Sarayın Soytarısı

Sarayın Soytarısı
@kamchatka
BEĞENENLERİ ENGELLİYORUM ONUNLA AYNI ADI PAYLAŞANLAR HARİÇ
boldy
günler çok hızlı geçmiyor mu? yoksa bana mı öyle geliyor? sanki yokuş aşağı yuvarlanıyormuş gibi son sürat tüketiyoruz zamanı. hayallermize doğru kanat çırpmamız gerekirken aksi yönde bu denli hızlı bir sürüklenme kim olsa canını yakardı. oysa sevgilinin kollarında ferahlamak vardı şimdi, yüzüne bakıp sevda şarkıları söylemek elinden zehir dahi olsa içmek ve zamanı durdurmak onunlayken. zamanda yolculuk etmek belki, yolculuklarla zaman geçirmek ya da. senden ne kadar bağışlanmayı dilesem de yanıtsız kalacağını biliyorum. zaten çaresiz olan benliğim senin kapında daha bi aciz sanki. biliyor musun bir tek seni yenemedim bu hayatta. lisede organize bir kopya şebekesi kurmuştuk. bilmiyorum sana bahsetmiş miydim? çetenin başında ben vardım. bir çok arkadaşımı bir çok arkadaşım olmayanı kurduğum bu çeteyle bir çok sınavdan hakettiklerinden çok daha fazlasını hatta rüyalarında göremeyecekleri notları aldırdım. sonra bir şekilde yakalandık ve bir kaç öğretmene hesap vermek zorunda kaldık. çok sevildiğim için bana bir şey olmadı tabi hatta sanıyorum çetenin başında ben olduğum ve öğretmenlerle aramın iyi oluşu kimsenin ceza almamasını sağladı. o zamanlar GATA'yı yazacağımı söylememin etkisi de olmuştur belki. her neyse o günlerde bir öğretmenim bana demişti ki bak sen lider ruhlu birisin arkadaşların sensiz böyle bi şey yapamaz bir daha sakın böyle işlere girişme geleceğini mahvedersin. o günlerde ne demek istediğin anlayamadığım cümlelerdi ama şimdi içimdeki ruh ile öğretmenimin dediklerini örtüştürebiliyorum. evet ben içimde bir lider ruhu taşıyorum. bir gün küçük büyük bilemem bir yerde başa geleceğime inanıyorum. belki bir hoca olacağım belki bir kürsü başkanı belki bir başhekim dekan bilmiyorum ama ne olursa olsun etrafımdakileri yenecek hedef ve hayal ettiğim yere
İlişkiler
Reklam
Ütopya
insan sevdikleriyle ne kadar zaman geçirmek ister? yani bu hem ne kadar ister hem bu sürenin ne kadar uzun olmasını ister? hangi metrik sistem bunu ölçecek bunu anlayacak güce muktedir ki? bazı şeyler ne ölçülür ne bilinir sadece hissedilir. hissediyor musun seni ne kadar istediğimi? ya seni ne kadar özlediğimi? inanır mısın bilmem ama her gün bir kaç hayal evreni kurup seni o hayalin bir yerlerine yerleştirmeye çalışıyorum. bazen en güzel çiçek oluyorsun bazen kanatlı bir melek bazen bir kraliçe iyiliğiyle meşhur olmuş bazen de dünyanın en güzel aşçısı. ama hiç bir hayali evreni sana layık görmüyorum çünkü benim için sen hepsinden daha yüce daha üstün bir yerde olmalısın. varlığına kutsal bir anlam yüklememdeki bu çaba niye peki? çünkü bana sevgiyi gösteren bir ayna olduğunu düşünüyorum. sevginin bu hayatın yaratılış amacı olduğuna inanıyor ve bu yüzden seni yüce bir göreve atanmış kutsal bir elçi olarak her daim aklımda dolaştırıyorum. an be an seni gördüğüm ilk günden beri gözümde aklımda ve kalbimde büyüyor ve güzelleşiyorsun. aynı zamanda hasretin de büyüyor, özlemin yokluğun ve sana dair her şey büyüyor... saçlarım çok uzadı bugünlerde. uzatıp bağlasam mı diye düşünüyorum. hatırlar mısın saçımı uzatmam asla diye söyledğim için sığ görüşlü olduğumu söylemiştin. inan bana görebileceğin en sığ görüşlü olmayan insanlardan biri olduğuma dair hiç bir şüphem yok. farkediyorum ki aslında kendimi sana ya tanıtamamışım ya da olduğumdan çok farklı tanımana sebep olmuşum. hatalarımda yanayım pişmanlıklarımda kavrulayım ve sevginle feraha ereyim.... seni seviyorum... selam ediyorum
