli. sevinç doğaüstü bir his mi? insanın normal hâli bu olamaz mı yani? insanın aklî ve ahlaki gelişimi ne kadar yüksekse, ne kadar özgürse hayat ona o kadar keyif verir. sokrates, diogenes ve marcus aurelius keder değil, sevinç duyarlardı. havari de demiş ki: her zaman sevinin, sevin ve mutlu olun. doktorlar ve iyi kalpli akrabalar, eninde sonunda insanlığın aptallaşmasına, vasatlığın dahilik sayılmasına ve medeniyetin yok olmasına sebep olacak. her insan, olduğu şeyden memnun olmalıydı. 13/11/2025 15.55
insan sevinci ne kadar da sefil, kısa ve hayal kırıklığıyla dolu. paranız ne kadar az olursa, endişenizin de o kadar az olacağı iddiası aslında belli sınırlar çerçevesinde doğru. mücadelesinde sebat eden kazanır, yılmak yok. biz asla tartışmayız; münakaşa burjuvazinin hobisidir. bizim tartışmalarımız, eylemlerimizdir. avrupa’da futbol ile sosyalizmin esrarengiz bir bağlantısı var. görüntü, görüntü, her şeyden önemlidir. aç görünmek ölümcüldür. insanlarda da seni tekmeleme isteği uyandırır. yahudiye güveneceğine yılana güven, yunana güveneceğine yahudiye güven ama ermeniye asla güvenme. zor olan yemeği pişirmek değil, her şeyi zamanında yapmaktır. erkek aşçıların kadınlara yeğlenmesinin sebebi, daha üstün bir yöntem kullanmaları değil; dakiklikleridir. bir yemeğe ne kadar çok para verirseniz, o kadar çok ter ve tükürük yemek zorunda kalırsınız denilebilir. kirlilik, oteller ile lokantaların özünde vardır çünkü yiyeceğin temizliği; dakiklik ve şıklık uğruna gözden çıkarılır. hala mutluyduk ama dalgın bir mutluluktu bu. bağrışmalar bitmiş, şamatalı halimizden eser kalmamıştı. artık mutlu da değildik… harikulade bir dünyanın harikulade sakinleri değil de, sefil ve rezil bir şekilde sarhoş olmuş, karın tokluğuna çalışan bir işçi grubu olduğumuzu idrak ediyorduk. fakat akıllı bir adam için imkansız diye bir şey yoktur.
sürekli aynı şeyleri yapıyorsun, sonra da neden hiçbir şey düzelmiyor diye soruyorsun. düzelse saçmalık olmaz mıydı? hayat bu! hayat devam ediyor. biz de devam etmeliyiz. değişmezsen sönüp gidersin. korkmasaydın ne yapardın? bir şeyler yapmazsanız her şeyin daha kötüye gideceğinden korktuğunuzda, bu sizi harekete geçirir. ama hiçbir şey yapamayacak kadar korkmak iyi değildir. geç olması, hiç olmamasından iyidir. yeni bir yöne doğru hareket edersen, bulman kolaylaşır. korkularının ötesinde hareket edersen, kendini özgür hissedersin. bir kez korkusunu yendikten sonra, her şey ona düşündüğünden de fazla keyif vermeye başlar. daha bulamadığım halde, yeni peynirin tadını çıkardığımı hayal etmek beni bu peynire götürüyor. eskiyi ne kadar çabuk unutursan, yeniyi o kadar çabuk bulursun. korkular onu yönetmediği zaman mutluymuş. labirentte arama yapmak, peynirsiz kalmaktan daha güvenli. insan kafasında yarattığı korkuyla, her şeyi olduğundan daha kötü görüyormuş. değişim ancak beklemediğinizde ya da aramadığınızda sizi şaşırtabilirmiş.
bütün dahi insanlar melankoliktir. en büyük mutluluk, kişiliktir. anlayışlı olmak mutluluğun ana parçasıdır. düşünmemekte hoş bir hayat vardır. aklı başında kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir. başkasının mutlu olması seni rahatsız ediyorsa, asla mutlu olamazsın. önünde ne çok kimsenin olduğunu görürsen, ne çok kimsenin de arkanda olduğunu düşün. isteme öğretilmez. gemlemek zorundayız, göğüsümüzdeki yüreğimizi. göğsünü saran zincirleri kırıp, sızlamayı kesen kimse ruhunun en büyük kurtarıcısıdır. yeryüzünde yürüyen ve soluk alan yaratıklar arasında insandan daha güçsüz bir yaratık beslemez ana toprak. tanrılar ona sağlığını ve mutluluğunu bağışlar. zor zamanlarda itidalini korumayı, güzel anlarda da aşırı sevincini dizginlemeyi hatırla. ne değerli oluyor elde edemediklerimiz… bir kerede elde ettik mi, başka şeye yöneliyor tutku. dinmez, onulmaz bir susuzlukla bağlıyız yaşama. insan, yapabileceklerini isteyerek yapmalı ve çekmesi gereken acıyı isteyerek çekmelidir. istediğimiz gibi yaşamamalıyız, yaşayabileceğimiz gibi yaşamalıyız.