Bir Şair Bir Kitap
Alper Gencer – Ah! sen şimdi sabrımın taşını yuvarlarsın ** kırışır seni beklemekle geçen zaman belki hiç gelmezsin! ** yuvası zindan olan bir mahpus haykırışı: bir renksiz kanatlı kelebek olmak! neyin temrinisin ey hayat? kösnüdüğüm yağmurlar hangi otlara karşı? ** kıyam et! bağrımdan alıp da yürü sesimin şeriki olmuş bu çocuk bir çocuk bezmi elestten beri yürürlüğe konulmuş temsili bir pak. ** al işte bedenimden söküp de çıkar bulamadım nerede saklıdır o dert? ** güneş gözlerine bandı mı ışığı vakit aydınlıktır renginle o sıra ve afyonlu gülüşündür hayalimdeki... ** tozu dumana katmanın becerisinde: “yine hangi rüzgârın emrine amadesin?” ** bu gelincik bu rüzgâra fazla dayanmaz dertler giderek silahlanıyor
DERGAH
- Neler söylüyorsun sen, ağabey! -diye bağırdı Dunya; sesi umutsuzluk doluydu.- Kan döktün sen! - Herkesin döktüğü kanı!.. -diye bağırdı Raskolnikov, büyük bir öfke içindeydi.- Geçmişte ve günümüzde bir sel gibi akıtılan kanı!..
Sayfa 649·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Acıyı üstlenmekle, suçunu yarı yarıya temizlemiş olmuyor musun?" "-Suç mu? Ne suçu? Öldürenin kırk günahından arınacağı aşağılık bir tefeciyi, hiç kimseye hiçbir yararı olmayan, yoksulların kanını emen zararlı bir biti öldürmek mi suç! Bu suç benim umurumda bile değil ve onu temizlemeyi de düşünmüyorum. Nedir bu böyle: Dört yandan herkes, "cinayet! cinayet!" diye bağırıp duruyor!" " Kan döktün sen!" " -Herkesin döktüğü kanı!.. Geçmişte ve günümüzde bir sel gibi akıtılan kanı!..Şampanya gibi kan dökenler Capitol'de taç giyip insanlığın kurtarıcıları olarak kutsanmışlardı! Çevrene daha bir dikkatli bak bakalım! Ben de iyilik etmek istemiştim insanlara! Hem yaptığım bu bir tek aptalca şeye karşı yüzlerce, binlerce iyi ve güzel şey yapabilirdim... Aptallık da denmez bením bu yaptığıma... Doğrudan doğruya, beceriksizlik... Çünkü, başarısızlığa uğramazdan önce, hiç de şu anda göründüğü gibi aptalca görünmüyordu yaptığım iş. Başarısızlığa uğradı mı, her şey aptalcadır! Ben yaptığım bu aptallıkla kendime bağımsızlık kazandırmak, ilk adımını atmak, gerekli araçları edinmek istemiştim... Sonuçta sağlanacak yarar, bütün bu aptallıkları silip süpürecekti!.. Ama daha ilk adımda tökezledim, çünkü ben bir alçağım! Bütün sorun burada! Ama yine de sizin görüşlerinize katılmıyorum: Başarabilseydim, bana da taç giydireceklerdi! Anlamıyorum doğrusu: Yolunca, yordamınca kuşatılmış bir halk üzerine bombalar yağdırmak, biçim bakımından kimseyi rahatsız etmiyor ve saygıdeğer bir şey sayılıyor bu! Estetik kaygısı, güçsüzlüğün ilk belirtisidir! Hiçbir zaman, şu anda olduğunca apaçık duymamıştım bunu; suçumun anlamını ve buna niçin cinayet denildiğini şu anda olduğunca hiçbir zaman anlamamıştım ve kendimi hiçbir zaman şu anda olduğunca güçlü ve inançlı hissetmemiştim!..
Sayfa 649·Kitabı okudu
Edebiyat
Kan döktün sen!" ​ ​— "Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..."
Sayfa 609 - | Altıncı Bölüm - 7 || İletişim Yayınları
Edebiyat
ne acı ki sana güldüğüm günden beri beni üzmeğe uğraştın gözyaşlarım kan oldu ve sen döktün kadehlerine içtin
- Neler söylüyorsun sen, ağabey! -diye bağırdı Dunya; sesi umutsuzluk doluydu. - Kan döktün sen! - Herkesin döktüğü kanı!.. -diye bağırdı Raskolnikov; büyük bir öfke içindeydi. - Geçmişte ve günümüzde bir sel gibi akıtılan kanı!.. Şampanya gibi kan dökenler Capitel'de taç giyip insanlığın kurtarıcıları olarak kutsanmışlardı! Çevrene daha bir dikkatli bak bakalım!
Sayfa 648·Kitabı okudu
Alıntı