rüyamda bir tören oluyordu ve bu töreni yukardan birlikte izliyorduk, sanırım düğünümüz oluyordu. insanlar mavi kırmızı beyaz elbiseler giymişler sanki çok büyük bir olayı kutlar gibi danslar ediyorlardı. en güzelleri her zaman ki gibi sendin, buluttan bir elbise ve gökkuşağından bir taç ile yeryüzündeki en güzel kız... nasıl bu hale düştük güzel gözlü kız, nasıl bu kadar uzaklaştırdım kendimi senden. kirpiklerinin sayısını bilmek isterken ayrı kaldığımız günleri saymak zorunda bıraktım kendimi. sana da çok acı çektirdim biliyorum. bunu pişmanlığını da yaşıyorum diğer pişmanlıklarımla. sahiden beim hep aynı tıp senin dediğin gibi. ikimiz arasında bizden başka hiç kimsenin ne yaşacağı ne de anlayacağı bir iletişim oldu. ben şahsen başka hiç bir ilişkiye benzetemiyorum. çünkü benim bu kadar direttiğim senin bu kadar direndiğin zaman içinde yakınlık kurmuş sonrasında bu kadar uzak kalmış bir ilişki sanıyorum benzersizdir. yaşadıklarımdan öğrendiklerimle bir gün çıkıp karşına gelmek isticem, seninle bir kez daha görüşmek konuşmak belki anlaşmak ve bir yerden beraber yolumuza devam etme teklifi sunucam. şu sıralar tek düşüncem bu konuşma üzerine. yazıyorum çiziyorum okuyorum, bir faydası var mı bilmiyorum ama kendimde bulduğum son bir güçle yeniden sana uzanmak elimi uzatmak istiyorum... son bir defa elimden tutar mısın?... sanırım şu sıralar cevabını bildiğim az sorudan biri buydu her neyse umarım derslerine iyi çalışıyorsundur. ben de o sınıfları gördüm ve emin ol hiç bir hoca size kasıtlı bi kötülük yapmaz, alınan kararlar size zor gibi gelebilir ama emin ol tecrübelerine güvenmek sizin isteklerinizden daha doğru... yanlış anlama ama dersleri zaten gidilmeyen bir dönemdi ve sınav zamanı oturup ders çalışarak geçiyorduk. birinci sınıfı hepimiz böyle geçirdik ama tek fark