Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,4bin okunma
Suç ve Vicdan
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2022 22:23
Eğer ahiret diye bir yer gerçekten varsa orada mutlaka ama mutlaka konuşmak istediğim insanların başında gelen Dostoyevski'nin bütün bedenimi ele geçiren; düşüncelerimi, duygularımı, nefretimi, isyanımı, ruhumu kontrolü altına alan ve beni sayfalarca süren bir çölde susuz başıma bırakan inanılmaz kitabıyla ilgili biraz konuşmak istiyorum. Aslında 2022 yılına Suç ve Ceza okuyarak başladım, yani kitabı bitireli neredeyse yarım sene geçti. Ancak bir şeyler yazmak için hazır değildim, çünkü Dostoyevski'yi yazacaksam eğer en iyi şekilde yazmalıyım. Yavaştan incelememize başlayalım. Sokaktan geçen bin kişiye sorsanız Suç ve Ceza'yı duymayan yoktur, hatta Raskolnikov'u bile duymuştur herkes. Peki bu isim aslında bize neyi anlatır, kimdir bu Raskolnikov, neden bütün dünya bu roman karakterini tanır, hatta bir katil olmasına rağmen sever? Raskolnikov, Petersburg sokaklarına hayran hayran gezerken, iç sesiyle savaşan, ruhunda kopmaya hazır olan fırtınayla sohbet eden, yoksul bir hukuk öğrencisi. Raskolnikov'u anlamak için önce onu derinleştirmemiz gerekiyor ve direkt şu soruya cevap aramalıyız: İnsan, yüce bir amaç uğruna başka bir insanı öldürme hakkını kendinde bulabilir mi? Eğer cevabınız hayırsa Raskolnikov size şu şekilde karşılık verir: Ama tarihte binlerce komutan, padişah, kral ; zaman zaman toprak için olsa da çoğu zaman kendi çıkarları için, bazen halkın iyiliği için savaşlar başlatıp binlerce masum askeri öldürmüştür. Ve Napolyon'u örnek gösterir bize. Napolyon binlerce insanı, halkının 'iyiliği' adına öldürürken kahraman oluyorsa, ben neden bir insanı halkın 'iyiliği' için öldürdüğümde katil olayım? ''- Kan döktün sen! - Herkesin döktüğü kanı!... diye bağırdı Raskolnikov; büyük bir öfke içindeydi. Geçmişte ve günümüzde bir sel gibi akıtılan kanı!.. Şampanya gibi
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·688 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
Dostoyevski ile İnsan ruhunun en karanlık koridorlarında çıktığım bu uzun yolculuk bugün sona erdi. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki her kitabı okumanın doğru bir zamanı var. Buna katılıyor musunuz bilmiyorum ama ben emin oldum. Yaklaşık 10 yıl önce sıkılarak okuduğum ve bittiğinde de “of çok şükür bitti” dediğim kitabı bu sefer bambaşka duygular ve ucu bucağı olmayan sorularla elimden bırakıyorum. Bilmeyen yoktur diye düşünsem de kısaca romanın konusundan bahsetmek istiyorum. Adından da belli olduğu üzere bir suçun işlenmesiyle başlayıp cezası ile bitiyor. Buhran ve fakirlik içerisinde yaşayan Raskolnikov tabuta benzeyen odasında uzanırken başkalarına iyilik yapmak için bir “bit” olarak gördüğü tefeci kocakarıyı öldürmeyi planlar . Hesaba katmadığı şey ise eylemi gerçekleştirirken kadının kızkardeşinin de yanında olabileceğiydi. Fakat olanlar olmuş, bir baltayla iki kadını kana bulamıştı. Artık Raskolnikov bir katildi. Zaten psikolojik bunalım içerisinde olan Raskolnikov tasarladığı cinayetin başarısızlıkla sonuçlandığı için daha beter ve içinden çıkamadığı bir buhran içine girer. Bu anlattığım cinayet olayı kitabın ilk 100 sayfasını kapsıyor, kitabın geri kalan kısmında ise Raskolnikov’un düştüğü ikilem ve vicdanıyla hesaplaşmalar, sorgulamalar, ruhsal bunalımlar, sarsıntılar, nöbetler ve kabus gibi geçen günler size eşlik ediyor. Aslında Neyin suç neyin doğru olduğunu bildiğimizi sanıyoruz değil mi? Ama baş karakterin düşüncelerini okurken ikilem içerisinde kalmamak elde değil. Bize dünyayı, toplumu, ilişkileri, iyiyi, kötüyü, insani değerleri, ve kendi iç dünyamızı sorgulatıyor yazar. “-Sen neler söylüyorsun, ağabey?! Kan döktün sen!“ “-Herkes kan döküyor, farklı bir şey yapmadım. Geçmişte de oluk oluk kan dökülüyordu günümüzde de öyle. Şampanya gibi kan
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,4bin okunma