"Bir gün girdi araya. Bir gece girdi. Tatsız tuzsuz yemekler, büyüsü kaçmış bir fincan kahve, uyanış anından korkulan huzursuz bir uyku girdi. Karanlık geldi, kalbimin üzerine oturdu. Karanlıktan çok korktum. Korku indi kalbimin üzerine, kalbimin içine oturdu. En çok da onda gördüğümün, benim onda görme kabiliyetim kadar olduğunu fark ettiğimde korktum."
"Kahve, alkolün antitezi, sarhoş edici değil ayıltıcı, duyguları donuklaştıran ve gerçekliği bulanıklaştıran değil algılamayı yükselten içki olarak görülmeye başlandı."
" Kahvenin çekiciliğini arttırıcı bir özelliği de, yeni bir içecek olmasıydı. Yunanlıların ve Romalıların bilmediği bir içkiydi; onların bilmediği bir içkiyi içiyor olmak, on yedinci yüzyılın düşünürlerinin eski dünyanın sınırlarının ötesine geçebildiklerini vurgulamalarının başka bir yoluydu. Kahve büyük ayıltıcıydı, açık fikirliliğin içkisiydi, modernliğin ve ilerlemenin simgesiydi- kısaca, Akıl Çağı için ideal içecekti."