Çöken Bir İmparatorluğun ve Kokuşan Bir Aydın Neslinin Otopsisi
9/10
·576 syf.··
2026 24. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 08:46
​Yakın tarihimizin en sarsıntılı fay kırılmalarını; Abdülhamid, İttihat ve Terakki ile Mütareke dönemlerini okumak için kurguya sığındığınızda karşınıza çıkacak en sarsılmaz anıt Üç İstanbul'dur. Tevafuk odur ki, koca bir imparatorluğun tasfiyesini anlatan bu eseri, satır aralarında karşıma çıkan o karanlığı yırtan umut ışığıyla, 19 Mayıs'ta bitirmek okuma serüvenimi çok daha anlamlı kıldı. Yazarın bu üç dönemi de bizzat yaşamış olması, eserdeki siyasi ve sosyolojik havanın altını bir tarihçi soğukkanlılığıyla dolduruyor. ​Kitabın teknik anlamdaki en vurucu yanlarından biri, yazarın dönemsel ve zihniyet değişimlerini uzun nutuklarla değil; "şark odası", "kalpak" gibi eşyalar ve dekorlar üzerinden ustaca hissettirmesidir. Yüzden fazla karakterin olduğu bu devasa kadroyu genellikle ziyafetler ve balolar gibi büyük sahnelerde bir araya getirerek okuru yormaktan kaçınmış, aralara serpiştirdiği ufak hatırlatma cümleleriyle de kurgu hakimiyetindeki dehasını göstermiştir. ​Eserin dili konusunda yapılan eleştirilere katılmamakla birlikte, yazarın burada çok bilinçli bir "katmanlı dil" kullandığını belirtmek gerekir. Anlatıcı olarak nispeten temiz bir dil kullanırken; karakterlerin diyaloglarında, mektuplarında veya Adnan'ın kaleme aldığı "Yıkılan Vatan" adlı roman kesitlerinde mecburen dönemin o buhranlı, şatafatlı ve ağdalı "aydın" lisanına bürünmüştür. Ayrıca Tolstoy, Nietzsche ve Freud gibi düşünürlerin isimlerinin konaklarda yankılanması, eseri basit bir dönem kurgusu olmaktan çıkarıp, imparatorluk çökerken Batı'nın buhranlarıyla yönünü bulmaya çalışan Türk aydınının entelektüel krizini yansıtan bir fikir laboratuvarına dönüştürüyor. ​Karakter tahlillerine gelirsek; güç ve para zehirlenmesiyle adım adım çürüyen Adnan'ın çöküşü, bizzat devletin çöküşüyle paralel
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,379 okunma
Bu kitap farklı
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
İstanbul Sirkeci ile kaderi değişen İTC nasıl kuruldu? İbrahim Temo ve arkadaşları neler yaptı? Parti nasıl birleşti? Cemiyetten fırkaya. 3 paşalar. Dönemi 1908-1918 İTC hükümeti I. DÜNYA SAVAŞI Almanya ittifaklığı? Enver paşa, Talat Paşa,Cemal Paşa Almanlara güvenmeme Yukarda gördüğünüz başlıklar ve daha fazlası. İttihat terakkiye olan hayranlığım hocamın bu kitap yazarları içerisinde bulunması beni daha çok meraka sürükledi. İttihat terakki ve dönemi için akademik bir kaynak. Adil hafızanın ışığında anlamanız dileğiyle.
