Kağıt Ev (Casa de papel), Arjantinli yazar Carlos María Domínguez’in kaleme aldığı, kitaplara, kütüphanelere ve okuma tutkusuna adanmış, büyüleyici ve sarsıcı bir uzun öyküdür. İlk kez 2004 yılında yayımlanan bu kısa ama derinlikli eser, edebiyat dünyasında kült bir başyapıt olarak kabul edilir.
Hikaye, Cambridge Üniversitesi'nde İspanyol edebiyatı profesörü olan Bluma Lennon’ın, sokakta yürürken elindeki Emily Dickinson şiir kitabını okuduğu sırada bir arabanın çarpması sonucu trajik ölümüyle başlar. Onun yerine göreve gelen meslektaşı ve eski sevgilisi olan anlatıcı, bir gün Bluma adına gelen gizemli bir kargo teslim alır. Kargonun içinden, üzeri çimento kalıntılarıyla kaplı, sıra dışı bir Joseph Conrad kitabı çıkar. Bu gizemli kitabın izini süren anlatıcı, kendisini Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya ve oradan da okyanus kıyısındaki ıssız bir kasabaya götüren bir araştırma içinde bulur. Bu arayışın sonunda, kitaplara olan tutkusu zamanla akılalmaz bir saplantıya dönüşen Carlos Brauer adında gizemli bir koleksiyoncu ve onun kitaplardan inşa ettiği gerçek bir kağıt ev ile karşılaşır.
Carlos María Domínguez, bu kompakt ve şiirsel anlatısında kitapların insan hayatını nasıl zenginleştirebileceğini, ancak doğru sınır çizilmediğinde o hayatı nasıl ele geçirip yok edebileceğini muazzam bir dille anlatır. Eser, kütüphanelerin birer hafıza mekanı olduğunu vurgularken, mülkiyet ve biriktirme arzusunun insan ruhundaki yıkıcı etkilerini de felsefi bir derinlikle sorgular.
Kağıt Ev; her kitapseverin kendi okuma tutkusunu, kütüphanesiyle kurduğu bağı ve edebiyatın gücünü derinden sorgulamasını sağlayacak, bir oturuşta okunacak ama akıldan asla çıkmayacak kadar büyüleyici bir edebi mücevherdir.