ℬ𝒾𝓏𝒾𝓂 𝓏𝒶𝓂𝒶𝓃𝒾𝓂𝒾𝓏
Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktığı hisle hatırlanıyor. Bizim Zamanımız benim için tam da böyle bir kitap oldu. Sayfalar ilerledikçe kendimi geçmişe özlem duymaktan çok, kaybettiğimiz bazı duyguları düşünürken buldum. İnsanların birbirini gerçekten dinlediği, hayatların birbirine değdiği zamanları hatırlattı bana.
Mihrap’ın hikayesi ilk bakışta tek bir kadının yaşamı gibi görünse de aslında birçok insanın içinde sakladığı kırgınlıklara dokunuyor. Onun sessizliği, bekleyişleri ve hayata karşı verdiği mücadele oldukça gerçek hissettirdi. Bu yüzden karakterle arama bir mesafe koyamadım; sanki tanıdığım birinin hayatını dinliyormuş gibiydim.
Kitabın en sevdiğim yanı abartıya kaçmadan duyguyu okuyucuya geçirebilmesi oldu. Neşeyle hüznün yan yana yürüdüğü, bazen gülümseten bazen de düşündüren bir atmosferi var. Özellikle mahalle yaşamının anlatıldığı bölümlerde sıcaklık hissi çok güçlüydü.
Kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok insanlar kaldı. Sesleri, hikayeleri ve yarım kalan hayalleri...
Bu yönüyle Bizim Zamanımız, yalnızca okunup geçilecek bir roman değil; okurunda iz bırakan, zaman zaman dönüp hatırlanacak kitaplardan biri olarak yerini aldı
Sizlerde doksanlara konuk olmak bu sıcaklığı hissetmek isterseniz kesin okuyun derim ben çok ama çok beğendim. Okuyunca sizler de o samimiyete hayran kalacaksınız