Bayrak Kalpak RevolverHakan Boz · Timaş Yayın Grubu · 202398 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·404 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
EL KIZI ORHAN KEMAL 404 SAYFA #Ortakokuma #Okudukbitti Yorum ve görsel sevgili Lider Ersan ablama aittir. Alıntılar ise benden. BİZ ALTIN KIZLAR OKUMA GRUBU: Azime Matlı, Gül Güleryüz, Zeliha Erdoğan Demir, Münevver Geniş, TC Arzu Ortaören, Bahar Esen ve Ben Lider ERŞAN ​Bu ay ORHAN KEMAL... EL KIZI okuduk. ​ORHAN KEMAL... Değerli yazar, bu romanında da toplumsal bir yarayı işaret ediyor. • ​Eşini evde ikinci planda gören bir koca; • ​Kendini evin hakimi gören bir kayınvalide; • ​Eşinin kadın tarafıyla ilgilenen gerisini annesine havale eden bir aile reisi... • ​Susmanın, kabul etmenin çözüm olacağını düşünen ve öyle davranan, • ​Layık olmadığı bir hayata mahkum olan bir eş, bir bahtsız kadın. • ​Üzerine titreyerek büyütülürken bir dosta emanet edilen, hayatının en mutlu döneminde, hayatının en büyük travmasını yaşayan bir erkek evlat. ​Kitabın değerlendirmesinde kimimiz kayınvalideye, kimimiz evin erkeğine, kimimiz kendini bir türlü kabul ettiremeyen gelin Nazan'a kızgındık. ​Zeliha Erdoğan Demir: "Yazarın ağlayarak yazdım dediği bir kitap EL KIZI. İçinde yaşadığı toplumu çok iyi gözlemleyen yazarın diğer kitapları gibi 'El Kızı' da toplumsal ve sosyolojik ögeler barındırıyor, Kabuğunu kırıp bu günlere gelen TC nin bir dönemdeki gerçeklerine ışık tutuyor." Grup olarak Zeliha Erdoğan'ın bu görüşüne katılıyoruz.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
“Elveda Gülsarı” Kitap İncelemesi
9/10
·224 syf.··
2026 1. kitabı
·
126 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 14:51
Elveda Gülsarı, Aytmatov’un 1960’ların sonlarında yazdığı bir eseridir. Artık yazarlığının olgunluk dönemine giren büyük usta, şahane bir esere imza atmıştır. Romanda, bir Aytmatov eserinin pek çok klasiğini görebilmekteyiz. Mesela hikaye geri dönüşlerle anlatılır. Hikayenin kahramanlarından birisi bir hayvandır. Yine bir Kırgız masalına yer verilmiştir. Semboller üzerinden sistem eleştirisi vardır… Romana artık ihtiyarlamış olan Tanabay ile bir at olan Gülsarı’nın güç bela ilerledikleri sahne ile başlıyoruz. Esas zamanda yaklaşık 5-6 saatlik bir süre geçerken, Tanabay, çok sevdiği atının ki, maalesef kolhoz uygulaması ve komünizm yüzünden at onun değil, devletindir, son anlarında geri dönüşlerle geçmişi hatırlar. Bu hatıraların çoğunda bir zamanların efsane atı olan ve adı dillerden dillere dolaşan Gülsarı da vardır. Gülsarı, daha yaşına bile girmeden Tanabay’a emanet edilmiş, yorga bir attır. Bu arada yorga koşusunun ne demek olduğunu merak edenler, bir video açıp izleyebilirler. Çünkü muhteşem bir koşu biçimidir. Asla dörtnala gitmez, ancak uzun mesafede yorulmak bilmeyen yapısıyla çok hızlı giderken, binicisini hiçbir şekilde sarsmaz. Hatta üzerine bir tas su koyun, dökülmez. Öyle asil, öyle muhteşem bir koşudur bu… İşte Gülsarı doğuştan bir taypalma yorga cinsi attır. Dahası Kırgız ülkesi, özellikle sert kışı, dağları ve hayvancılık faaliyetleri ile keçe çadır, kökbar, kımız, kalpak gibi yerel motifleriyle yine gayet başarılı bir şekilde işlenmiştir. Velhasıl, Aytmatov büyük bir usta olduğunu burada da bir kez daha ortaya koymuştur. Doğrusu okuyacak kişilerin pişman olacağına pek ihtimal vermiyorum :))) Keyifli okumalar diliyorum
1000Kitap