İlişkiler
Ufo
dün yorucu bir gündü. mutfak işlerini ben yaptım. sabah kahvaltı akşam yemek benim sorumluğumdaydı. evdeki imkanları kullanarak bizimkilere lahmacun yaptım. o kadar güzel oldu ki keşke sen de orda masada bizimle olsan ve bizimle yeseydin. inan bi şeyler başarmış olmanın tadını sen yoksun diye alamadım. yine de bizimkilerin sevmesi beni çok motive etti. sonrasında ders çalışırken masada uyuyakalmışım. gözlerimi açtığımda saat çok geç olmuştu. bu yüzden buraya yazmak için bugünü bekledim. aslında rutini bozmak istemiyorum çünkü artık sanki bu saatte seninle randevum varmış gibi geliyor. sanki milyonlarca kilometre uzaklıktan sana sesimi duyurabildiğim kutsal bir saat ve yer gibi geliyor burası. haberlerde gördüm üçyüzgün sonra dünyaya dönen bir astronot grubu varmış. ne ilginç değil mi insan hayret ediyor sanki başka bir zamandan gelmiş gibiler. acaba bir gün sen de bana çok uzaklardan gelir gibi gelecek misin? en kıymetlim; seni çok özlüyorum. ekmekte çayda kahvede kısaca her şeyde seni arıyorum... sabahları erken kalkıyor güneş doğarken bir tatlı esintiyle senin kokunu almayı umuyorum. çiçekleri suluyor, suyu ateşe koyuyorum. bir kahve yapıp günün ilk ışıklarında seni uyurken hayal ediyorum. sen uyurken kim bilir ne tatlı oluyorsundur. sahi sen uyur musun? sen benim gözümde hep bir melektin. sanki dünyaya bir amaç uğruna gönderilmiş gibiydin. yemin ediyorum yalan söylemiyorum seni hep kutsal görüyorum. belki sana duyduğum sevgiden bana öyle geliyorsundur ama oturup kendime öyle olmadığını telkin etmekle uğraşmak yerine seni düşleyip sevmekle vakit geçirmek istiyorum... saygı, sevgi ve özlemle... selam ederim...
Bilim
dağın kalbi
bir ay oldu ya da olacak... sensiz geçen günlerimi saymak değil niyetim ama sayılı olsa geçerdi sanırım. şu sıralar mahkumlar salınıyor, suçları affediliyor, hafifletiliyor, çevriliyor. bir şekilde hayalini kurdukları özgürlüklerine kavuşuyorlar. ben onlara bakıp diyorum ki ne kadar şanslısınız ey insanlar. size gözünüzle görmediğiniz bir mahlukat tarafından bahşedilen bu fırsatı çok iyi değerlendirin. değerlendirin ki gaflete düşüp aynı hataya ya da bir benzerine yeltenmeyin yine kendinizi elleri kolları bağlanmış mahkum edilmiş halde bulmayın. çünkü bana böyle bir şans herhangi bir şekilde verilseydi ben sanırım bu defa bir daha ne pahasına olursun onu avucumdaki kelebek gibi göğüsümdeki yürek gibi korur kollar ve gözetirdim. dün gece rüyamda bu defa çok ilginç bir şey gördüm. böyle rüyalar anlattığımda uydurduğumu düşünüyor olabilirsin ama sanıyorum hem fikirizdir ki şu anda yalan söylememin bana bir faydası yok. rüyamda en sevdiğim bir kaç arkadaşımla neyi arıyoruz bilmiyorum dağların arasında geziyoruz. değerli maden mi arıyoruz güzel taşlar mı tam emin değilim. ben bir dağın yamacına gidip dağdan bir kaç taş söküyorum ki dağ birden üzerime devrilmeye başlıyor. ne yapsam boş kaçsam kaçamam derken en yakın kenara koşuyoruz. arkadaşlar son anda kendilerini kurtarıyorlar ama ben dağın altında kalıyorum. bir yarıktan onlarla iletişim kurmaya çalışıyorum, sesimi duyuramıyorum; ben onların sesini duyuyorum gidip yardım çağıracaklarını söylüyorlardı ki ben bir oyuktan dışarıya çıkmayı başarıyorum. bu esnada uyandım saat yediye gelmek üzereydi ve terlemiştim, sırılsıklam olmuştum. allah hayırlara tebdil etsin inşallah. sana duyduğum özlemi nereye sığdıracağımı bilmiyorken hasretin rüyamdaki dağ gibi üzerime devrilmekte... kendine çok iyi bakıyorsun umarım. ben çok çok
Felsefe
Reklam