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,2bin okunma
9/10
·187 syf.··
Beğendi
·
2019 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2019 20:32
Şimdi üzerimizde ağır bir palto, başımızda kalpak, St. Petersburg’un o meşhur rutubetli soğuğunda yürüdüğümüzü hayal et. Neva Nehri buz tutmuş, gökyüzü kurşun rengi... Ama bizim işimiz bu soğuk sokaklarla değil, o pırıltılı ama zehirli kumarhanelerle. Kumarbaz sadece bir kitap değil, Dostoyevski’nin kendi kanıyla, borçlarıyla ve titreyen elleriyle yazdığı bir itirafnamedir. Dostoyevski bizi alıp hayali bir Alman kasabasına, Roulettenburg’a götürüyor. Sokaklarda lüks faytonlar tıkırdıyor, kadınların ipek etekleri hışırdıyor ama havada barut kokusu gibi ağır bir para hırsı var. Herkes bir şeylerin peşinde; kimi asaletini kurtarmaya çalışıyor, kimi bir mirasa konmak için yaşlı bir kadının ölümünü bekliyor. Ama aslında hepsi o küçük beyaz fildişi topun, rulet masasında hangi sayıya düşeceğine mahkûm. Aleksey, soylu bir ailenin yanında öğretmenlik yapan, zeki ama kaybedecek hiçbir şeyi olmayan o meşhur Rus genci. Polina’ya öyle bir aşık ki, kadın "at kendini şu uçurumdan" dese, "Hangi açıyla atlayayım?" diyecek türden. İşte bu aşk, onu o yeşil çuha kaplı masanın müptelası yapıyor. Sanıyor ki kazandığı paralarla Polina’nın kalbini de satın alabilir. Ama kardeşim, kumar masasında kazanılan para, ruhu sömüren bir avanstır sadece. Kitabın en efsane sahnesi odur. Herkes yaşlı kadının Moskova’da ölmesini beklerken, kadın tekerlekli sandalyesiyle "Ben geldim!" diye kumarhaneye girer. Miras bekleyenlerin suratını bir görmen lazım! Ama asıl trajedi şu: Kumarın o pis kokusu, o dimdik duran yaşlı kadını bile saniyeler içinde esir alır. "Sıfıra bas!" diye bağıran o ihtiyar kadın, aslında Rus ruhunun o anlık coşkusunun ve kontrolsüz yıkımının simgesidir. Dostoyevski bu kitabı borçlarını ödemek için sadece 26 günde yazdı. O yüzden kitabın her cümlesinde bir aciliyet, bir nefes nefese
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma
Atlas - Kasım 2025
Puan vermedi·102 syf.·
2026 2. kitabı
Atlas'ın 387. sayısında yeralan konular; ● Milli Mücadele: Zafer Yollarında Milli Mücadele kahramanlarına yer verilen bir canlandırma çalışması olan "Zafer Yollarında' filminin kayıp olduğu düşünülen görüntüleri gün yüzüne çıkarıldı. ● Ata Yadigârı: Kalpak Hikâyemiz, yüzyıllar önce Tanrı Dağları'nın yamaçlarındaki Orta Asya bozkırlarında başlıyor. ● Bitlis'te Kış Sıcağı: Budaklı Kaplıcaları Güroymak ilçesine bağlı Budaklı köyü sınırlarında yeralan ve yılın sert aylarında karla kaplanan vadinin bir noktasından buharlar yükseliyor. ● Sakaryabaşı: Kuruyan Vaha Eskişehir'in Çifteler ilçesinde, Sakaryabaşı mevkiindeki yeraltı kaynakları Sakarya Nehri'nin Karadeniz'de bitecek uzun yolculuğunu başlatıyor. ● Maldivler Fuvahmulah Adası: Kaplan Köpekbalığıyla Dalış Hint Okyanusu'nda dizilen Maldivler'in en özgün ve sualtı yaşamı en renkli adası Fuvahmulah. ● Trenle Batı Karadeniz: Karaelmas Ekspresi Ankara'dan kalkan Karaelmas Ekspresi, Zonguldak'a ulaşana kadar Batı Karadeniz'in en güzel sonbahar manzaralarının içinden geçiyor. ● Mersin: Karadaki Fin Balinası 2021'de kıyıya vuran ve Mersin Üniversitesi'nde toprağa gömülen Fin balinasının iskeleti, Ekim ayında bilimsel araştırma ve sergileme amacıyla kullanmak için topraktan çıkarıldı. Keyifli okumalar.
Atlas - Sayı 387 (Kasım 2025)Atlas Dergisi · Doğan Burda Dergi Yayıncılık · 20259 okunma